Eski Gömlek, Çakma Terzi

Siyaset sahnemizde komedi perdeleri hiç kapanmıyor ama kabul edelim, son oyun vizyona girdiği günden beri salonda kahkahalar durmak bilmiyor.

Malumunuz, son günlerde kulislerde bir "yeni oluşum", bir "tarihi kopuş" havasıdır gidiyor.

Her adımıyla, her el-kol hareketiyle, hatta ses tonunun desibeliyle bile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a öykünmeye çalışan bir figür var sahnede: Ekrem İmamoğlu’nun sadık emanetçisi Özgür Özel.

İşte bu emanetçinin "değişim" nidalarından yola çıkıp memlekete vizyon pazarlamaya kalkanların hâli, tam bir kara mizah örneği!

Ortada yeni bir vizyon mu var?

Yok.

Ezber bozan yeni bir söylem mi var?

Tabii ki hayır.

Yapılan tek şey; tembellikten tek bir orijinal fikir bile üretemeyip, yıllardır içinde oturdukları CHP’den ne çarptılarsa onunla dükkan açmaya çalışmak.

Hazıra konup, sadece tabelanın rengini değiştirerek "YENİ parti kurduk" diye ortalıkta geziniyorlar.

Yahu, bu iddialı çıkışların içi o kadar boş ki, hani üfleseniz sönecek cinsten bir laf salatası!

Ama işin en eğlenceli, en aristokratik komedi kısmı neresi biliyor musunuz?

Bu taze oluşumun, sanki kırk yıllık devrimciymiş gibi "en bi öz hakiki CHP biziz" diye çırpınması!

Kendilerini o köhne mirasın tek gerçek sahibi ilan etmek için verdikleri o amansız, o estetikten uzak kavga, izleyene bedava sirk eğlencesi sunuyor.

Adının önüne "YENİ" kelimesini ekleyince zihniyetin de formatlandığını sanıyorlar, ne büyük saflık!

Adı bile eski kokan bu zihniyetin derdi ne vizyon ne de memleket; ortadaki tek gerçek, bildiğiniz o meşhur mal (!) paylaşım kavgası.

Koltuk kapmaca oynarken birbirinin ayağına basanların "tazeleniyoruz" diye bağrışması tam bir tiyatro.

Net konuşalım: Eski CHP’de de, kendini "en bi öz hakiki" diye pazarlayan bu çakma yenilerde de gerçek bir arınma, bir silkelenme veya kendini güncelleme niyeti aramak, çölde kutup ayısı beklemekle eşdeğerdir.

Vitrindeki mankenlerin yerini değiştirince mağazayı yenilediklerini sanıyorlar.

Atalarımız boşuna dememiş: "Katran kaynamakla olmaz şeker, cinsini sevdiğim, cinsi cinsine çeker.

“Öz aynı, maya aynı, kumaş aynı olunca, terziyi değiştirseniz ne yazar?

Tabii bu oyunun bir de alkış tutan seyircisi var, onları da unutmamak lazım.

Acı ama gerçek; bu siyaset tarzının gönüllü alıcısı olan hedef kitlenin de zaten öyle ahlak, dürüstlük veya arınma gibi "lüks" talepleri hiç olmadı.

Onları bir arada tutan şey akılcı bir gelecek hayali değil; sadece Erdoğan üzerinden somutlaşmış o kronik, o fanatik İslam düşmanlığı.

Bu ideolojik körlük ve bitmek bilmeyen öfke, hedef kitlenin beklentisini o kadar güzel doyuruyor ki; lider kadrosunun vizyonsuz olması, dürüst olmaması ya da hazıra konması kimsenin umurunda bile olmuyor.

Nasılsa nefret ortak, ambalaj yeni!

Eski gömlekleri ütüleyip "tasarım harikası" diye satanlara, bu körü körüne alkış tutan kitle fazlasıyla yetiyor.

Perde kapanabilir, alkışlar emanetçiye!