“Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği'ni (UCİM) kurucusu”Saadet Özkan Hanımı tanımayanız vardır.
Saadet Öğretmen,İzmir Menderes’te görev yaptığı okulda;Okul Müdürünün 6 kız öğrenciye taciz edildiğini iddiasına karşı öğrencilerinin yanında duran ve olayı ortaya çıkaran cesur yürekli bir kadın.
Savunmasız masum çocuklara karşı işlenen istismar ve taciz suçu dünyanın en aşağılık suçudur.
O suçu da işleyenlerin yaşam haklarının olmadığına inananlardanım.
Saadet Öğretmenin sosyal medyasından yaptığı bir paylaşım ile suç ve suça karşı geldiğimiz nokta çok düşündürücü.
Olay Burdur’da yaşanıyor.İddiaya göre, 62 yaşında ki şahıs,14 yaşında ki erkek çocuğuna cinsel saldırıda bulunmaya çalışıyor.
Çocuğun karşı çıkması üzerine silahla başından vuruyor. Daha sonra çocuğu Burdur Devlet Hastanesi’ne götürüyor.Olayın intihar olduğunu iddia ediyor.
1 ay sonra gözlerini açan çocuk,
söz konusu şahsın kendisine cinsel saldırıda bulunmaya çalıştığını, karşı koyması üzerine ise silahla vurduğunu söylüyor.
Bunun üzerine şahıs “Çocuğa karşı cinsel istismar ve kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderiliyor.
Adliyede toplanan şüphelinin yakınları gazetecilere müdahalede bulunarak görüntü almasını engellemeye çalışıyor.
Dünyanın en aşağılık suçunu işleyen bir kişiye karşı hukuki yaptırımın yanında toplumsal ahlâk,erdem,utanma,sıkılma,halk deyimi ile “Allahtan korkup,kuldan utanama” duygularının ve normlarının devreye girmesi gerekiyordu.
Ama….Artık suçun mahiyeti değil suçu kimin işlediği önemli.
Suçu işleyen bizdense her şey mübah..Allahım nasıl bir çürümenin ortasındayız.
Bu çürümenin farklı bir versiyonunu da Eskişehirde yaşadık.
Haziran ayı Tepebaşı Belediye Meclis toplantısında tam anlamı ile rezalet yaşandı.
Toplantı öncesi mesajlarla salona bindirilmiş kıtalar yığılıyor.
Daha 15 -20 gün önce yardımcısı ve özel kalem müdürü dahil bir çok çalışanı “Yolsuzluk operasyonu” ile tutuklanmış Belediye Başkanı Ahmet Ataç sırıtarak zafer kazanmış edası ile bindirilmiş kıtaların alkışları arasında içeri giriyor.
Operasyon ile alakalı soru sormak isteyen AK Parti ve MHP’li Meclis üyelerinin soru sorması bindirilmiş kıtalar tarafından engelleniyor….
Belediye Başkanı Ahmet Ataç Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik “Önce onun mal varlığının hesabını verin” gibi bir şeyler söylüyor ve hiç kimse hiç bir soru soramadan toplantı sona eriyor…
Sayın Ataç”a sormak gerekiyor siz genç yaşta “Özel Kalem Müdürü” yaptığınız,her türlü sırrınızı paylaştığınız aranızda 36 kez para trafiği olan kişinin mal varlığının hesabını verdiniz de Akın Gürlek’in mal varlığının mı peşine düştünüz…
Şikayetçinin “Salonumda Belediyenin yemekli organizasyonlarının yemekleri aşevinden geliyordu ama bana yemek faturası kestiriyorlardı.
Fatura karşıtı alınan paraları ben elden ………kişilere teslim ediyordum.Fatura KDV’lerini ödeyemedim ve vergi borcum oluştu.Durumu Başkana ve yardımcılarına anlattım.Sorunumu çözeceklerini söylediler ve vergi borcum yatırıldı” iddialarına cevap verdinizde mi Akın Gürlek’in mal varlığının peşine düştünüz…
Sosyal medya kullanıcısı Cumhur Calban,eski CHP Milletvekili Gaye Usluer’in 2 Şubat 2024 yılında yaptığı paylaşımı tekrar gündeme getirdi.
Gaye Hoca “Belediye Başkanlarına en yakın mesafede çalışanların da mal varlıkları açıklanmalı.
Şaibe olmasın diye .
Bu konuda çok şikayet geliyor”diye yazmış..
Gaye Hoca gibi bu adı hiç bir akçeli iş ile anılmayan bir siyasetçi uyarıyorsa Eskişehirde ki tüm belediye başkanlarının dikkate alması gerekiyor idi…….
Gaye Hoca bu soruyu sorduğu gün kentle ki Belediye Başkanları ile en yakın mesafede çalışanların evleri,yaşantıları manşetleri süslüyordu…
Çok kolay bir soru?
Bir Belediye Başkanı her türlü sırrına vakıf olacak kişiyi seçerken onun kim olduğunu,nereden geldiğini,malını mülkünü araştırır mı araştırmaz mı????
Unutulmasın
Belediye Başkanı bir numaralı siyasi sorumludur.