Bugünlerde sokakta, televizyonda ya da sosyal medyada sıkça duyar oldum: "Çok hümanist bir adam", "Hümanist bir çocuk yetiştiriyoruz" ya da "Biz ailece hümanistiz."
Bu kelimeyi kullananların yüzündeki o mağrur ifadeye bakınca, sanırsınız ki dünyanın en merhametli, en ahlaklı ve en iyi insan profiline bir çırpıda tanım bulmuşlar.
Ancak ne acıdır ki bu durum, kavramların içini boşaltan, neye inandığını bilmeyen modern bir cehaletin tam kendisidir.
Merhameti, şefkati ve iyilikseverliği "hümanizm" kelimesine indirgemek, felsefi bir fukaralıktan başka bir şey değildir.
Açık konuşalım: Hümanizm ile İslam dünyası asla ve kat'a aynı düzlemde buluşamaz; bilakis taban tabana çatışır.
Hümanizm, masum bir "insan sevgisi" hareketi değildir.
14. yüzyıl Avrupa'sında kiliseye bir tepki olarak doğan bu akım, özünde insan aklını ve iradesini her şeyin üstünde tutan, ilahi olanı dışlayan seküler bir dünya görüşüdür.
Hümanist felsefe, insanı evrenin mutlak merkezi ve yegane ölçüsü ilan ederken, yaratıcıyı, yani Allah kavramını ve O'nun koyduğu kuralları reddeder.
İnsanı adeta tanrılaştırma gayesi güden bu batılı paradigmaya, bir Müslüman'ın "ne güzel bir şey" diye alkış tutması trajikomiktir, zır cehalettir.
Oysa bizim başkalarından ithal edeceğimiz bir "insan sevgisi" tanımına ihtiyacımız yoktur.
İslam, insana en büyük ve en asil değeri zaten vermiştir. Kur'an-ı Kerim, insanı "eşref-i mahlukat" yani yaratılmışların en şereflisi olarak konumlandırır.
Ancak İslam’ın insana verdiği bu değer, hümanizmde olduğu gibi insanı ilahlaştırma hatasına düşmez.
Bizde insan, Allah’ın yeryüzündeki halifesidir; kıymetlidir ama kuldur.
Değerini kendi heva ve hevesinden değil, kendisini yaratan yüce Yaratıcı’ya olan bağlılığından ve ahlakından alır.
İyi insan olmak, merhametli davranmak, çocuklara veya hayvanlara şefkat göstermek için Batı'nın seküler ve Allah'ı dışlayan akımlarının arkasına sığınmak zorunda değiliz.
Bizim medeniyetimiz zaten bir merhamet ve ahlak medeniyetidir.
Kelimelerimizi doğru seçmek, inancımızı doğru korumanın ilk adımıdır.
Sırf kulağa "modern" geliyor diye, temeli yaratıcıyı inkar etmeye dayanan bir felsefeyi kendimize sıfat edinmeyi bırakmalıyız.
Merhametliye "merhametli", ahlaklıya "ahlaklı" demek varken, cehaletle örülü hümanizm güzellemelerine prim vermeyelim.
İnsana değer vermek için onu tanrılaştırmaya gerek yok; kul olduğunu bilmesi ve eşref-i mahlukat makamına yakışır yaşaması kafidir.