Bölgesel çatışmalar devam ederken Türkiye’nin başarılı denge politikası sürüyor.
Türkiye'nin jeopolitik konumu gereği tarihsel süreçte yaşanan olayların neredeyse
tamamında küresel aktör rolü üstlendiği bilinmektedir. Bu rol çoğunlukla durağan bir
diplomasiden ziyade aktif katılımcı ve bölgesel olayları milli menfaatleri gözetecek
biçimde yürütmeyi ve yönetmeyi sağlamıştır. Dolayısıyla, jeopolitik konum devlet
yönetim geleneğine daimi aktiflik payı vererek bir avantaj durumuna gelmiştir.
Bürokratik yapı, kurumsal kalite, diplomatik kadrolar görevlerinde oldukça özverili
olduklarını, sürecin tamamını hassasiyetle irdeleyip adımladıklarını gösteriyor. Bin yılı
aşkın süredir hüküm sürülen bu coğrafyada yetkin olunan konulardan biri de “Türk Devlet
Yönetim Geleneği”dir. Tarihsel mirasımızda, Hariciye Geleneği'nin günümüze ulaşan
etkileri, Ata Yurdu'ndan Balkanlar'a kadar uzanan topraklar üzerinde hakimiyet biçimleri
ve aracıları değişse de, yönetim geleneği tecrübe ve birikimlerini katlayarak günümüze
ulaşmıştır. Türkiye sınırlarının yanı başında yaşanılan bölgesel problemlere ve kaos
ortamına sürüklenme çabalarına karşın verilen cevaplar ve takınılan tutum bu kadim
geleneğin halen devam etmekte olduğunu açık biçimde göstermektedir.
Bu durumu da güncel olarak, elbette ki, bu geleneğin yürütücüleri olan iç ve dış politikada
aktif rol üstlenen kişi ve kurumlar bu başarının mimarıdır. Buradan hareketle, devlet
teşkilatında istisnalara sahip olmakla birlikte liyakatlı ve milli vizyona sahip kadrolara
teslim edildiğini tahmin etmek mümkün. Bu kadrolar sahip oldukları aidiyet bilincini de
muhakkak ki bağlı bulundukları kurum kültüründen kazanmaktadırlar. Tabii ki devlet
teşkilatındaki her bir yapının kurum kültürünü geçmişindeki tarihsel tecrübelerinden
kazandığını ifade etmek gerekir.
“Devlet aklı denilen meselenin siyaset üstü bir kavram olduğunu iyi anlamak gerekir”