Kuklaları Bırakın, Tezgahı Kuranlara Bakın

Ekonomi koridorlarından sızan son feryatlar, artık mızrağın çuvala sığmadığını, patlayan lağımın tüm ülkeyi baştan aşağı kirlettiğini gösteriyor.

Karşımızda öyle yenilir yutulur, üç beş süslü istatistikle üzeri örtülür bir tablo yok.

Fon krizi adı altında tam 21 milyar dolar buhar olmuş! …

Tam 550 bin vatandaş göz göre göre tezgaha getirilmiş, hayalleri, birikimleri, umutları bir gecede yok edilmiş.

Şimdi birileri çıkmış, her büyük soygundan sonra izlediğimiz o bayat tiyatroyu yeniden vizyona sokuyor: Üç beş kişiyi apar topar gözaltına alıp, "Operasyon yaptık, hesabı sorduk" diyerek milletin gazını almaya çalışıyorlar.

Yemezler!…

Bu kadar büyük, bu kadar sistematik ve bu denli devasa bir tezgah, öyle emniyet nezarethanesine tıkılan üç beş tetikçiyle, piyasa piyonuyla kurulamaz!

Bu işin arkasındaki asıl devasa kara deliği görmemek için ya kör olmak ya da suç ortağı olmak gerekir.

En baştan haykırıyorum: Bu krizde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve onun altındaki tüm ekonomi bürokrasisinin ağır kusuru, açık ihmali ve sarsılmaz bir sorumluluğu vardır!

Denetim mekanizmalarını felç eden, piyasayı başıboş bırakan, vatandaşın milyarları sülükler gibi emilirken kafasını kuma gömen o neoliberal kadro, bu soygunun baş sorumlusudur.

Birkaç göstermelik günah keçisi bulup asıl failleri, o koltuklarında rahatça oturan bakanları ve bürokratları temize çekemezsiniz!..

Şu an muhtemeldir ki, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu için Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yoğun bir dış politika mesaisi harcayan Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu krizin yarattığı ekonomik ve sosyal yıkım hakkında yeteri kadar, tüm çıplaklığıyla bilgisi yoktur….

Çevresini saran o pembe tablo hayranı bürokratlar, muhtemelen New York’taki Türkevi koridorlarında bu felaketi ondan saklamak, önemsiz gibi göstermek için kırk takla atıyorlardır.

Oysa bu ülkenin geleceğini tehdit eden bu derin tezgahı, devletin tepesindeki o yapay duvarları yıkıp Sayın Erdoğan’a bütün açıklığıyla anlatabilecek cesarete, devlet aklına ve namusuna sahip sadece iki isim var: İbrahim Kalın ve Hakan Fidan…

Devletin kara kutusu olan bu iki isim, Türkiye’ye dönüldüğünde bu işin ulaştığı mafyatik ve bürokratik çürümeyi Cumhurbaşkanı’nın önüne eksiksiz koymalıdır…

Sayın Cumhurbaşkanı ABD dönüşünde ayağının tozuyla Ankara’ya iner inmez, bu ihanetin hesabını sormak zorundadır.

Eğer Mehmet Şimşek ve o basiretsiz ekonomi ekibine bu milletin buhar olan 21 milyar dolarının, o aldatılan 550 bin kişinin hesabını sorup çok ağır bir bedel ödetmezse, sandık önüne geldiğinde faturanın kendisine kesileceğini en iyi kendisi bilir…

Bu aziz millet, devletine olan aidiyet bağını kemiren bu tarz finansal lağımları affetmez, faturasını da sandıkta fazlasıyla ödetir…

Çünkü bu ülkenin, bu çalkantılı küresel kurtlar sofrasında, bu kaos çağında Sayın Erdoğan’a bir dönem daha mutlak mecburiyeti vardır.

Ülkenin bekası, istikrarı ve geleceği için Erdoğan’ın güçlü bir şekilde yoluna devam etmesi şarttır.

İşte tam da bu mecburiyet yüzünden, lider kendi içindeki çürük elmaları ayıklamakla mükelleftir….

Cumhurbaşkanımız yurda döner dönmez devlet refleksini devreye sokacak, halkını ezdiren o neoliberal kibir kulelerini yıkıp gereğini derhal yapacaktır; yapmalıdır da!…

Yoksa faturayı Şimşek değil, hepimiz ödeyeceğiz!…