Yılmaz Hocanın “Zengin çocuğu” tabirini kullandığı Nebi Hatipoğlu;topluma “Halk adamı,halkçı” olarak yutturulmaya çalışılan tiplerden daha çok “Halkçı ve Halk adamı” olduğunu bir kez daha ispatladı.
Nebi Hatipoğlu “Zengin çocuğuydu.” Fakat babası ne devletten ihale almıştı,ne üniversitenin parası ile kurulan vakıf mallarının üzerine çökmüştü,ne de Belediyelerden köşeyi dönmüş gecekondudan ikiz villalara sınıf atlayan Belediye bürokratıydı.
Kısaca Hatipoğlu ailesinin zenginliği “Alın teri,bilek gücüydü.”
Biz Eskişehire,Eskişehirlilere duyduğumuz aidiyetimiz ile övünürüz fakat iş politik tercihlere gelince kendi çocuklarımızı ona,buna şuna kurban ederiz.
Nebi Hatipoğlu'nun Eskişehire duyduğu aidiyet duygusu bütün seçilmişlerde olsa her problemi çözeriz.
Nebi Bey giderini kendisinin karşıladığı aşevinden sonra 100 kişilik çocuk bakımevinin yapımını üstlendi.
“Halkçılık,halk adamlığı” milleten aldığını tekrar millete vererek olmuyor.
Bir tarafta Vakıf mallarına,hayırsever insanların eserlerine çöken;Belediyenin imkanları ile kendi reklamlarını yaptıran,Belediyenin parası ile dağıttığı yemeğin üstünden poz verenler.
Diğer tarafta kazandığı parayı toplumun yararına harcayan Nebi Hatipoğlu.
Siz,Nebi Hatipoğlunun masraflarını kendisinin karşıladığı “Aşevinde” garib gurabaya yemek dağıtırken sırıttığı bir fotoğrafını gördünüz mü?
Göremezsiniz…
Kim “Halk adamı.”Belediyenin ve Üniversitenin imkanlarını kullanlar mı?Yoksa kendi cebinden halka hizmet yapan mı?
Allah Nebi Hatipoğlu gibi hayırsever siyasetçilerin sayısını arttırsın.
Çoluğu,çocuğu ile devletin ve belediyelerin üstüne yük olan siyasetçilerin kökünü kurutsun.