Terörsüz Türkiye: Tarihî Bir Fırsat ve Milli Bir Zafere Doğru

Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” vizyonu, son yıllarda Türk siyasetinde gördüğüm en cesur, en gerçekçi ve en umut verici adımlardan biri. Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğinde başlayan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da sahiplenmesiyle devlet politikası hâline gelen bu süreç, Türkiye’nin 40 yıllık terör belasından kurtuluşunun yol haritasını çiziyor. Bu, bir taviz projesi değil; tam tersine, terörün tasfiyesiyle kalıcı barış ve kardeşliğin inşasıdır.

MHP’nin TBMM’ye sunduğu 120 sayfalık rapor, konuyu ciddiyetle ele alıyor. Üç aşamalı net bir plan var: Önce silahların tam teslimi ve imhası, ardından örgüt mensuplarının adli mercilere teslim olması ve son olarak rehabilitasyon süreci. Yurtiçi ve yurtdışındaki tüm bağlantılı yapılar (PYD/YPG dahil) bu sürece dâhil edilecek. Her şeyden önemlisi, sahada güvenlik güçlerimiz tarafından fiili bitişin tespiti ve ilanı şart koşuluyor. Anayasa’nın ilk dört maddesi, üniter devlet yapımız ve Türk milletinin birliği asla tartışmaya açılmıyor. Bu, tam da millî bir duruşun gerektirdiği gibi.

Uzun yıllardır terörün gölgesinde yaşayan bir ülke olarak, anaların gözyaşının dinmesi, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak ve bölgemizde kalıcı istikrarı sağlamak hepimizin ortak arzusudur. MHP ve ülkücü camia için şehitlerimiz ile gazilerimiz her zaman en öncelikli ve en kutsal yerde durmuştur. Terörsüz Türkiye, işte bu özlemi gerçeğe dönüştürme iradesidir. Kürt kökenli kardeşlerimizle aramızdaki bin yıllık kardeşlik hukukunu terör örgütünün gölgesinden kurtararak daha da güçlendirecek, emperyalist senaryoları boşa çıkaracaktır. Bu süreç, pazarlık veya müzakere değil; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üstünlüğü ve kararlılığıyla terörün sonlandırılmasıdır.

Eleştirenler “açılım” veya “taviz” diye karalamaya çalışsa da gerçek ortada: MHP ve Cumhur İttifakı, terörle mücadelede tavizsiz bir çizgiyi korurken, kapıyı da sağduyulu bir çözüme aralamış bulunuyor. Suça karışmamış gençlerin topluma kazandırılması, etkin pişmanlık mekanizmalarının güçlendirilmesi ve denetimli serbestlik gibi adımlar, adaletle merhameti buluşturuyor. Nihai hedef “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” ise, sadece ülkemize değil, tüm bölgeye nefes aldıracak tarihî bir vizyondur.

Bu süreç başarıyla tamamlandığında Türkiye, iç cephesini çelikten bir zırhla güçlendirmiş, Türkiye Yüzyılı’na çok daha güçlü bir şekilde yürüyecek. Milletimizin ferasetine ve devletimizin kudretine inanıyorum. Terörsüz bir Türkiye, hepimizin ortak geleceğidir. Bu vizyona sahip çıkan herkes, tarih önünde doğru tarafta durmuş olacaktır.

Türkiye’miz için hayırlı olsun.