CHP’nin Ölüsü Bile Yüzde 20 Alır….

Türk siyasetinin en istikrarlı gerçeklerinden biridir: CHP sandıkta tabanını korur….

Ölüleri bile yüzde 20’yi bulur.

Altıok pusulada olduğu müddetçe, oylar bir şekilde gelir…

Bu, ideolojik sadakatin, Kemalist refleksin ve “asla AK Parti’ye değil” duruşunun sonucudur…

CHP’nin oyu, ekonomik krizden, yönetim zafiyetinden, hatta kendi iç kavgalarından pek etkilenmez….

Çünkü CHP seçmeni “devlet benim” paradigmasıyla hareket eder; alternatif gördüğü anda terk etmez…

Fakat sağ seçmen öyle değildir…

O, fanatik taraftar değildir. Sorgulayıcıdır, beklentilidir, vefalıdır ama kör değildir…

Önce uyarır, ikinci seferde cezalandırır…

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. 2019 yerel seçimleri, 2023’ün ardından gelen yerel seçimler…

Hepsi aynı dersi verir: Sağ seçmen AK Parti’yi “uyarmak” için sandığa gider ya da GİTMEZ…

Uyarıyı anlamazsanız, ceza ağır olur…

Son yerel seçimlerde tam da bunu gördük…

Millet, AK Parti’yi ciddi şekilde uyardı…

Enflasyonun boğucu etkisi, gelir adaletsizliği, alım gücünün erimesi, sokak hayvanları meselesinin kangrene dönüşmesi, 6284 sayılı kanunun aile yapısındaki tahribatı, “paraşüt” milletvekilleri ve danışmanlar üzerinden oluşan “siyaseti ticarete çevirme” algısı…

Bunlar tek tek değil, bir bütün olarak seçmenin sinir uçlarına dokundu…

En vahim sorun ise teşkilat yapısındaki çürümedir…

AK Parti'de Özellikle genel merkez ve büyükşehir teşkilatlarında seçmeni temsil kabiliyeti kalmamış, halkla iletişim kopmuş, “halkın içinden” olma vasfı büyük ölçüde yitirilmiş bir yapı var…

Eskiden mahalle kahvesinde, esnafın dükkanında, cami çıkışında doğal olarak var olan AK Parti, bugün yer yer “ düzen partisi” havasına bürünmüş durumda…

Bu hava, milletin nazarında tehlikeli bir yabancılaşmadır.

Seçmen bunu net gördü ve “dur” dedi…

Ama bu duruş, “AK Parti bitsin” demek değildi…

CHP’yi iktidar yapmaya hazır olmak hiç değildi…

Sadece “düzeltilsin” mesajıydı…

Eğer bu mesaj alınmaz, enflasyonla mücadelede somut ve kalıcı adımlar atılmazsa, gelir dağılımı adaletsizliği giderilmezse, sokak hayvanları sorunu çözülmezse, aile yapısını koruyan politikalar güçlendirilmezse, teşkilatlar yeniden halkın içine inmeyip “merkezden atama” mantığıyla devam ederse…

İlk genel seçimde büyük hüsran kaçınılmaz olur…

Cumhurbaşkanlığı seçiminde durum farklı olabilir…

Sayın Erdoğan’ın karizması, siyasi tecrübesi ve “devleti teslim etmeme” refleksi hâlâ güçlü bir motivasyon kaynağıdır…

Millet, devlet büyük bir risk altına girmesin diye Erdoğan’a yine sahip çıkabilir…

Ancak milletvekili seçimlerinde işler çok daha farklı işler…

Orada parti performansı, teşkilatın sahadaki hali, aday kalitesi ve icraatın seçmene yansıması doğrudan devreye girer…

İşte orada uyarı, cezaya dönüşebilir…

AK Parti’nin önünde hâlâ vakit var…

Ama bu vakit daralıyor…

Seçmen sabırlıdır fakat bu sabır sınırsız değildir…

Özellikle genç seçmen ve orta sınıftaki erozyon, göz ardı edilemez boyutlara ulaştı…

Ya teşkilatı baştan ayağa yeniden yapılandıracak, ya sorunları cesaretle çözecek ya da “uyarıyı anlamadık” bedelini ağır ödeyecek…

Sağ seçmen fanatik değildir…

İşte bu yüzden en tehlikeli seçmendir de…

Çünkü o, sevdiğini terk ederken bile “keşke terk etmek zorunda kalmasaydım” diye iç geçirir…

AK Parti yönetimi bu iç geçirişi iyi okumalıdır…

Çünkü tarih, okunmayan uyarıların nasıl büyük pişmanlıklara dönüştüğünü defalarca gösterdi.…