Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir Partisinin kurucu Lideri Başbuğ Alparslan Türkeş'in 29. ölüm yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.
İsmail Candemir ; Aylardan Nisan… Baharı karşılamaya hazırlanırken gelen acı bir haber ile Milliyetçi-Ülkücü camianın, Türk Dünyası’nın ve onu seven herkesin mevsimi kışa döndü.
MHP İl Başkanı İsmail Candemir;On binlerce insanın yüreği o an tek bir insan için yandı, tutuştu, küle döndü. O insan için yek vücut olundu. Yalnızca Türkiye değil, tüm Türk Dünyası onun ardından yasa boğuldu. Rahmet-i Rahman’a kavuştu Başbuğumuz 4 Nisan günü…
O vakte kadar inandığı değerler ve davası uğruna, Türk Dünyası’na kalbi bağlılıktan, “Milliyetçi Türkiye” idealinin bir gün gerçek olması ülküsünden bir an bile geri durmadı. Çünkü o, Türk milletinin ve Türk milliyetçiliğinin bayraklaşan bir ismi olmuştu.
Hilalin yıldıza duyduğu aşkın misali, vazgeçilmez yeminler üzerine kurulu bir sevdaydı onunkisi. İnandığı davasında şahsiyet ve dirayet timsali; onurlu ve şerefli bir kılavuzdu. İlkeleri ve ülküleri adına tavizsiz yaşamış, vatanına, bayrağına ve milletine meftun bir hayat sürmüştür.
Başbuğumuz, Ülkücü Türk gençliğinin mihmandarı; yolumuzda sönmeyen bir ışık, mukaddesatımızın koruyucusu ve gözeticisi, gelecek nesillerin mimarı olmuştur.
Türk gençliğine hitaben söylediği şu söz, onun gençliğe verdiği değerin en açık ifadesidir:
“Gençler, hepiniz birer Türk bayrağısınız. Lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin.”
O gençler de ahde vefanın en güzel ve en ulvi örneğini Başbuğumuzun cenaze merasiminde göstermiştir. O gün adeta bozkurtların dirildiği bir gün olmuştur. Ankara’nın dondurucu soğuğuna ve bitmek bilmeyen karına rağmen aynı sevda için toplanan; saatlerce yürüyen, yürekleri yas içinde, gözleri ıslak bir milyon insan o kalabalıktan kopmamıştır.
Çünkü o kalabalık Başbuğumuzu bir ağabey, bir yol gösterici, bir dost bilmiştir. Ve her şeyden öte babacan tavrının bir nişanesi olarak onun yüz binlerce evladı vardır. Tıpkı benim de hiç görmediğim babamın yerine onu koyduğum gibi…
İftihar duyarım ona evlat olmaktan, onun benim babam olmasından… Ona “baba” diye hitap etmekten…
Bizler senin mukaddes miras olarak bıraktığın Türk milliyetçiliğini ve Turan ülküsünü yaşatmak için; fikir, iman ve ülkü aşkıyla mücadele edeceğiz. Senin 9 Işık Doktrini’nin yılmaz savunucuları olacağız ve asla taviz vermeyeceğiz.
Davâmızın istikbali için birlik ve beraberlik şuuruyla hareket edecek; ülkemizin menfaatlerini şahsi menfaatlerimizin üzerinde tutacak, gerekirse fedakârlık göstereceğiz. Türk milletinin mukadderatı ve geleceği için durmadan, yılmadan, yorulmadan çalışacağız.
Kutlu mefkûremize taviz vermeden, mukaddesatımızın koruyucusu olarak hayal ettiğimiz medeniyet tasavvurunu gerçeğe dönüştüreceğiz.
Başaracağız!
Başarmanın en müstesna hazzını senin sayende yaşayacağız.
Dilaver Cebeci’nin sana ithaf ettiği mısralarda olduğu gibi ben de diyorum ki:
“Kahrolayım sevmedim Ülkü’den başkasını, bir de seni çok seviyorum.”
Türk milliyetçiliği davasının yılmaz ve yıkılmaz savunucusu; ömrünü Türk milletinin onurlu geleceğine adayarak mücadele eden, her türlü zorluk ve baskıya rağmen yılmadan, yıkılmadan ömrünün son demine kadar davasına hizmet etmiş olan; büyük Türk milliyetçisi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucu Genel Başkanı, Türk Dünyasının Başbuğu Alparslan Türkeş’i ebediyete irtihalinin 29. sene-i devriyesinde en derin özlem, minnet, saygı ve rahmetle anıyorum.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun Türk’ün son Başbuğu!