Siyaset sahnemizde son dönemde gözlerden kaçmayan, kaçırılmak istense de adeta bağıran muazzam bir tiyatro oynanıyor.
Muhalefetin, fondaş basının ve malum sosyal medya trollerinin ekonomi üzerinden yaptıkları o sözüm ona "sert" eleştirilere dikkatlice bakın.
Ortada bir ekonomik yangın var, evet.
Ama bu yangının direksiyonundaki ismi, yani Mehmet Şimşek’i tek bir gün bile samimiyetle, göğüs göğse eleştirdiklerini göreniniz, duyanınız var mı?Yarım ağızla, usulen yapılan birkaç cılız açıklamayı saymazsak, Şimşek’e adeta dokunulmazlık zırhı giydirilmiş durumda.
Ne hikmetse bütün oklar doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yöneltilirken, Şimşek ve ekibi bu yaylım ateşinden muazzam bir konforla sıyırıveriyor.
İnsan hafızası nisyanla maluldür derler ama biz o kadar çabuk unutmadık.
Çok değil, birkaç yıl öncesine gidelim.
Berat Albayrak Bakanlık koltuğunda otururken koparılan o kıyametleri, Gezi vizyonlu trollerin sabahlara kadar süren organize linç kampanyalarını hatırlayın.
O zaman da Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı, o zaman da sistem aynı sistemdi.
Ama muhalefet manşetlerinden Albayrak’ın ismi hiç düşmez, bir numaralı hedef tahtasına o oturtulurdu.
Peki, bugün ne değişti?
Bugün de ortada ciddi bir ekonomik kriz var ama Albayrak’a dünyayı dar edenlerin, Mehmet Şimşek karşısında birden "medeni", birden "anlayışlı" ve sessiz ekonomistlere dönüşmesini neyle açıklayacağız?
Bu derin sessizlik ve hedef şaşırtma operasyonu akıllara ister istemez İslam alimi İmam Şafi’nin o zamansız uyarısını getiriyor: "Fitne zamanı düşman oklarını takip ediniz, onlar sizi hak ehline götürecektir."
Şimdi dönüp o oklara yeniden bakalım.
Muhalefetin ve arkasındaki küresel fonların okları bugün kime yöneliyor, kimin ise üzerinden teğet geçip gidiyor?
Önümüzde iki büyük soru işareti duruyor: Karşımızdaki bu garip tablo, muhalefetin basiretsizliğinden ve memleket gerçeklerinin farkında olamayışından mı ibaret?
Yoksa perde arkasında, kapalı kapılar ardında yapılmış gizli bir küresel mutabakatın, "Şimşek’e dokunulmayacak" taahhüdünün bir tezahürü mü?
Eğer birincisiyse, muhalefetin siyasi körlüğü zaten malumumuz.
Ama eğer ikincisiyse; yani Şimşek’in programı dış güçlerin ve içerideki fondaşların tam da istediği reçeteyi uyguladığı için korunuyorsa, bu millet büyük bir tezgahın tam ortasındadır demektir.
Düşmanın okları Mehmet Şimşek’i pas geçip Erdoğan’ı hedef alıyorsa, arkadaki o gizli elin kiminle anlaştığını, kiminle saf tuttuğunu anlamak için dahi olmaya gerek yok …