"Abiii gel biraz muhabbet edelim"
"Hem de muhabbetin belini kıralım!"
Kıralım mı?
Eee kırdık diyelim.
Ne oldu?
Muhabbet kırılınca muhab orada bet burada.
Eee kırıldı!
N'oldu?
İkiye bölündü.
Muhab ve bet.
Muhab bet.
Bet kötü.
İşte bu kötü.
Oldu mu?
Bu espri.
İşte bu şimdi.
Oldu mu?
O muhabbeti bükelim!
Bükünce kırılmaz.
Eğilir biraz.
Erik dalı gibi!
Kırılmaz.
Kırılırsa ayıp olur.
Kırmayın muhabbeti!
O değilde.
Bu muhabbetleri enerjiye bi çevirebilsek bak o zaman muhabbete sen!
Çenetik enerji!
Sonsuz bedava enerji.
Niye kızardı ensen?
Hımmm ense tokat olayı!
Şaplak vurmayın şuna.
İyi de abi.
Uygulamalı espri yapıyoruz.
...
Muhabbet böyle devam eder gider.
Hiç de bitmez.
Buna mide yetmez!
Yenilir yutulur olsa iyi de.
Emmim İnternetten name okuyor.
Gel kafa yor.
Bir şeyler sor!
Zor dostum zor.
Çeneleri kramp geçiriyor.
Neredeyse.
Bakınız sosyal filanca.medya.
Vıdı Vıdı videyyo.
Başka bir şey demiyor.
İyi de birileri bunu yemiyor.
Tok insanlar.
Oysa aç insanlar muhabbete.
Ama kanserve muhabbet.
Hasta eder adamı.
..
Ve an gelir biter muhabbet.
Harfler susar nefes kalmaz, çek arabanı olur.
Çek arabanı.
( Atilla İlhan üstadı da saygıyla anarak.İzniyle tabii)
Bizde çekerek arabayı.
Ta ki gelecek yazıya kadar.
Gideriz.
Yazmasak çizmesek n' ideriz?
Dış ses
" İyi edersiiiiiz.Bizde okumadan gideriz!"