Devlet Güvencesi Altında Şov Dönemi Bitmelidir: Sendikaları Lağvedilmelidir!….
Devlet, milletin hizmetkârıdır; memur ise bu hizmeti eksiksiz icra etmekle mükelleftir.
Ancak bugün kamu yönetiminin karşısına dikilen, asıl işi hizmet üretmek olan memuru devlete karşı kışkırtan bir "sendikal" ur türemiştir.
İşvereni bizzat devlet olan bir kamu görevlisinin, devlete karşı örgütlenmesi, aba altından grev sopası göstermesi ve toplu sözleşme masasında devleti "düşman", kendisini "mazlum" ilan etmesi tam bir akıl tutulmasıdır.
Devlet ciddiyetini ayaklar altına alan, milletin vergileriyle beslenen bu parazit sistemin varlığı artık sürdürülemez.
Açık konuşalım: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, memura dünyada eşi benzeri olmayan, adeta taştan oyulmuş bir güvence zırhı sunmaktadır.
Göreve alınmadan tayine, disiplinden emekliliğe kadar her adım katı kurallarla ve idari yargı kalkanıyla korunmaktadır.
Özel sektör çalışanının rüyasında görse inanamayacağı bu mutlak iş güvencesine sahip olanlar, hâlâ meydanlarda "hak arıyoruz" şovu yapmaktadır. Soruyorum size: Hangi hak, hangi mağduriyet? Bu düpedüz şımarıklıktır!
Sendika denilen yapı, özel sektörde kâr peşinde koşan acımasız patrona karşı işçinin hakkını korumak için doğmuştur.
Ama devlet bir şirket değildir; kâr amacı gütmez. Devletin tek amacı milletine hizmet etmektir.
Memurun gerçek işvereni millettir.
Dolayısıyla, devlete karşı örgütlenmek, doğrudan bu aziz millete karşı cephe almaktır.
Bu durum sadece mantıksal bir çelişki değil, aynı zamanda ahlaki bir sapmadır.
Bugün memur sendikalarının yaptığı tek şey; siyasi pozisyon kapmak, sokaklarda gösteri yapıp kamu düzenini sarsmak ve memurun maaşından aidat hortumlamaktır.
Toplu sözleşme masalarında güya "zafer" ilan edenler, o zamların sendika başarısıyla değil, milletin cebinden çıkan vergilerle ve ülkenin ekonomik gerçekleriyle yapıldığını gizlemektedir.
Gerçek başarı, memuru daha verimli çalıştırmaktır; devlete karşı pazarlık yürütmek değil!Devlette grev olmaz, olamaz!
Hastanede, okulda, emniyette "greve gidiyoruz" demek, vatandaşa ihanet etmektir.
Özel sektörde grev patronu sarsar; kamuda ise doğrudan masum vatandaşı cezalandırır.
657’nin arkasına saklanıp, bir de sendika zırhına bürünenler kamu hizmetinde tembelliği ve lakaytlığı körüklemektedir.
“Ben sendikalıyım, bana dokunamazsınız” havası, devletin disiplinini çürütmektedir.
Üstelik bu sendikalar, liyakati yok eden, devletin tarafsızlığını zedeleyen birer "siyasi kadrolaşma" yuvasına dönmüştür.
Memur, ideolojik safını sendika odalarında değil, sandık başında belli eder!
Bu tiyatroya artık bir son verilmelidir: Memur sendikaları derhal lağvedilmelidir!
Bunun yerine, sadece mesleki gelişime, eğitime ve hizmet kalitesine odaklanan, devlete diklenmeyen "meslek odaları" kurulmalıdır.
Güçlü bir devlet, sendika ağalarının keyfiyle değil; sadık, disiplinli ve verimli bir memur kadrosuyla ayakta kalır.
Milletin vergisiyle beslenip devlete bayrak açma dönemi tamamen kapanmalıdır!