2 Nisan Otizm Farkındalık Günü.

Otizm, doğuştan gelen ve genellikle insan hayatının ilk üç yılında fark edilen ve hayat
boyunca devam eden, sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişimde problemler,
tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösteren karmaşık bir gelişim
bozukluğu olarak tanımlanabilir.
Otizm erken evrede basit belirtiler dikkate alındığında kolayca teşhis edilebilir.
Otizmin temel belirtileri arasında, başkasıyla göz teması kuramama, gözlerin bir yere
takılıp kalması, sözleri tekrarlama, sallanma, çırpınma, parmak ucunda yürüme,
dönen nesnelere karşı aşırı ilgi gibi davranışları sıralamak mümkündür. Görsel
medyada ya da bir başka deyimle yazılı basında otizm anlatılırken genelde çamaşır
makinasının dönen tamburunun önünde bir çocuk resmi konularak canlandırma
yapılır. Çocuğun çevresi ile yeterli sosyal ilişki kuramaması, iletişim alanında belirgin
gelişim problemleri göstermesi takıntılı davranış biçimlerine sahip olması şeklinde
özetlenebilir.
Çevreye ilgisizlik, adına tepki vermeme, aşırı hareketlilik veya hareketsizlik, çoğunlukla
insanları değil de cansız varlıkları tercih etmek, sosyal ve duygusal açıdan kendisini
izole etmek, işaret etmemek, ihtiyaçlarını yetişkinin elini kullanarak ifade etmek, taklit
becerisi yokluğu ya da azlığı, konuşmada az gelişme, ya da konuşmayı iletişim aracı
olarak kullanmama, söylenenleri sık sık tekrarlama, zamirleri ters kullanma, mekanik
ve tek düze ses tonu kullanma, düzen takıntıları, uygunsuz gülme ve kıkırdama,
objelere gereksiz bağlanma, davranış tekrarlanmaları, sürekli aynı oyunları oynama,
hayali oyun üretememe gibi hareket ve eylemler tipik otizm belirtisi olabilir fakat bu
sayılanların en az yarısının gözlenmesi halinde otizm tanısı konulabilir. Ancak tanı
konunun uzmanları tarafından konulmalıdır. Ailelerin çocuklar üzerinde dikkatli
gözlemleri ve şüpheleri sonucunda konunun uzmanları ile gecikmeden, vakit
geçirmeden irtibata geçmeleri halinde erken tanı, tedavide daha etkin olmaktadır.
Çok sıklıkla rastladığımız aile davranışları içinde, kabullenememe, destek eğitimi
alabilmesi için düzenlenecek Çözger raporu almama gibi durumlar yer almaktadır,
halbuki otizm süreğen bir olgudur, yok saymakla, görmezden gelinmekle, ileride
çocuğun önüne raporların çıkıp olumsuz bir etki yaratabilir düşüncesiyle hareket
etmekle çocuğa daha fazla zarar verileceğini ailelerin kafalarına yerleştirmesi gerekir.
Otizmin tedavisinin başarıya ulaşmasındaki ilk etken erken teşhis olup sonrasında da
düzenli ve sürekli bir özel eğitime devam edilmesidir. Birleşmiş Milletler tarafından
2008 yılında 2 Nisan, “Dünya Otizm Farkındalık Günü”olarak, Nisan ayı da “Otizm
Farkındalık Ayı” olarak ilan edilmiştir. Nisan ayı boyunca tüm dünyada otizm konusunda tüm dünyada olduğu gibi Ülkemizde de çeşitli bilinçlendirme çalışmaları
yapılmaktadır.
Diğer illere göre daha profesyonelce özel eğitim veren birçok kuruluşa sahip olan
Eskişehir bu konuda da örnek olarak gösterilebilecek durumdadır.
Her işte olduğu gibi, SEVGİ ve SABIR özellikle Otizmle mücadelenin de vazgeçilmez
anahtarıdır. Hece hece, adım adım sevgi ile yürünülecek bir yoldur Otizmin eğitimi…