29 Mayıs ve Millî Savunma Üniversiteleri öğretim üyesi; Emekli Albay-Dr. Zekeriya Türkmen
“110. Yılında Kûtü’l-amâre Zaferi” başlıklı sunumuyla konuğumuz oldu. İlgiyle takip edilen
programda özetle şu hususlar dile getirildi:
Irak cephesinde 29 Nisan 1916 tarihinde kazanılan Kutü'l-amare Zaferi, Birinci Dünya Savaşı’nda
Osmanlı Ordusu’nun zor şartlar ve imkansızlıklar içerisinde, Çanakkale’den sonra İngilizlere karşı
kazandığı ve bir İngiliz tümeninin bütün personeli ile birlikte esir alındığı eşsiz bir zaferdir. Kutü'l-amare
veya kısa adıyla Kut Zaferi hem yerli, hem de yabancı basında geniş haberlere konu olmuştur. Kut
zaferine uzanan süreç ve zafer günümüzde de pek çok araştırmacıya ilham kaynağı olmaktadır.
Irak bölgesi, Orta Doğu’yu Uzak Doğu’ya bağlayan yolların üzerinde yer almasından dolayı, Arap
yarımadasını kuzeyden kontrol etmek isteyenlere avantaj sağlayacak bir konumdadır. Irak’ta, özellikle
Musul vilayeti, büyük güçlerin, petrol arama ve işletme imtiyazları elde etme yarışına giriştikleri bölge
olmuştur. II. Abdülhamit döneminde temelleri atılan, Osmanlı-Alman yakınlaşması sonunda Berlin-
Bağdat demir yolu yapım işinin Almanlara verilmesi Irak bölgesinde Alman etkisinin artmasına yol
açmıştır. Bu sırada İngilizler de bölgeye gönderdikleri biyolog, tarihçi, diplomat, zoolog vs. meslek
gruplarından casuslar aracılığıyla kendi siyasetlerini kalıcı kılmaya, diğer taraftan küçük menfaatler temin
ederek bölge halkı üzerinde -özellikle de aşiret reislerinde- İngiliz hayranlığını artırmaya gayret
etmişlerdir.
Kutü’l-amare Muhasarası (3 Aralık 1915-29 Nisan 1916)
Kutü'l-amare'nin üzerinde bulunduğu arazi, üç tarafı Dicle nehriyle çevrelenmiş olup, geniş bir
yarımadayı andırır. Kuzeydoğudan güneydoğu istikametine akan Dicle nehrinin geniş bir yay çizerek
tekrar batıya yönelmesiyle oluşan bu yarımada üzerindeki Kutü'l-amare kalesinde sıkıştırılan İngilizler,
kendilerini karadan (batı tarafı) kuşatan Türk ordusuna karşı iki kademeli bir savunma hattı
oluşturmuşlardır. 5 Aralık tarihinden itibaren Türk ordusunun Kut'a yönelik tazyikinin giderek artması
İngiliz ordusu için sıkıntılı günlerin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. 27 Nisan 1916 günü Kutü'l-
amare'nin 4 km. kadar yakınında bir yerde, Türk siperlerinin önünde öğleden önce saat 10 civarında
VI. Ordu Komutanı Halil Bey ile General Townshend, görüşmüştür. Halil Bey bu görüşmeleri aynı gün
Başkomutanlık vekaletine yazdığı telgrafta ayrıntılarıyla dile getirmiştir.
General Townshend, 29 Nisan günü Halil Bey'e gönderdiği mektubunda açlık ve diğer
şartlardan dolayı teslim olmak zorunda kaldığını ifade ederken, İngiliz gurur ve kibirine rağmen Türklerin
merhametine sığınmaktan başka çıkar yolun kalmadığını da ifşa etmekte idi. 29 Nisan günü Halil Bey,
silahsız kalan İngilizlerin Araplara karşı korunması için 3 Piyade Alay Komutanı Albay Nazmi’yi
(Solok) görevlendirmiştir. 3 Piyade Alayı bandonun çaldığı marşlar eşliğinde Kutü'l-amare kalesine
girmiştir. Alayla birlikte şehre giren Halil Bey daha sonra General Townshend’in karargahına gitmiştir.
Bu sırada General Townshend birliklerine yayınladığı veda mesajında şunları ifade etmiştir:
“Kut’taki muhafızlarımızı almak üzere bir Türk alayı yaklaşmaktadır. Hem kalenin, hem şehrin
üzerine beyaz bayrağı çektim. Taburlar saat 2’de Şumran yakınındaki kampa girmeye başlıyorlar. Biz
telsizi yavaşça imha ediyoruz ki bu iş yapılmaya değer. Kut’tan bütün gemiler ve istasyonlara elveda ve
hepinize iyi şanslar.
Ordu Komutanı Halil Paşa'nın Kut Bayramı Mesajı
Bu zaferden sonra bir üst rütbeye terfi ederek mirliva (tuğgeneral) olan Halil Paşa, Kutü'l-
amare’nin Türklerin eline geçtiği 29 Nisan 1916 günü VI. Orduya tarihî mesajını yayınladı:
“Arslanlar!
1 Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında
şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pâk alınlarından öperek cümlenizi
tebrik ediyorum.
2 Bize 200 seneden beri tarihimizde okunmayan bir olayı kaydettiren Cenâb-ı Allah’a şükrederim.
Allah’ın büyüklüğüne bakınız ki, 1500 senelik İngiliz devletinin tarihine bu olayı ilk defa yazdıran
Türk süngüsü oldu. İki senedir devam eden Cihan Harbi böyle parlak bir olay daha göstermemiştir.
3 Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve
10 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 5 general, 481 subay ve 13.3 er
teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30 zayiat
vererek geri dönmüşlerdir.
4 Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak
için kelime bulmakta zorluk çekecektir.
5 İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.
6 Yalnız süngü ve göğsümüzle kazandığımız bu zafer yeni gelişen savaş durumumuz karşısında
gelecekteki başarılarımızın parlak bir başlangıcıdır.
Bugüne “Kut Bayramı” adını veriyorum. Ordumun her ferdi, her yıl bugünü kutlarken
şehitlerimize Yasinler, Tebarekeler, Fatihalar okusunlar. Şühedamız ebedî hayatta göklerde kızıl
kan(at)lar ile uçarken, gazilerimiz de gelecekteki zaferlerimizin bekçileri olsunlar!
VI. Ordu Kumandan Vekili, Mirliva Halil”
Dr. Zekeriya Türkmen’e şube başkanımız Prof. Dr. Nedim Ünal’ın şükran beratı
takdimi ile program sona erdi.
https://www.youtube.com/watch?v=Dm-BOfId6NE
https://www.youtube.com/watch?v=32Qnrre_TmI&t=33s