Tepebaşı Belediyesi’nde patlayan yolsuzluk operasyonu, klasik CHP belediyeciliğinin en muteber eserlerinden biri olarak tarihe geçmeye aday….
Özel kalem müdürünün bahçesinde gömülü gizli oda, kaçak kripto madenciliği cihazları, usulsüz ihaleler, sahte faturalar, başkan yardımcıları, müdürler…
Tam bir organize işler tablosu.
Ama en komik, en acıklı ve en iğrenç kısmı ne biliyor musunuz?…
Başkan Ahmet Ataç’ın duruşu…
“Bilgim yoktu” dese büyük sorun…
Çünkü yirmi beş yıldır yönettiği belediyede, hemen yanı başındaki adamların böylesine sistematik bir soygun düzeni kurması, başkanın ya acizliğinin, ya uzağın, ya da umursamazlığının belgesi olur…
“Belediye benim kontrolümde değil” itirafıdır bu…
Üstelik neredeyse iki yıl önce özel kalem müdürünün geliriyle orantısız lüks villası yerel basında haber olmuştu.
Hatta o haberler bizzat CHP Genel Başkanı’nın eline, basının önünde teslim edilmişti.
Buna rağmen ortada hiçbir soruşturma, hiçbir iç denetim, hiçbir “temizlik” hamlesi yoktu.
Her şey normal akışında devam etmişti.
Ta ki savcılık harekete geçene kadar…
Peki ya bilgisi varsa?…
İşte o zaman mesele çok daha vahim, çok daha karanlık bir boyuta taşınıyor. O zaman bu iş, basit bir “çalışanlarımın suçu” meselesi olmaktan çıkıyor; bizzat sistemin, bizzat başkanın himayesinde, en azından göz yumduğu bir rant düzeni haline geliyor.
İki yıldır ortada gezen o villa haberi varken “haberim yoktu” demek, ya inanılmaz bir cehalet ya da inanılmaz bir pişkinliktir….
Hangisi daha tehlikeli, siz karar verin…
Ataç’ın açıklaması da tam bir klasik: “Görevimin başındayım, arkadaşlarımızın haklarını takip edeceğiz, huzur kentiyiz, siyasi malzeme yapmayın.”…
Huzur kentiymiş…
Halkın huzuru değil tabii; yolsuzluk yapanların, rüşvet alanların, kaçak cihazları bahçeye gömenlerin huzuru. İki yıl önce villası haber olan özel kalem müdürünü görmezden gelip şimdi “arkadaşlarımızın haklarını takip edeceğiz” demek, tam bir yüzsüzlük örneği…
Soruşturma devam ederken “her şey normale devam edecek” garantisi de cabası.
Yani “siz karışmayın, biz içimizi temizleriz” mesajı.
Ne temizlik ama!…Bahçedeki gömülü odadan çıkan cihazlarla temizlik yapılacağını sanıyorlar herhalde…
Bu zihniyet, CHP’nin yerel yönetimlerdeki asıl yüzüdür…
“Halkçı” diye diye koltuğa yapışmak, “şeffafız” diye diye kasayı delmek, her yakalandıklarında da “siyasi operasyon” diye bağırmak. Eskiden “bizim çocuklarımız” diye korurlardı, şimdi de “arkadaşlarımızın haklarını takip edeceğiz” diyorlar.
Aynı şey…
Başkan Ataç, ya gerçekten bu kadar habersiz ve beceriksizdi –ki iki yıllık villa haberi bunu yalanlıyor– ya da her şeyi bilip göz yuman sistemin başıydı…
İkisi de affedilir değil….
Biri acziyetin, diğeri iştirakin belgesi.
Tepebaşı halkı, yirmi beş yıllık “hizmet” masalının bedelini hem cebinden, hem de bu rezaletle ödüyor.
Alay etmek bile zor, utanç verici bir manzara…
“Bilmiyordum” demek kolay. Ama o koltukta oturup maaşını, yetkisini, makam arabasını kullanırken bilmemek –hele iki yıl önce uyarıldıktan sonra– en hafif tabirle vatana ihanet gibi bir şey.
Bilerek yapmak ise düpedüz halka hıyanet…
Hangisi daha büyük sorun? Düşünün…
Hangisi olursa olsun, Tepebaşı kaybediyor….
Ve maalesef, bu tiyatro Türkiye’de pek çok CHP belediyesinde sahnelenmeye devam ediyor…
Perde kapanmıyor, sadece oyuncular değişiyor.…