AK Parti il başkanı Gürhan Albayrak , Tepebaşı meclisinde gelişen olaylar üzerine sosyal medya hesabı üzerinden çok sert mesajlar verdi..
Gürhan Albayrak mesajında;
“Tepebaşı Belediye Meclisi’nde bugün yaşananlar, demokrasi adına ciddi bir zafiyetin göstergesi olmuştur. Başta Ahmet Ataç olmak üzere CHP grubu kontrolünü kaybetmiştir. Milletin oylarıyla seçilmiş meclis üyelerinin konuşmasının engellenmesi, aşevindeki yemeklerin satıldığı iddiaları gibi skandallara cevap verilmemesi ve meclis çalışmalarının fiilen durdurulması kabul edilemez.
AK Parti Tepebaşı Meclis Üyesi Ali Semih Ünlü, kamuoyunda geniş yankı uyandıran iddialara ilişkin sorularını yöneltmek istemiştir. Aynı şekilde Grup Başkan Vekili Mehmet Şimşek’e de söz hakkı verilmemiştir.
Sorulara cevap vermek yerine oturumun sağlıklı şekilde devam etmesi engellenmiş, meclis apar topar kapatılmıştır. Daha da vahimi; CHP'lilerin meclis salonuna taşınarak ortamın gerilmesi, meclis üyelerine yönelik hakaret ve taşkınlıklara zemin hazırlanması olmuştur. Bugün yaşananlar, sorumluluk makamında bulunanların şeffaflık ve hesap verebilirlik yerine suçluluk psikolojisiyle hareket ettiğini göstermiştir. Sorular karşısında sakin kalamayanlar, demokratik zeminde cevap üretmek yerine gerginliği tercih etmiştir. Şunu herkes bilmelidir: Ortada cevap bekleyen çok ciddi sorular vardır. Bu soruların muhatabı da Tepebaşı Belediyesi yönetimidir. Bizim talebimiz çok nettir; şeffaflık, açıklık ve hesap verebilirlik. Tepebaşı halkı adına sorulan sorular cevapsız bırakılarak bu süreç yönetilemez. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacaktır. Biz de sonuna kadar takipçisi olacağız dedi.
Arkasından AK Parti tepebaşı ilçe başkanı Serhat Tunç’un sosyal medya hesabından yayınladığı mesaj dikkat çekiciydi.
AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Serhat Tunç, göreve atandığı günden bu yana yüksek bir performans sergiliyor. Tepebaşı'nı ilgilendiren temel hizmetler konusunda somut eleştiriler yapıyor.
Elbette bundan Tepebaşı Belediyesi yönetimi rahatsızlık duyuyor. Bu rahatsızlığın başında da Belediye Başkanı Ahmet Ataç geliyor.
Haziran ayı meclis toplantısında yaşananlar bunun en açık örneğiydi.
Toplantı Kanal 26 tarafından canlı yayınlandı ve vatandaşlar yaşananları ekran başından izleme fırsatı buldu. Ancak izleyenler sadece meclis oturumunu değil, aynı zamanda Tepebaşı Belediye Meclisi'nin içine düştüğü tabloyu da gördü.
Meclis, yakın döneminin en ilginç provokasyonlarından birine sahne oldu.
Demokrasi, katılım ve çoğulculuk üzerine sık sık konuşan CHP'li meclis üyelerinin tavırları ise ayrıca dikkat çekiciydi. Oysa Tepebaşı Belediyesi'nde neler olup bittiğini sormak, meclis üyelerinin en doğal ve yasal hakkıdır.
Ancak hoşlarına gitmeyen eleştiriler karşısında muhalefet üyelerine söz vermemeyi tercih ettiler. Sorulan sorular cevapsız kaldı. Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise eleştiriler karşısında sessizdi.
Demokrasinin kalbi olması gereken mecliste, farklı seslere tahammül gösterilemediğine tanık olduk. Belediyenin kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulayanlara karşı gösterilen tepki, aslında soruların ne kadar önemli olduğunu da ortaya koyuyordu.
Özellikle izleyici bölümüne getirilen grubun tavırları dikkat çekiciydi. Yakın plandan izlendiğinde, bir meclis toplantısından çok tribün gösterisini andıran görüntüler ortaya çıktı. Belediyenin halktan topladığı kaynakların nasıl kullanıldığının sorulmasından duyulan rahatsızlık açıkça hissediliyordu.
Bu gelişmelere AK parti Tepebaşı ilçe başkanı ve aynı zamanda Tepebaşı AK parti gurup başkanı olan Serhat Tunç da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla sert tepki gösterdi:
"Bugün Tepebaşı Belediye Meclisi'nde yaşananlar, aslında bir gerçeğin üzerini örtme çabasından başka bir şey değildir. Tepebaşı halkının oylarıyla seçilmiş meclis üyelerimize söz vermeyenler, grup başkan vekilimizin konuşmasını engelleyenler, dışarıdan topladıkları kişilerle hakaret ve küfür ettirenler bilsin ki; bu baskılar gerçekleri değiştirmeye yetmeyecektir."
Tunç'un eleştirileri oldukça sertti. Ancak muhalefetin sorularına cevap verilmesi gerektiği de açıktır. Cevap verilmediği zaman siyasi rakipler de doğal olarak yaşananların hesabını soracaktır. Demokrasi bunu gerektirir.
Tunç açıklamasında şu ifadeleri de kullandı:
"Tepebaşı Belediyesi hakkında yürütülen soruşturmalar kapsamında belediye başkan yardımcısının ve özel kalem müdürünün tutuklu bulunduğu bir dönemde, kamuoyunun cevap beklediği onlarca soru vardır. Ancak onlar sorulara cevap vermek yerine mecliste sesimizi kısmayı tercih ediyorlar.
Ne kadar bağırırsanız bağırın, ne kadar hakaret ettirirseniz ettirin, ne kadar engellemeye çalışırsanız çalışın; Tepebaşı halkı adına gelen bütçenin nasıl kullanıldığını sormaya devam edeceğiz. Milletin parasının nereye harcandığını, kimlere hangi imtiyazların sağlandığını ve ortaya atılan iddiaların hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz.
Hakaretle, baskıyla ve gürültüyle gerçeklerin üzeri örtülemez. Mecliste susturmaya çalıştığınız her soru, yarın Tepebaşı'nın sokaklarında daha yüksek sesle sorulacaktır.
Tepebaşılı hemşerilerimiz müsterih olsun; halkın emanetine sahip çıkmaya, her kuruşun hesabını sormaya ve gerçeklerin peşinden gitmeye devam edeceğiz. Çünkü Tepebaşı sahipsiz değildir."
Bu sözlerin muhatabı doğrudan Ahmet Ataç'tı.
Salondaki izleyici bölümüne getirilen ve meclis çalışmalarına müdahil olan insanlara o tepkileri verdirtmek kimin fikriydi?
Bu sorunun da cevaplanması gerekiyor.
AK Parti Meclis Grup Başkanvekili Mehmet Şimşek de tepkisini sosyal medya hesabından dile getirdi:
"Topladığın adamlarla sabaha kadar bizi yuhalatır, küfür ettirirsin; sorun değil. Bizim alnımız ak. Biz Tepebaşı halkının haklarını savunuyoruz. Herkes kendine yakışanı yapar. Neredeyse belediyede adam kalmamış, hepsi tutuklanmış; sen bizi yuhalatıyorsun. Aşevi yemeğine kadar düşmedik Allah'a şükür Sayın Ataç."
Peki bu noktaya nasıl gelindi?
Tartışmanın fitilini, Ahmet Ataç'ın bir televizyon kanalında kullandığı "Bazı arkadaşlarımızın neden tutuklandıklarını anlayamadım" sözleri ateşledi.
Bunun üzerine AK Parti Grup Başkan Vekili Ali Semih Ünlü söz aldı ve mecliste dikkat çekici bir konuşma yaptı.
Kürsüye elinde boş bir kaseyle çıkan Ünlü, bu kasenin ihtiyaç sahibinin sofrasını, hayırseverlerin emanetini ve kamu hakkını temsil ettiğini söyledi.
Konuşmasında, devam eden soruşturmalara, aşeviyle ilgili iddialara, doğrudan temin süreçlerine ve belediye yönetiminin kamuoyuna açıklama yapması gerektiğine dikkat çekti.
Özellikle şu sorular öne çıktı:
Bir buçuk yıldır sürdüğü belirtilen soruşturma sürecinde belediye yönetimi hangi idari incelemeleri başlattı?
Aşevi bağışları, yemek üretimleri, sevkiyatlar ve fatura kayıtları konusunda hangi denetimler yapıldı?
Soru önergelerine neden cevap verilmedi?
Soruşturma kapsamındaki isimlerle ilgili belediye içerisinde hangi işlemler gerçekleştirildi?
Ünlü ayrıca, aşevi bağışları ve ilgili süreçlerin kamuoyuna açıklanmasını, doğrudan temin dosyalarının bağımsız denetime açılmasını, soruşturma kapsamındaki görev ve yetki zincirinin meclise sunulmasını ve özel bir araştırma komisyonu kurulmasını talep etti.
Konuşmasının sonunda ise şu mesajı verdi:
"Bu kâse boş kalmayacak. Bu hesap kapanmayacak. Aşevi bu şehrin merhametidir; o merhamete uzanan elin hesabını sonuna kadar soracağız."
Haziran ayı meclis toplantısından geriye kalan en önemli soru ise hâlâ cevap bekliyor:
Tepebaşı Belediyesi'ne yöneltilen bu iddialara karşı belediye yönetimi ne söyleyecek?
Çünkü kamuoyu artık tartışma değil, cevap bekliyor