Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Eskişehir 10°C
Parçalı Bulutlu

AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Çizmelioğlu Haberötesi’nin Konuğuydu

AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Çizmelioğlu Haberötesi’nin Konuğuydu
22.10.2020
355
A+
A-

AK Parti Eskişehir Tepebaşı İlçe Başkanı Hakan Çizmelioğlu, Haberötesi ve Mavi Radyo’nun konuğu oldu. Geçtiğimiz gün ortak yayınımızda ‘Şehrin Nabzı’ programında konuk ettiğimiz Çizmelioğlu önemli konulara değindi. AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Çizmelioğlu, Özlem Akbaş’ın sorularını şöyle cevapladı:

Haberötesi: Sevgili dinleyenler ve izleyenler, Mavi Radyo ve Haberötesi ortak canlı yayınımızda ‘Şehrin Nabzı’ programımızda konuğumuz AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Hakan Çizmelioğlu. Efendim hoş geldiniz.

Hakan Çizmelioğlu: Hoş bulduk

Haberötesi: Nasılsınız?

Hakan Çizmeloğlu: Sağ olsun, teşekkür ederim. Sizler nasılsınız, iyi misiniz?

Haberötesi: Çok teşekkürler. Bizler de iyiyiz. Sizleri ağırlamaktan dolayı mutluyuz. Efendim, izninizle sorularıma geçmek istiyorum. Efendim, AK Parti’nin kuruluşundan bu yana il gençlik kolları başkanı ve 2019 Şubat ayından itibaren de AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanısınız. Bir değerlendirme alacak olursak, neler söylemek istersiniz?

Hakan Çizmelioğlu: Öncelikle bugün bizim için önemli bir gün. Gazeteciler Günü, tüm bu camiada çalışan emektarlarımızın gününü kutluyorum ve aynı zamanda da Mavi Radyo ve Haberötesi’ne sizlere, aynı zamanda bu âilenin çalışanlarına, bu âilenin patronlarına, hepsine böyle bir imkânı bize verdiklerine için de ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

– Biz teşekkür ediyoruz.

– Biraz önce de sorduğunuz gibi; aslında burası bize yabancı değil. Yayın öncesi sizle de konuşmuştuk. Gençlik kolları döneminde de ben buraya gelmiştim. Mavi Radyo’nun bu çatısı altında yine sesimizi duyurmuştuk. Ben parti kurucu sosyal işler başkanı olarak başladım. Tam 19 sene önce ve sırasıyla; gençlik kollarının belli kademelerinde görevlerde bulunduk. Ardından büyükşehir standartlarından dolayı Odunpazarı ve Tepebaşı ayrıldı. Ve onun için ilçe teşkilatları kuruldu. Bize de dediler ki: Odunpazarı ilçe gençlik kollarını sen kur. Böylelikle Odunpazarı gençlik kolları kurucu başkanı olduk. Ardından il gençlik kolları başkanı oldu. 5 sene yönetim kurulu üyeliği yaptık. Yaklaşık 1,5 senedir bu ilçe başkanlığını yürütüyoruz.

– Başarıyla da yürütüyorsunuz.

– Elimizden geldiğince inşallah bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

– Efendim, geçtiğimiz günlerde Odunpazarı 5. Olağan İlçe Kongresi yapıldı. Kongrelerden izlenimlerinizi almak istiyoruz.

– Şimdi biliyorsunuz bunlar aslında siyaseten bir düğündür. Odunpazarı düğününü gerçekleştirdi. Çok güzeldi, hoştu ve gönül isterdi ki daha kalabalık olsun. Daha iç içe olsun. Çünkü biz Odunpazarı’nda çok kongreler gördük ve Odunpazarı’nda daha coşkulu kongreler de olabilirdi ama maalesef ki pandemiden dolayı sayı kısıtlandırıldı. Misafir davet edilmedi ve bunu akabinde istenilen sayı olmayınca bir mahzunluk oluştu. Biz de o gün oradaydık. İşte oturma yerlerinde insanlar, sahnelerde insanlar olsaydı, o coşku olsaydı; gençlik kollarıyla, kadın kollarıyla, ana kademesiyle, mahalle teşkilatları ve yönetimleriyle, komisyonlarla, üyelerle, vatandaşlarla beraber coşkulu bir kongre olabilirdi ama çok zor bir dönemden geçiyoruz. Ondan dolayı da maalesef mahzûn geçti. Eskişehir’de 3 tane milletvekilimiz var. Herhâlde milletvekillerimiz yoğunluklarından dolayı gelemediler. O da biraz mahzûnlaştırdı. Güzel bir kongre oldu. Ben bu minvalde Odunpazarı İlçe Başkanımız Ali Acar’a çıktığı bu kutlu davada güven tazeleyerek tekrar seçilen yönetimine ve değerli başkanımıza başarılar diliyorum. Ben inanıyorum ki; samimiyet, içtenlik her zaman kazanıyor. Samimi bir insan, içten bir insan. İnşâallah güzel bir şekilde Odunpazarı’nın sancaktarlığını yapacaktır diye düşünüyorum.

– Efendim Tepebaşı Belediyesi ile ilgili devamlı eleştirilerde bulunuyorsunuz. Vatandaşlar tarafından destek görüyor musunuz? Belediye başkanlığından veya resmî kanaldan geri dönüş oldu mu? Konuyla ilgili yaklaşımlar ve sorunların giderilip giderilmediği ile ilgili gelişmeleri alalım sizden.

– Şimdi Özlem Hanım, şuradan başlayalım. Tepebaşı Belediyesi kadrolarında ciddi bir kopukluk var. Vatandaşın şikâyetine dönüşmüş yahut da bir siyasi partinin, iktidar partisinin şehirde ana muhalefet isek, belediyenin bunlara dönüş gibi bir dertleri yok. Dertleri olsa vatandaşın dertleri ile ilgilenirler. Böyle bir sıkıntıları yok. Daha geçen hafta bir programda söylemiştim: 8-9 defa aradık. Burada çöpler var. Gelen buraya atıyor, giden buraya atıyor. Ya hu şu çöpleri alın, diye aradık. Bir kere gelen olmadı. Vatandaşına dahi dönüş yapmayan bir insandan çok bir şey beklemek, hayâl ürünü olur açıkçası. Biz böyle bir şey beklemiyoruz ama en azından biz vatandaşımızın dili olmaya, milletimizin sözü olmaya, Tepebaşı’mızın vicdanı olmaya devam edeceğiz, söylemeye devam edeceğiz, anlatmaya devam edeceğiz. Biz biraz önce, maâlesef Bağlar bölgesinden geçerken, trafiğin sıkışıklığından dolayı, ara sokaktan gelmek durumunda kaldık. Bazen büyükşehir belediye başkanımız için; acaba hükümet bu çevreyolunu, ışıkları, battı-çıktıları yapmamış olsaydı acaba bu şehrin hâli n’olacaktı diye çevreyoluna çıktığımda düşünüyorum. Neyse konumuz o değil ama şuraya getireceğim: ara sokaklara girdiğimizde inanın, rahatlıkla gidemedik. Çukurlardan, saçma-sapan yarısı asfalt, yarısı kilitli taş olan yollardan dolayı. Onlarda da zaten bazılarında çökmeler olmuş, bazıları çökme olmasın diye yüksekten yapılmış. Bazı yerlerde saçma-sapan tadilat ve tamirata girilmiş. Zor geldik yani. Bakın Özlem Hanım; o ara sokaklar yeni yapılmıştı. Yeni yapıldığında oradaki vatandaşlardan asfalt paraları, hizmet paraları alındı. Ardından ESGAZ, telekom her neyse, hangi kurumsa oraları kazmak için talepte bulundu. Dediler ki: Ben buralara doğalgaz döşeyeceğim, ben buraya internet getireceğim. Belediye bunu yapacak kurumdan önce, ne kadar, kaç metre kazılacak; bunun hesaplamasını yapar. Onun doğrultusunda kurum daha kazmayı vurmadan parasını alır. Yani kazmayı vurmadan, belediyenin banka hesabına yatar para. Sonra kurum işlerini bitirdi, maalesef belediye başkanımız bu yatan paraları başka yerlerde kullandığı için ve zor durumda olduğu için… Ne mânâda zor durumda olduğu için? Belediyede işçiler, artık parasını alamadığından dolayı, artık araçlarına mazot koyamadıklarından dolayı, artık maalesef belediye kendi döngüsünü döndüremediğinden dolayı, artık faizler öyle bir had safhaya geldiği için, bu iş; artık bir yerlerde bir şeyler satmak mantığıyla gittiğinden dolayı, şu ân hâlâ asfalt taş dediğimiz sistem ara sokaklarda var. Şunu anlatmaya çalışıyorum: Bizim Tepebaşımız bunu hak etmiyor. Bizim Tepebaşımız daha iyilerini hak ediyor. Yaşanabilir bir Tepebaşı hak ediyor ama maâlesef zulmediliyor. Çöp deryalarında geziyoruz şu pandemi döneminde. Bunu defaâtle söylememize rağmen, buradaki halklardan destekler; ben biliyorum; buradaki çöp bidonlarını siz alacaksınız. Böyle bir mantık yoktur. İşte belediyecilik n’için vardır? Hizmet için vardır. Tepebaşı Belediyesi’nin hizmet diye bir mantığı yoktur. Bunu söylemekten hiçbir zaman imtina etmiyorum: Tepebaşı Belediyesi, İç Anadolu Belediyeler Birliği diye bir kendi zihniyetlerinin kurduğu bir belediye derneğinde üye. Bu zamana kadar, yaklaşık 4.000.000-5.000.000 ₺ oraya para yatırmıştır. Soruyorum ben: Bu zamana kadar size ne verdiler? Bu zamana kadar bu birliğin size ne faydası oldu? Bu paraları oralara yatıracağınıza, bu şehir için, Tepebaşı için bir pazar yeri daha açsaydınız, bir pazar yeri daha yapsaydınız fena mı olurdu? O parayı oralara yatıracağınıza, bu insanlardan çöp konteyneri isteyeceğinize insanların çöp konteynerlerini yer altına alsaydınız; bir yerden en azından başlasaydınız fena mı olurdu? Veyahut da yine bu paraları oralara yatıracağınıza soruyorum; Tepebaşı Belediyesi olarak, pazar yerlerini geçtim, çöpleri geçtim; şu asfaltları, şu kaldırımları birazcık daha düzenleseydiniz fena mı olurdu? Ama bu insanların hizmet etmek gibi, bir şeyler yapmak gibi gerçekten dertleri yok. Koskoca 400.000’e yakın nüfuslu Tepebaşı’nda üç taneyi geçmeyecek pazar yeri var. Bir tanesine zaten pazar yeri demeye bin şahit ister. Üstü kapalı değil, sadece düz bir arazi, asfalt dökülmüş bir yer. Her kış insanlar orada resmen çile çekiyor. Bir tane Uluönder’de var, bir tane Çamlıca’da var. Çamlıca’nın zaten üst katını kapatacağım, üst katı düğün salonu olacak, şöyle olacak… Yıllarca orayla alâkalı kredi istedi, orayla alâkalı yatırım vaâdinde bulundu. Hâlâ hâlâ aynı. Gidin, İnönü Belediyesi’nin Oklubalı köyünde, 600 nüfusu olan yerde bile pazar yeri olan yerde, koskoca 400.000 nüfuslu olan yerde sadece -kapalı olan yeri saymıyorum- iki tane pazar yeri var. Yazıktır; yani 200.000 insana bir tane düşüyor. 6.000-7.000’i geçmeyen Kırka’da bile bunlar varken; siz 200.000 nüfusta bir tane pazar yerini reva görüyorsunuz. Bu hizmet değildir, mantık değildir. Bakın bir şey daha söyleyeyim: “Türkiye, ilçe belediyelerinde irili-ufaklı bir oran vardır. Bu da nedir, biliyor musunuz? İlçe belediyelerinin gelirinin %32’lik fen işlerine aittir. Fen işleri demek yatırım demek, kaldırım demek. Tadilat, tamirat. Bunun içine ne koyarsanız… Ama bizim Tepebaşı Belediye’mizin oranı kaç biliyor musunuz? Türkiye ortalaması %32, Tepebaşı Belediyesi’nin 2021’de açıkladığı fen işleri yatırım oranı %16. Göreceksiniz bu oran da %16’nın çok çok altına düşecektir. Türkiye’nin ortalamasını dahi ciddi mânâda düşürüyor bu durum. Onu açıklamaya çalışıyorum. %32 nere, %16 nere!

-Elbetteki vatandaş bunu takdir edecektir.

-Biz de öyle düşünüyoruz. Çünkü artık mızrak çuvala sığmıyor. Artık Tepebaşı vatandaşlarımız, Tepebaşı Belediyesi’nin hiçbir şey yapmadığını görüyor. Artık Tepebaşı’ndaki hemşehrilerimiz bu kötü gidişata 2024 yılında inşallah ‘dur’ diyecektir. Çünkü ben şunu görüyorum, biliyorum; Tepebaşı’ndaki vatandaşlarımıza da inanıyorum. Tepebaşı’nı AK Parti belediyeciliğiyle tanıştıracağız inşallah. Ve nasıl bir belediyecilik yapılacağını ve nasıl bir hizmet geleceğini Tepebaşılı vatandaşlarımız hep beraber görecek, diye düşünüyorum.

-Efendim, pazar günü kongreniz var. Bununla ilgili düşüncelerinizi almak istiyorum.

-Biraz önce Odunpazarı için de aynı şeyleri söyledik.  Aslında bu siyaseten bizim düğünümüz. Bir coşku havasında , bir samimiyet havasında bir kongre gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Evet, keşke satılabileceğimiz, keşke oraya gelen insanlarla hasbihal edebileceğimiz, onların samimiyetini ve gözlerindeki pırıltıyla beraber yoğrulacağımız bir kongre olsa. Ama biraz önce de aktardığım gibi biz maalesef sayıyı sınırlı tutmak durumundayız. Pazar günü Ali Güven Oteli’nin hemen yan tarafındaki bir bahçede, açık alanda yapacağız. İnşallah pazar günü meteorolojiden de bilgi aldık. Hava güzel gözüküyor. 26 derecelere kadar bir sıcaklık var ama gönül isterdi ki; keşke büyük salonlarında, büyük katılımlarla, şubat ayında yapacaktık. Şubat ayında bir kapalı spor salonunda yapacaktık. Yaklaşık 3000-4000 insanın, 5.000’e dayanacak bir sayıyla bir kongre yapmayı planlıyorduk. Ama nasip olmadı. Pandemi girdi araya, pandemiden dolayı bazı tedbirler denildi. Bizim kongremiz 8 ay ertelendi. Vatandaşlarımızın, daha doğrusu delegelerimizin geleceği bu kongrede biz bütün tedbirlerimizi aldık. Vatandaşlarımıza, herkese  dağıtabilecek şekilde kolonyalar kolonyalar yaptırdık. Tepebaşı İlçe başkanlığına özel maskeler bastırdık. Özel olarak tüm çantalarımıza dezenfektan koyduk… Ateş ölçerlerimiz, mesafe kurallarımız ve havanın açık olması hasebiyle tüm tedbirlerimizi en üst noktada tutacağız. Çünkü kongremizde bir vatandaşımız zarar görürse, bu kongrenin bir anlamı olmaz. Sağlık daha önemlidir. “Düğünümüz var” diye bazı şeylerden feragat edemeyiz. Maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyarak yerinde ve makul olarak bir şekilde kongre yapacağız. İnşallah, Allah nasip ederse kongremizi yaptıktan sonra bazı şeylere daha hızlı, daha iyi bir şekilde karar alarak ilk seçimler 2023’te. İnşallah delegelerimizi bizi seçerse yeni yönetimle 2023 hedeflerimize gümbür gümbür geleceğiz ve güçlü, dirayetli bir yönetimle, teşkilatla vatandaşımızın karşısında olacağız inşallah.

-Başkanım bu arada belediyelerden bahsetmiştik. Alper Özçakıcı diyor ki: Bozüyük’te AK Parti varken çiçekti, şimdi pişmanlar.

-Alper kardeşimize teşekkür ederim. Biz bunu her zaman söylüyoruz. AK Parti belediyeciliği dönüşümdür, değişimdir, yeniliktir, vizyondur ve aynı zamanda adalettir, kalkınmadır. Şu anda İstanbul kan ağlıyor. Geçenlerde İstanbul’daydım, kongremizle alâkalı oraya gittim. Orada esnaflarımızla görüştük. Kan ağlıyorlar. Hizmetlerinin olmaması, ulaşımdaki sıkıntılar, temizliklerinin yapılmaması…

-Ki yapılması gereken bir dönemdeyiz. Değil mi?

-Aynen. Şu an hijyen kurallarımız var. Mikrobun, virüsün kol gezdiği yerlerde eğer belediyecilik, ideoloji üzerine yapılırsa oradan hizmet çıkmaz. Belediyecilik sadece hizmet anlayışıyla yapılması lazım. Belediye başkanı hangi partiden olursa olsun, seçildiği gün, rozeti çıkartıp belediye başkanlığı rozetini takıp: “Ben tüm vatandaşlarıma aynı mesafede oluyorum” demesi lazım. Bizim Tepebaşı Belediye Başkanı, mahalle muhtarlarımızın yüzüne: “bana ne kadar bu verdi bu mahalle, senin oradan bana ne kadar oy geldi de benden bunu istiyorsun?” diyor. Altındaki personeller söylüyor, başkan yardımcıları söylüyor. “Bak, sen bana bu kadar oy getirmişsin” veyahut “CHP bu kadar oy almış, sen nasıl benden bunu beklersin?” diyor. Bu nasıl zihniyettir, bu nasıl mantıktır? Sen artık 400.000, 377.000, 370.000 vatandaşımızın başkanısın. Sen bu şekilde davranmazsın, sen bu şekilde konuşamazsın. Veyahut da altındaki insanla; sen bu şekilde konuşamazsın. Çünkü niye? Şu zor süreci geçirdik. Pandemi. İnsanlar evlerinde kaldılar. Daha hâlâ bir şey geçmiş değil ama o ilk zamanlar, dünyanın dahi virüsün daha ne olduğunu bilemediği zamanlarda zor zamanlar geçirdik. Şunu anlatmaya çalışıyorum: Sokağa çıkma yasağnda evinizdeydiniz, ben de evimdeydim. Bizim Tepebaşı Belediye Başkanı da evindeydi. Başka belediyeler maske bastırdı, dezenfektan yaptırdı. Herkes evindeyken ben şu caddeleri, sokakları tamir ettireyim dediler. Böyle günlerde yolları, caddeleri yaptırdılar. Ama bizim belediye başkanımız ve ekibi herkes evindeyken bunlar da evinde oturdular. Millet maske dağıtırken; Vefa Grupları, bizler… Vatandaşlara nasıl yardımda bulunuruz derken, bunlar hâlâ evinde çıkmamakta gayret gösterdiler. Tabii bu yasaklar bitti, 65 yaş sınırlaması olunca… Ahmet Başkan, 65 yaş üstü olduğu için o da evinden yeni çıkmadı. Hizmet olarak da da evinden hiçbir şekilde çıkmadı. Böyle olunca n’oldu? İnsanlar hizmet bekliyor. Hayat yine devam ediyor. Çöplerin toplanması lâzım, temizliğin yapılması lâzım. Dezenfektan dağıtılması, maske verilmesi lâzım. Zorda olan, sıkıntıda olan insanlara destek verilmesi lâzım. Ama yok. Vefa Destek gruplarımıza ben soruyorum. Çıksınlar, açıklasınlar. Ne gibi destek verdiler? Vefa destek grupları, belediyenin araçlarını istiyorlarmış. Bizim mazotumuz yok, aracımız başka yerde diyorlarmış. Biz orada vatandaşlarımıza yardım ediyoruz. Valinin belirlemiş olduğu bir kriter var. Bunu niye siyasi bir ideolojiye dönüştürme mantığı içerisindesiniz, ben ona anlam veremiyorum!

-Başkanım bu arada sahadasınız tabii. Gözlemleriniz vardır. Vatandaşımızın koronayla ilgili tedbirlere uyup uymadığı, neler yaptığı, gözlemlediğiniz neler vardır? Aslına bakarsanız Eskişehir bilinçli bu konuda…

-Bilinçli. Mesela maskemiz şu anda burada. Şu an programdayız diye takamadık, çıkınca hemen takacağız. Bu hastalık, hafife alınacak bir hastalık değil Özlem Hanım. Bu hastalık ‘ben delikanlıyım, ben şu’yum, ben bu’yum, ben sağlıklıyım, ben güçlüyüm, ben zenginim, ben pazuluyum, ben iyi koşarım, iyi koşarım’ diyeni de tanımıyor. İnsanlar şöyle zannediyor. Şu süreç içerisinde birçok insanla telefonda görüşme fırsatım oldu. Çok kişi “koronadayım başkanım, evde yatıyorum” dedi. Bazı insanlar benle zor konuştu. Nefes almakta zorlanan insanlar vardı. Diyorum: “N’oldu, hayırdır?” “10 gündür hastanedeydim, yeni çıktım. Şu ânda hâlâ o durumdayım. Zor nefes alıyorum. Sıkıntılarım var.” Şuraya getirmeye çalışıyorum: Lütfen dikkat etsinler. Bu hastalık bana bir şey yapmaz, demesinler. Bazan 120 yaşındaki bir insana hastalık yapmadan, dokunmadan çıkartıyor. Bazan de 30 yaşındaki bir gencimizin maalesef vefat etmesine sebebiyet veriyor. Onun için kime ne kadar etki edeceğini, kime ne kadar bulaştıracağını, kimde ne kadar hasar bırakacağını bilmiyoruz. Onun için lütfen dikkat edelim. Ben Eskişehirli vatandaşlarımızın bu konuda hassasiyetli davrandığını görüyorum ama biraz daha dikkat edelim. Maske, mesafe kurallarına uyalım. Cafelerde oturuyorsak yiyip içmeyi bitirdikten sonra maskemizi takalım. Maske konuşmamıza, muhabbet etmemize engel değil. Biz Akdeniz iklimi, Orta Anadolu iklimi olan insanlarız. Sarılmayı çok severiz. Dokunmayı seven insanlarız. Biz siyaset yapıyoruz. Samimi söylüyorum; ben gittiğim mahallelerde sarılmak istiyorum, el öpmek istiyorum. Çünkü samimiyetimi öyle gösterebilirim. Biz böyleyiz. Uzaktan selam normâlde bizim örf-âdetlerimize saygısızlıktır bir bakıma. Tutmamız lâzım, sarılmamız lâzım, ne bileyim el öpmemiz lâzım. Biz bunları yapamıyoruz. Bizim mayamızda, siyasetin mayasında insan var zaten. Bu konuda zorlanıyoruz ama bir ân önce atlatabilmek için, daha az ölümler yaşanması için, hastane çalışanlarımıza hastaneleri hafifletmek için lütfen, istirham ediyorum dikkatli olsunlar. Evet, test yapılır, pozitif çıkar. Geçen bir genel başkan yardımcımız, pozitif çıktı. Her korona olan, her hasta olan hastanede yatmak diye bir şey yok. Belli kriterleri var. Bazıları zaten grip bile olmadan geçiriyor. Bazıları hissetmiyor. Koronayı açmışken… Şehrimizde de korona olanlar var. Atlatanlar oluyor. Eldem ailesi korona geçirdi. Taburcu oldular. Kendilerine gerçekten acil şifalar diliyorum. Ticaret odası başkanımız Metin Bey korona geçirdi. Kendisine acil şifalar diliyorum. Organize sanayi bölgesi başkanımız Nadir Küpeli bey. Onun da pozitif çıkmış. Yine çok değerli milletvekilimiz Harun Karacan’ın değerli anne ve babaları korona geçirdiler ve taburcu oldular. Onlar da şükürler olsun, şu an evlerinde istirahat ediyorlar. Dikkat etmemiz lazım. Bunun yaşı, cinsi, cinsiyeti hiçbir şeyi yok. Ondan dolayı dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle; “bana bir şey olmaz” demeyeceksin. Yine bildiğim için söylüyorum. Huzursevenler Derneği Başkanı değerli Fazıl Şahin’in değerli babaları vefat etti. Evinden çıkan bir adam değil  ama torunlardan vs bir şekilde geliyor. Yani dikkat etmemiz gerekiyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Ladyera | LadyEra | Lady Era | Estrogenolit | Estrogenolit Hapı | Estrogenolit Damla