Siyasetin Yeni Matematik Denklemi: Ego, Pazarlıklar ve Sahne Arkasındaki Üçlü İttifak….
Bugün meydanlarda gerçekleşen mitingler ve Mansur Yavaş’ın Özgür Özel ile kurduğu yakın temas, yüzeysel birer siyasi nezaket adımı olmanın çok ötesindedir…
Ankara koridorlarında taşların nasıl yer değiştirdiğini okuyabilmek için, bu hamlelerin arkasındaki rasyonel ve analitik neden-sonuç ilişkilerini açıkça masaya yatırmak gerekir…
Ortadaki tablo, ideolojik bir birliktelikten ziyade, tamamen karşılıklı çıkarlara ve hayatta kalma stratejilerine dayalı analitik bir denklemdir….
Siyaset sahnesini kendi kişisel hırslarıyla şekillendirmeye çalışan o meşhur "ego", nihayet elindeki verilerin yetersizliğini fark etti…
Sahadaki anketler ve toplumsal karşılıklar analiz edildiğinde, uzun süredir bir alternatif olarak parlatılmak istenen "Dilek" isminin kitlelerde hiçbir karşılık bulmadığı ve bu formülden bir lider çıkmayacağı kesinleşti…
Ego için bu durum, mevcut stratejiden umudun tamamen kesildiği ve hayatta kalabilmek adına acilen yeni bir oyun planına geçilmesi gerektiği an anlamına geliyordu…
Tam bu noktada, siyasi geleceğini ve kendi özgürlüğünü teminat altına almak isteyen ego, elindeki son kozları en güvenli limana oynamaya karar verdi…
Mansur Yavaş’ın Özgür Özel tarafına yaklaşması, aslında bu egonun Yavaş ile oturduğu gizli bir pazarlığın neticesidir…
Rasyonel analizler net bir şekilde gösteriyor ki; Mansur Yavaş egoya gelecekteki siyasi yapıda bir dokunulmazlık ve özgürlük vaat etmiş, ego da buna karşılık kendi siyasi ağırlığını Yavaş’ın arkasına koymayı kabul etmiştir…
Pazarlığın ikinci ayağı ise Mansur Yavaş’ın stratejik manevrasıyla şekillendi…
Yavaş, egodan aldığı desteğin ardından elini güçlendirerek İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile masaya oturdu…
Bu görüşmenin rasyonel çıktısı, Yavaş’ın İYİ Parti’nin ana omurgasını oluşturacağı bir yapının vitrin adayı olarak öne çıkmasıdır…
Kurulan bu yeni denklemde Özgür Özel ve bahsi geçen ego, Mansur Yavaş’ı doğrudan kendi partilerinden değil, İYİ Parti çatısı altından veya geniş tabanlı bir formülle destekleyecektir…
Böylece hem kendi tabanlarındaki olası tepkileri absorbe edecekler hem de Yavaş üzerinden milliyetçi-muhafazakar seçmenin oylarına göz dikeceklerdir…
Sonuç olarak bugün meydanlarda izlediğimiz tablo; ilkelerin değil, tamamen matematiksel ve şahsi hesapların bir ürünüdür…
Birbirine taban tabana zıt aktörleri aynı gizli ajandada buluşturan tek şey, siyasi ikballerini koruma güdüsüdür…
Ancak analitik olarak gözden kaçırdıkları çok temel bir veri var: Seçmen, masada yapılan bu ince mühendislik hesaplarını her zaman sandıkta bozmuştur….