Eskişehir Türk Ocağının 15 EKİM 2026 tarihli Perşembe sohbetine, Dumlupınar Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Değirmenci, “Adriyatik’ten Tuna’ya: Türkçenin İzinde Bir Yol Hikâyesi” başlıklı söyleşisinde, eşi ve iki küçük çocuğuyla birlikte üç yaz boyunca otomobilleriyle gerçekleştirdikleri, yaklaşık on beş bin kilometreyi bulan Balkanlar ve Orta Avrupa yolculuklarının hikâyesini dinleyicilerle paylaştı.

Söyleşisinde ses metaforunu bir izlek olarak kullanan ve bu yolculuklarda sokağın sesini, inancın sesini, gücün sesini ve tarihin yankılarını takip ettiğini belirten Değirmenci, kimi zaman bütün bu sesleri bastıran sessizliğin de başlı başına bir anlam taşıdığına dikkat çekti. Prizren sokaklarında konuşulan Türkçeden tarihî meydanlarda geçmişin izlerine, Osmanlı’nın zaferlerinden kayıplarına kadar uzanan bu anlatıda ses, yalnızca duyulanı değil, bir coğrafyanın hafızasında yaşamaya devam edenleri de ifade ediyordu.

Adriyatik kıyılarından Tuna Nehri’ne uzanan bu yolculuklarda Değirmenci ailesi, farklı ülkeleri ve şehirleri keşfederken aynı zamanda Türk dilinin, edebiyatının ve ortak tarihimizin izini sürdüklerini belirtti. Manastır’dan Üsküp’e, Prizren’den Saraybosna ve Mostar’a, oradan Orta Avrupa’nın tarihî şehirlerine uzanan güzergâh boyunca Atatürk’ün eğitim yıllarından Yahya Kemal’in Üsküp’üne, Mehmet Âkif’in düşünce dünyasından Osmanlı’nın Tuna boylarındaki izlerine kadar pek çok konuya değindi.

Söyleşide özellikle Balkan coğrafyasındaki Türk varlığına ve Türkçenin günümüzdeki canlılığına dikkat çeken Değirmenci, Prizren’in ve Üsküp’ün bu açıdan taşıdığı özel önemi vurguladı. Türkçenin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda tarihî hafızayı ve kültürel kimliği yaşatan güçlü bir bağ olduğunu belirtti. Saraybosna ve Mostar’da yakın tarihin acı hatıralarını, Tuna kıyısındaki şehirlerde ise Osmanlı geçmişinin izlerini ele aldı.

Yolculuğun Viyana’dan Edirne’ye uzanan bölümünde büyük ölçüde Tuna Nehri’nin güzergâhını takip ettiklerini anlatan Değirmenci, nehrin iki yakasında Osmanlı tarihinin hem yükselişine hem de geri çekilişine tanıklık ettiklerini ifade etti. Sırpsındığı ve Mohaç zaferlerinden Belgrad’ın alınışına, Budin’in fethinden Osmanlı ordularının Viyana kapılarına dayanmasına uzanan tarihî sürecin izlerini yerinde takip ettiklerini belirtti. Aynı coğrafyada bu kez Petrobaradin'de, Semendre'de, Salankamen’de, Vezirac tepesi ve Karlofça kasabasında Osmanlı’nın geri çekilişini anlatan ve kaybedilen toprakların hatıralarıyla karşılaştıklarını dile getiren Değirmenci, Tuna’nın yalnızca bir nehir değil, zaferlerin, kayıpların ve tarih boyunca değişen sınırların hafızasını taşıyan bir tanık olarak da okunabileceğine dikkat çekti.

Konuşmasının sonunda salonda bulunan gençlere seslenen Değirmenci, onları dünyayı tanımaya, okumaya ve araştırmaya; kendi tarihlerini, dillerini ve kültürlerini yakından öğrenmeye davet ederek konuşmasını bitirdi.

Anadolu Üniversitesi İBF öğrencisinin filmi Altın Koza'da ödüle layık görüldü
Anadolu Üniversitesi İBF öğrencisinin filmi Altın Koza'da ödüle layık görüldü
İçeriği Görüntüle

Katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından Şube Başkanımız Prof. Dr. Nedim ÜNAL’ın şükran beratı takdimi ile gece sona erdi.