Acılı tatlı anlar işte!

Anılara devam.

Acı tatlı anlar işte.

seksenli yılların ortası.

Henüz Adalarda daha yeni yeni bir iki cafe açılmaya başlamıştı.

Anımsadığım kadarıyla yeni sahil kahvehanesi vardı. Orada çizerdim karikatürleri.

Hemen altında yeni açılmış bir cafe.

Çayı çok severim.

Tam altı çay içmiştim.

Bu ara yedinci çayı getiren garsona bi dakka deyip sordum.

Seni Yaşar ' ı bilin mi?

" hanki Yaşar abi?"

Şu Yaşar işte

" İyi de kim abi?"

Yaşar işte. Yaşar Arda.

İyice merak etmişti.

Gazeteler Onbeş-onaltı gündür onu yazıyor.

Bu kez oturdu o da yan sandalyeye.

" ünlü biri demek ki.Konu neydi abi?

Yaşar Arda çayı tek şekerli içer!

Bi bana bi masada önceden içilen altı çayın arta kalan, üst üste konulmuş şekerleri görünce ki altı şeker.

Yani altı çay getirdi.

Eee hep çift şekerli.

Tek getirsene.

Önce şaşırdı.

Sonra gülmeye başladı.

İkimizde gülmüştük.

Anlayışlı bir gençti. Sanırım espriyi seviyordu.

Aradan on beş gün geçtikten sonra, gene o Cafeye gittim.

Hava oldukça sıcaktı. Cayır cayır bi güneş.

Gene o.

Aynı garson!

Tam bana doğru geliyor.

Birden şekerin birini öbür avucuna sakladı.

Yanıma gelince ne o elindeki değince eeee sıra ondaydı.

Espri sırası!

Bana baktı.

Sonra " isot abi isot" dedi.

Yani acı bubeeeee!

İyi espriydi.

Ama asıl espri yıllarca sürdü.

Beni gördü mü?

" isot abime tek şekerli çay!"

Adımı isot koymuştu.

Eee bende ona tek şekerli diyordum.

Altta kalır mı uyanık!

Tatlı espri acıya dönüşse de muhabbetimiz tek şekerli isot abili sürdü epey zaman.

Şimdi umarım okuyordur isot abisini!

Teşekkürler acıyı severim be ya.

Macuuuruz aganın eeeepten de acıydı pardon demliydi çay.

Muhabbette öyle.

Güzel esprili bir anı işte.

Tek şekerli ile isot abisi!