Mutlak butlan kararı sonrası ortaya çıkan manzara, insanı hayrete ve ürpertiye sevk ediyor….
Dün “tarihi”, “kusursuz”, “demokrasinin zirvesi” diye göklere çıkardıkları kurultayı, bugün yedi kat yerin dibine gömüyorlar….
Aralarında en küçük bir uzlaşı kırıntısı bile kalmamış…
Birbirlerine savurdukları hakaretler, iftiralar, linç kampanyaları o kadar vahşi ki, insan “Bu kitle ülkeyi yönetse halimiz ne olur?” diye sormadan edemiyor…
Kendi mahallesine, kendi insanına karşı bu kadar acımasız, uzlaşmaz ve tahammülsüz olan bir kitlenin Türkiye’nin tamamına söz sahibi olması fikri, başlı başına bir kâbustur….
Dün omuz omuza alkış tuttukları, “yoldaş”, “kardeş” diye kucakladıkları insanları bugün “hain”, “satılmış”, “derin yapı elemanı”, “saray ajanı” diye yargılamadan duramıyorlar….
Eleştiri yok, tartışma yok, müzakere yok….
Sadece öfke, kin ve topyekûn imha….
Bu, vahşi bir sürünün kendi içinde parçalanmasından başka bir şey değil…
Asıl vahim olan şudur: Bu kitle için “demokrasi” sadece kendi istedikleri sonucun çıktığı bir araçtır….
O sonuç aleyhlerine dönünce hemen “darbe”, “komplo”, “yargı gasbı” naraları yükselmeye başlar….
Dün “en demokratik kurultay” dedikleri şeyi bugün “geçersiz, yok hükmünde, sahte” ilan etmekteki utanç verici çelişkiyi fark etmezler bile….
Çünkü onlar için tutarlılık, ilke ve ahlak diye bir şey yoktur….
Sadece güç ve hakimiyet vardır….
Kendi aralarında bile barış içinde bir arada duramayan, en ufak güç kaybında birbirinin boğazına sarılan bu vandal ruh, Türkiye’ye nasıl huzur, nasıl istikrar getirebilir?…
Devlet ciddiyeti, idare sorumluluğu, toplumsal barış bunlar için yabancı kavramlardır…
Onların dünyasında ya tam hakimiyet vardır ya da her şeyin yakılıp yıkıldığı bir savaş hali….
Ara yol, uzlaşı, ortak akıl diye bir şey bilmezler…
Türkiye’nin ihtiyacı, kinle, öfkeyle, intikam duygusuyla hareket eden vahşi sürüler değil; olgun, müspet, yapıcı ve milletin tamamını kucaklayan bir siyasettir…
Kendi evinde, kendi mahallesinde huzur ve birlik kuramayanların ülkenin huzurunu sağlaması mümkün değildir…
Mutlak butlan kararı, yalnızca bir kurultayın değil, aynı zamanda bu zihniyetin de mutlak hükümsüzlüğünü ortaya koymuştur….
Millet artık bu manzarayı hayretle değil, ibretle seyrediyor….
Ve büyük bir çoğunluğun gördüğü gerçek şudur: Bu vahşete, bu vandalizme, bu acımasızlığa Türkiye’nin geleceğini emanet etmek, ortak bir felakete davetiye çıkarmaktır…
Türkiye, inşallah bu karanlık ve yırtıcı ruhtan uzak duracaktır…
Çünkü kendi mahallesini bile parçalayan vahşi bir sürüye ülkenin ,devletin yönetimini. bırakmak, hepimizin ortak kâbusu olur.…