Yılmaz Hoca 'ya tavsiyem Kendim Ettim kendim buldum Şarkısını dinlesin

Yılmaz Büyükerşen Hocamız ile ölümlü olmamız dışında hiç bir ortak noktamız olmadı.

Bunun nedeni rektörlüğü ve Belediye Başkanlığı döneminde sergilediği yönetim biçimiydi.

Tasavvuf geleneğinde; müridler,hak yolu irşada ulaşmak için mürşide bağlanırlar.

Maalesef dünyevi her şeyi reddeden “Dervişler ve talipler” tarihte kaldı.

Bügün ki “Hak yolunun takipçisi” olduğunu söyleyen yapıların Tasavvuf geleneği ile ilgisi olmadığını belirtelim.

Bunu,15 temmuzda çok acı tecrübe ettik.

Yılmaz Hoca da modern dünyanın seküler “Mürşidiydi”

Yılmaz Hoca etrafında bulunan kişiler tarafından hep yüceltildi.Hoca da kendisini yüceltenenlere elindeki kamu gücünü kullanarak her türlü “Dünyevi” makamları ve imkanları sağladı.

Üniversite de kim onu yücelttiyse koltuk,akademik paye, hatta çoluğuna çocuğuna akademik kariyer veya ihale verdi.

Hatta Engin Ataç’a Rektörlük verdi.

Rektörlük kariyeri bitince siyasete geçti. Önce DSP’yi teslim aldı.

Daha sonra 100 yıllık CHP,Eskişehirde ki tüm kurumsal hafızasını ve derinliğini tam teslimiyetle Yılmaz Hocaya devretti.

Yılmaz Hoca da yıllarca istediği kişinin altını,istemediği kişinin üstünü çizdi.

Yılmaz Hoca bütün makamlarından arındıktan sonra işlediği günahlarından kurtulmaya çalışıyor.

Yılmaz Hocanın makam ve saltanat sunduğu yüzlerce insan geldi geçti.Ama onun makam verdiği ve Eskişehir’in kaderine etki eden Ahmet Ataç ve Kazım Kurt yoluna devam ediyor.

Ahmet Ataç yaş ve siyasi kariyer olarak yolun sonuna geldi. 20 yıldır yönettiği Belediyenin durumu ortada.Har vurup harman savurdular.Her gün bir rezalet ortaya saçılıyor.

Yılmaz Hocanın Eskişehire hediye ettiği Kazım Kurt için dile getirdiği, “Bilseydim onu meclis üyesi dahi yapmazdım”pişmanlığı için geçti Bor’un pazarı diyorum.

Yıllardır Kazım Kurt gibi bir profilin Eskişehir siyasetinde yerinin olmaması gerektiğini yazıyoruz.

Eskişehirde her görüşten özellikle CHP’den aklı başında ne kadar makul insan varsa;Yılmaz Hocaya Kazım Kurt’tan uzak durması için adeta yalvardılar.

Yılmaz Hoca da o zamanlar en büyük muhalifi Vedat Alp’e inat olsun diye yanına aldı.

Meclis üyesi yaptı yetmedi Milletvekili yaptı.

2014 yılında Erman Gölet’i Başkan adayı yapmamak için Kazım Kurt’u aday yapmak istediğinde dönemin CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından bizzat uyarıldı.

Genel Başkanını dahi dinlemedi Aday yaptı.

En sonunda da,bu kadar iyilik yapan hiç bir insanın görmemesi gereken vefasızlığı ve ihaneti başkaları gibi Kazım Kurt’tan gördü.

Kazım Kurt’un siyaset yapma tarzı insani ilişkileri ile paraleldir.

Bir kişi hariç kendisi dışında hiç kimse önemli değildir.

O kişi de tüpçü Yaşar olarak bilinen Yaşar Özel’dir.

Çünkü Tüpçü Yaşar onun için tehlike arz etmez.Yaşar Özel için siyasetin zirvesi Meclis Üyeliğidir.

Ötesi Papanın Müslüman olması kadar olasıdır.

Kazım Kurt’un olduğu yerde huzur olmaz.Hizip,kaos,dedikodu,ayak oyunları olur.İnsanların bir birine düşmesini seyretmeye bayılır.

İnanmayan,SHP-DSP-CHP çizgisinde beraber siyaset yaptığı Milletvekil İbrahim Arslan’a,Erdal Caferoğlu’na, CHP'nin hafızası kabul edeceğimiz CHP’li gazeteci Vedat Alp’e sorabilir.

Eskiden Kazım Kurt’un ekibine küçük “Kurtlar” derlerdi hayatta kalanlara da sorabilirsiniz.

Sonuçta Yılmaz Hoca kendi etti kendi buldu.

Yılmaz Hoca'ya tavsiyem Hüseyni makamında Düyek usulünde söylenen "Kendim ettim kendim buldum" Şarkısını ömrünün kalan döneminde sıkça dinlemesidir.

Çok uyardık hemde çok.