Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Eskişehir 23°C
Parçalı Bulutlu

Ufukta Erken Seçim Göründü

31.07.2020
553
A+
A-

Ülkenin ve Eskişehir’in gündemi yoğun kısaca özetleyecek olursak;
-Ayasofya AK Parti’yi kurtarır mı?
-HDP taraf değiştirir mi?
-CHP kongresinde Yılmaz Hoca hegemonyası zarar gördü mü?
-Gelecek ve Deva, İyi Parti’nin tabanını oyar mı?
-Haşim Ateş nasıl bir teşkilat kuracak?
-Tek kişilik orkestra: Dilara Tambova

Ayasofya AK Parti’yi kurtarır mı?
Ülkenin derdi tasası bir kenarda dursun, siyaset kendisine sabun köpüğü gündemler yaratmakla meşgul. Vatandaş desen, en azından önemli bir kısmı kendi derdini tasasını görmez, yandaşı olduğu siyasetçinin kılıcını sallama hevesinde. Biz bunların gördüğü neyi görmüyoruz, doğrusu anlamakta zorlanıyorum. Vallahi bizim gördüklerimiz saç baş yolduruyor. Bunlar Türkiye’ye nereden bakıyorsa ve bu rahatlık nereden geliyorsa, ben de o pencereden bakmak, o kafayı ben de yaşamak istiyorum. İktidarı da aynı, muhalefeti de aynı. İktidar yandaşı da aynı, muhalefet yandaşı da. Kardeşim şunu bir anlayın artık. Belki de dünyanın en başarılı algı operatörleri tarafından yönetiliyoruz. Dünya liginde dereceye girebileceğimiz tek alan da bu. İktidar başı her sıkıştığında gündeme pimi çekilmiş bir bomba bırakıyor, haydaaa herkes o gündemin peşinde. Asıl meseleler şurada duradursun, adeta herkesin gözüne perde iniyor ve hipnotize olmuş şekilde o bombayı mesele yapıyor. İşte buyrun en son bombamız Ayasofya meselesi. Öyle bir allandı pullandı ki, hani bilen bilmeyen İstanbul 1453’de değil de, bugün fethedildi sanacak. İstanbul 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve üzerindeki tüm varlıkları ile birlikte mülkiyetimiz haline geldi. Burada artık mesele edilecek, mevzu yapılacak bir durum kalmadı. Kime neyi ispat hevesidir, hangi kompleksin ürünüdür bu gerçekten anlamıyorum. Ayasofya ve Türkiye hürriyetine kavuştu diye manşetler atıldı. Haa demek ki, dünyanın en güçlü iradesine ve iktidarına sahibiz ama Danıştay, Ayasofya kararını verene kadar kendi malımız ve hürriyetimiz bize ait değilmiş öyle mi? Öyleyse Danıştay kararıyla hürriyetini kazanan ilk ülkeyiz. O halde Diyanet İşleri Başkanımız verdiği hutbede adını zikretmediği Danıştay’a teşekkür etmeyerek büyük haksızlık etmiş. Efendim manevi değeri varmış. Kimse kusura bakmasın; dadece Ayasofya değil, bu ülke toprakları üzerindeki her bir çakıl taşının manevi değeri vardır bizim için. Ve işte asıl mesele de budur. Evet Ayasofya çok kıymetli bir eserdir. İstanbul’un en nadide kıymetlerinden biridir. İtirazımız yok ancak bunu bir siyaset malzemesi haline dönüştürüp, kendi kutsallarımız üzerinden bir başka kültürün eseri olan bir mabede de farklı bir kutsiyet yüklemenin anlamı yok. Efendim hükümetin aklında erken seçim varmış, bunu da seçim malzemesi olarak gündeme getirmiş. Eğer iktidar bu konu üzerinden kendine oy devşirme hesabı yapıyorsa gerçekten pili bitmiş, enerjisi tükenmiş ve tükenişini kabullenmiş demektir. Bu mesele kendisine bağımlı hale gelmiş ve zaten kovsan başka bir yere gitmeyecek bir avuç insanı konsolide etmekten başka bir işe yaramaz. Çünkü artık mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü artık insanlar nefes almakta zorlanıyor. Çünkü artık bırakın diğer herkesi kendi teşkilatlarında ve tabanlarında bile inanç ve güven zafiyeti tavan yapmış durumda. Yani Ak Parti 18 yıllık iktidar sürecinin en zayıf ve savunmasız anını yaşıyor. Peki, muhalefetin hali nice? Onlar da Ak Parti’den hallice…

HDP taraf değiştirir mi?

Malum, CHP “hedef iktidar” sloganıyla bir kurultay gerçekleştirdi. Son yerel seçimlerde zafer kabul edilebilecek bir başarının özgüveniyle gidilen kurultay, Kemal Kılıçdaroğlu dahil CHP’lileri ne kadar memnun etti bilmem. Bildiğim bir şey var; AK Parti ve MHP ortaklığının oyları sürekli eriyor, ancak ana muhalefetin oylarında belirgin bir artış yok. Demek ki halk, hala CHP’nin kendini merkeze taşıma çabalarını ve ortaya koyduğu iddiaları çok da inandırıcı bulmuyor. Kendi içinde iktidar savaşı vermekten yorgun bir kurumsal yapı ve ülkenin içinde bulunduğu koşullara rağmen zafiyet ve hırslarını dizginleyemeyen bir kadro ile CHP nasıl iktidara yürür, doğrusu derin endişelerim var. İktidarın salvoları ile sürekli savunma yapmak zorunda kalan Kılıçdaroğlu, bu salvolardan sıyrılıp aynı şiddette karşı bir hamle geliştiremediği, kaptan köşkünden çıkıp halkın arasına inmediği sürece iktidarı ancak Allah’ın inayeti ve ittifak yapacağı partilerin lütfu sayesinde görür. Gerçi işin orası da biraz karışık. CHP’nin HDP gibi bir yarası var ve iktidar bloğu bu yarayı kanırtmak için elinden gelen herşeyi yapıyor. HDP açık ittifaktan yana ancak CHP hem iktidarın saldırılarından hem de mahalle baskısından dolayı bu konuda sıkıntılı. Cumhur İttifakı gibi sürekliliği olmasa ve sadece seçim için bir araya gelmiş olsalar da Millet İttifakı’nın diğer ortağı İyi Parti de HDP ile yan yana resim vermek istemeyenlerden. Üstelik İyi Parti yükselişte olan ve gücünü pekiştiren bir ortak CHP için. Bunları bir araya getiremeyeceğine göre nasıl bir formül bulacak doğrusu ben de merak ediyorum. Kim ne derse desin HDP önümüzdeki seçimin de belirleyici aktörlerinden biri olacak. Muhalif kanat HDP’yi dışarıda bıraktığı sürece iktidar bloğunu aşamaz. İşte aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumu CHP için. Hali hazırda iktidar ve iktidar karşıtlarının oy oranları yüzde 45-55 şeklinde. Yani HDP hangi tarafa geçerse o taraf 55 olur. Bu durum Cumhurbaşkanlığı seçimi için de parlamento dengeleri açısından da son derece kritik bir durum.

Gelecek ve Deva, İyi Parti’nin tabanına göz kırpar mı?
Tabii bu hesabı yaparken parlamento dışındaki partileri ve yeni kurulan Deva, Gelecek, Yeniden Refah gibi partileri de muhalif blokta sayıyorum. Gerçi Yeniden Refah Partisi’nin rengi henüz belli değil. Canım onun oyundan ne olacak demeyin. İş öyle kritik bir noktaya geldi ki, kazanmak için yüzde 50 artı 1 kişinin gerekli olduğu bir seçimde yüzde 0.1 bile belirleyici olabilir. Deva ve Gelecek partilerinin koşullar ne olursa olsun iktidar bloğuna yanaşacaklarını asla düşünmem. Keza Saadet Partisi’nin de… Burada Ali Babacan liderliğindeki Deva Partisi’ne ayrı bir parantez açmak isterim. Zira yine önümüzdeki seçimler için Deva Partisi’nin de çok belirleyici bir rol oynayacağını düşünüyorum. Eğer siyaseti biraz okuyabiliyorsam, teşkilatlanma çalışmalarını hızla nihayetlendirmeye çalışan Deva Partisi’nin teknokrat ağırlıklı çok iyi bir kadro oluşturduğunu, genç, dinamik ve donanımlı isimlerle son derece temkinli ve hazırlıklı geldiğini, mevcut koşullarda yapılan anketlerde gösterildiği gibi düşük seviyelerde kalmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Dolayısıyla muhalefet kanadındaki ittifakların oluşumunda da baş aktörlerden biri Ali Babacan olacaktır.
Dönelim Eskişehir’e…
Umutlarını hep bir sonraki bahara erteleyen illerden biri Eskişehir. Kabuğunu kırıp, beklenen patlamaya önderlik edecek bir siyasetçi de çıkmadı ne hikmetse. Halkın umut bağladığı ve gönül saltanatını sunduğu ne kadar siyasetçi varsa seçilir seçilmez ya arkasını döndü, ya da kendi saltanatının derdine düştü. Beceriksiz ve pısırık olanlar da ayrı bir dert oldu. Artık sinir katsayısının tavan yaptığı illerin başında gelen Eskişehir’de bu dönem tepkisel oyların ağırlık kazanacağını düşünüyorum. Açık söylemem gerekirse Ak Parti’yi bu dönem Tayyip Erdoğan da kurtaramaz Eskişehir’de.

CHP kongresinde Yılmaz Hoca’nın hegemonyası zarar gördü mü?

CHP’ye gelince… Madem açık konuşuyoruz, bunu da açıkça ifade edelim. Yılmaz Hoca hegemonyası CHP teşkilatları için de CHP’ye gönül verenler için de kabak tadı verdi artık. Kurultay’da bile Kemal Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesine isim sokarak Eskişehir’de birilerine gövde gösterisi yapmak gibi gereksiz hırsların kendi saygınlığına gölge düşürdüğünü düşünen ben dahil çok sayıda insan var. Bir tarafta Büyükerşen ısrarıyla genel başkanın anahtar listesine sokulan ama seçilemeyen Nuray Akçasoy, diğer tarafta Kazım Kurt başta olmak üzere teşkilat desteği ile genel başkanın listesini delen Gaye Usluer var. Bu görüntü genel merkezdeki iktidar kavgasının bir benzerinin Eskişehir’de de olduğunu gösteriyor. Kurumsal bütünlük ve disiplinin en gerekli olduğu bir süreçte bu örtülü mücadelenin de CHP’ye hayır getirmeyeceğini söyleyebilirim. MHP’yi uzun süredir kendi kurumsal kimliğinden sıyrılıp Ak Parti’nin şubesi gibi çalıştığından herhangi bir değerlendirmede bulunmak istemem. Öte yandan İyi Parti Meral Akşener’in son dönem siyaseti ile Türkiye genelinde nisbi olarak bir yükseliş trendinde olmasına rağmen aynı şeyin Eskişehir için geçerli olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Teşkilatın ve milletvekilinin elverişli tüm şartlara rağmen yerelde gereken etkinliği sergilediği söylenemez. Dolayısıyla yapılacak bir seçimde o tek milletvekilini muhafaza edebilir mi, bundan da derin endişelerim var. Mevcut bu durum Türkiye genelinde olduğu gibi Eskişehir’de de özellikle Deva Partisi için avantajlı bir pozisyon yaratıyor.

Haşim Ateş nasıl bir teşkilat kuracak?
Malum Deva Partisi Odunpazarı eski Belediye Başkanı İsmail Haşim Ateş’i Eskişehir il başkanı olarak atadı. Haşim Ateş’in nasıl bir teşkilat kuracağını ve elinde bulduğu bu avantajlı ortamı değerlendirip değerlendiremeyeceğini, ya da nasıl değerlendireceğini zaman gösterecek. Partinin teşkilatlardan beklentisi son derece yüksek. Zira kısa zamanda halka kendilerini anlatabilecekleri en kısa ve etkili yol teşkilatlar. Haşim Ateş’in de çok iyi bir teşkilat kurup kısa zamanda yola revan olması gerekiyor.

Tek kişilik orkestra Dilara Tambova
Bu bahsi kapatmadan araya bir dip not iliştirip geçeyim. Eskişehir’in önümüzdeki dönem siyaseti için Dilara Tambova ismini bir yere not edin.
Peki ortada seçim yok, bu kadar bahsi neden yaptık?
Yazılarımızı takip edenler bilir. Seçimler 2023’ü bulmayacak, Türkiye erken seçim yapmak zorunda kalacak diyeli neredeyse bir yıl oldu. o dönemde ne pandemi vardı ortada ne de başka bir şey. Ben bunu söylediğimde neredeyse meczup muamelesi yapanlar şimdi kendileri dillendirmeye başladı. Evet Türkiye erken seçime gidecek. Tayyip Erdoğan neden erken seçime gitsin ki diyenler, siyaseti görünen yüzüyle okuyanlar. Biz siyaseti başka türlü okuyoruz. Bir değerlendirme yaparken uluslararası paranın rotasından, egemen devletlerin strateji belgelerine kadar herşeyi hesaba katıyoruz. O nedenle iktidar ve yandaşlarının zafer naraları attığı zamanlarda biz derin eyvahlar çekiyoruz. Dilimiz döndüğünce de anlatmaya çalışıyoruz ama nafile… Sen iktidar karşıtısın deyip yaftayı yapıştırıyorlar. İktidar şakşakçılığı yapmıyorsak ne dediğimizin önemi yok onlar için. Lakin zaman bizi hep haklı çıkarıyor. Bu haklılık bizi kahretse de. Şimdi de diyorum ki ufukta erken seçim var. Herkes hazırlıklı olsun. Nokta.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Ladyera | LadyEra | Lady Era | Estrogenolit | Estrogenolit Hapı | Estrogenolit Damla