Sistem Değil, İllüzyon: "Yoksası Yok" Bir Çöküşün Anatomisi

Vergi sistemimiz zaten karışık, karmaşık ve açıkça söylemek gerekirse baştan aşağı saçmasapan.

Ortada ne adil bir paylaşım var ne de rasyonel bir akıl.

Gelin, kendimizi kandırmayı bırakıp o büyük ve şatafatlı "vergi rekortmenleri" yalanının arkasındaki kâğıttan kuleyi yıkalım.

Bu ülkede memur, işçi ve emekli gerçekte hiç vergi vermiyor. Şaşırdınız mı?

Şaşırmayın.

Cebinize fiilen, nakit olarak girmeyen bir paradan, daha bordro aşamasında kaynaktan kesilen şey gerçek bir vergi değildir; kâğıt üzerinde tasarlanmış bir illüzyondur.

Sol cebinden parayı koyup sağ cebinden alırken "Bak, senden vergi kestim" diyen bir devlet mekanizması, sadece kendi muhasebe oyununda kendini avutmaktadır.

Tek gerçek vergiyi, elini taşın altına koyan, istihdam yaratan ve risk alan işveren ödüyor.

Ama devlet de biliyor bu illüzyonun farkında olduğunu. İşte tam da bu yüzden, gerçek vergi vermeyen o devasa kitleden reel bir kaynak tahsil edebilmek adına, yaratıcılıkta sınır tanımayan dolaylı vergileri icat ediyorlar.

Gözümüzü açıyoruz ÖTV, nefes alıyoruz KDV…

Maşallah, onlarca kalem harç ve vergiyle dünya literatürüne geçecek bir "dolaylı soygun" haritası çizmiş durumdalar.

Sistemin bu amansız karmaşıklığı ve anlaşılmazlığı, ne yazık ki memurları ve bürokrasiyi adeta birer canavara dönüştürüyor.

Karşısındaki vatandaşı bir paydaş değil de potansiyel bir suçlu olarak gören bürokratik zihniyet, vatandaşa eziyet etmekten alenen, sadistçe bir haz alıyor.

Masanın arkasına kurulan o heybetli koltuklar, çözüm üretmek için değil, "Bugün git yarın gel" bariyerleri örmek için işgal ediliyor.

Öyle bir iklim yarattılar ki, insanları kayıt dışına itmek için sanki gizli bir el özel bir gayret sarf ediyor.

Sistemin içine girip dürüstçe iş yapmaya kalkanı bin pişman ediyorlar.

Trajikomedi burada da bitmiyor. Teknolojiyi baş tacı ettiğini iddia eden akıl, yapay zekayı para transferlerini adım adım takip edip ceza kesmek için bir kırbaç gibi kullanıyor.

Ama aynı akıl, enflasyonun kuşa çevirdiği piyasada 200 ₺’lik banknottan büyüğünü basmayarak insanları çuvalla para taşımaya zorluyor!

Dijital çağda yapay zekayla hava atacaksın, ama vatandaşı sırtında parayla hamallık yapmaya mahkum edeceksin. Bu neyin kafası, hangi yüzyılın vizyonudur?

Açık ve net söylüyorum: Çözüm vatandaşın gırtlağına çökmek değil!

Çözüm, gece gündüz demeden üreten işvereni bezdirip, "Lanet olsun" dedirtmek değil! Sanayiciyi fabrikasının kapısına kilit vurmaya, üretimden ve yatırımdan vazgeçirmeye zorlamak hiç değil.

Bu köhne yapı yamalı bohçaya dönmüş revizyonlarla, gece yarısı meclisten geçirilen sipariş torba yasalarla düzelmez. Devletin acilen ve hiç vakit kaybetmeden vatandaşlık kurumuyla barışması, korkuya değil güvene dayalı yeni bir ilişki inşa etmesi şarttır.

Bürokratik zulme ve masa başı kibirine acilen son verilmelidir. Bize gereken; basit, beyana dayalı, adil ve son derece sade bir düzene geçirecek radikal, cesur ve acil reformlardır.

Yoksa mı?

Yoksası yok.

Bu gemi bu yükü daha fazla taşıyamaz, bu illüzyonun perdesi çoktan yırtıldı.