Siyasette bazı isimler vardır; çok konuşmazlar ama söyledikleri yankı
uyandırır. Gösterişli salon toplantılarından çok, mahalle aralarında, esnaf
dükkânlarında, pazar yerlerinde görünürler. AK Parti Tepebaşı İlçe
Başkanı Serhat Tunç da son dönemde bu profili en net yansıtan
isimlerden biri.
Makam odasında değil, sokakta karşılaşılan bir siyasetçi.
Teşkilatın içinden yetişmiş, gençlik kollarından başlayarak partinin her
kademesinde görev almış bir isim. Siyaseti kürsüden değil, vatandaşın
gözünün içine bakarak yapıyor. Bu nedenle söyledikleri, yalnızca siyasi
bir eleştiri değil; sahadan gelen bir rapor niteliği taşıyor.
“Vatandaş Üç Hizmet Sayamıyor”
Tunç’un en çarpıcı tespiti şu:
“Son 15 yılda belediyenin hayatınıza dokunan üç hizmetini sayabilir
misiniz diye soruyoruz; birçok vatandaş üç hizmet saymakta zorlanıyor”!
Diyor.
Aslında bu cümle, Tepebaşı’ndaki belediyecilik anlayışına yöneltilmiş en
ağır eleştirilerden biri.
Çünkü çeyrek asra yaklaşan bir yönetimin ardından vatandaş hâlâ elle
tutulur hizmetleri hatırlamakta zorlanıyorsa, ortada ciddi bir yönetim
sorunu var demektir.
Sosyal Medya Belediyeciliği
Tepebaşı’nda uzun yıllardır sürdürülen yönetim anlayışı, eleştirmenlere
göre artık hizmet üretmekten çok algı üretmeye dayanıyor.
Fotoğraf var.
Açıklama var.
Reklam var.
Ama sokaklara çıkıldığında çukurlar var.
Yıpranmış parklar var.
Bakım bekleyen oyun alanları var.
Borç yükü altında ezilen bir belediye var.
Vatandaşın ödediği vergilerle oluşan kaynakların, kalıcı yatırımlara değil,
siyasi vitrine dönüştürülmesi en çok eleştirilen konuların başında geliyor.
“Tepebaşı Bir Bakkal Dükkânından Kötü Yönetiliyor”
Tunç’un kullandığı bu ifade, siyasetin nezaket sınırlarını zorlayan ama
dikkat çekici bir tespit.
Sayıştay raporlarında yer alan bulgular, belediye meclisindeki muhalefet
şerhleri ve kamuoyuna yansıyan iddialar; belediye yönetiminin şeffaflığı
konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Sorulması gereken soru basit:
Bu kadar arazi satıldıysa, bu kaynaklar Tepebaşı’nın hangi
sorununu çözdü?
Yollar mı düzeldi?
Parklar mı yenilendi?
Yeni yatırımlar mı yapıldı?
Vatandaşın büyük bölümünün bu sorulara net bir cevap verememesi,
eleştirilerin temel dayanağını oluşturuyor.
Çukurların Gölgesinde Bir Acı
Ramazan ayında yaşanan ve bir çocuğun hayatını kaybettiği trajik olay,
belediyecilik hizmetlerinin yalnızca konfor değil, can güvenliği meselesi
olduğunu acı biçimde hatırlattı.
Bir çukur, bir ihmale dönüşebilir.
Bir ihmal, bir canı alabilir.
İşte belediyecilik tam da bu noktada sınanır.
Tunç’un Farkı Ne?
Serhat Tunç’un en dikkat çekici yönü, siyaseti bir kariyer planı
olarak değil, sorumluluk alanı olarak görmesi.
Kendi ifadesiyle:
“Ben hesapsız siyaset yapıyorum.”
Yani hedefi makam değil; bulunduğu görevin hakkını vermek.
Bu yaklaşım, özellikle siyasetin kişisel hesapların gölgesinde yürütüldüğü
bir dönemde dikkat çekici bir duruş.
AK Parti Belediyeciliği Vurgusu
Tunç, AK Parti belediyeciliğinin Türkiye genelinde bir marka olduğunu
savunuyor. Eskişehir Şehir Hastanesi, çevre yolu projeleri ve sosyal
yatırımlar gibi örneklerle merkezi hükümetin Eskişehir’e önemli katkılar
sunduğunu ifade ediyor.
Bu noktadaki temel eleştirisi ise şu:
Ankara’dan kaynak geliyor, ancak yerelde bu kaynaklar aynı verimlilikle
hizmete dönüşmüyor.
Tepebaşı’nın Asıl İhtiyacı
Tunç’a göre Tepebaşı’nın en büyük ihtiyacı yeni sloganlar değil; güçlü bir
yönetim anlayışı.
Daha şeffaf,
Daha hesap verebilir,
Daha üretken bir belediyecilik.
Çünkü ideolojik tartışmalar vatandaşın gündeminde ilk sırada değil.
Vatandaşın gündeminde:
Yıllardır yapılamayan bozuk yollar, kaldırımlar ve parkların bakım ve
onarımları
Büyükşehir belediyesinin acil Altyapı eksikliklerin giderilmesi
Tepebaşı belediyesinin ağır borç yükü,
Topladığı vergilerin nerelere tam olarak harcandıklarının belirsizliği ve
hizmet yetersizliği,
Ve kaynakların nereye harcandığın açıklanamadığı sorusu var.
Tepebaşı’nda siyaset giderek sertleşiyor.
Bir tarafta uzun yıllardır iktidarda olan yerel yönetim.
Diğer tarafta sahada büyüyen ve sorular soran bir muhalefet.
Serhat Tunç’un çıkışı, sadece bir ilçe başkanının siyasi performansı
değil; Tepebaşı’nda yükselen memnuniyetsizliğin de sesi.
Çünkü vatandaş artık ideolojik sloganlardan çok, günlük hayatına
dokunan hizmetleri görmek istiyor.
Ve siyasetçinin gerçek sınavı da tam burada başlıyor:
Ne söylediği değil, ne yaptığı.
Fotoğraf değil, eser.
Bahane değil, hizmet.
Belediye kaynakları ile siyaset yapmak kolaydır. Mesele kendi
cüzdanınla siyaset yapmaktır.
Ne diyelim kolay değil teşkilatların içinden gelerek milletin sorunlarına
7/24 sahip çıkmak.
Dava insanı olmak fedakârlık ister.