Eğitim Bir-Sen Eskişehir 1 nolu Şube Başkanı İbrahim Akar; Türk Eğitim Sen Eskişehir 1 Nolu Şube Başkanının Sarıcakaya ile ilgili yaptığı açıklamaları asılsız bularak karşı bir açıklamada bulundu.
İbrahim Akar; Zamanın birinde bir genç, kurban hakkında aklına takılanları sormak için bir hocanın yanına gider ve sorularını sormak için izin ister. Hoca, “Tabii ki, buyurun.” dedikten sonra genç:
“Çocuğu olmayan Hz. Davut, Allah’a, ‘Rabbim, bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim.’ diye dua etmiş. Duası kabul olmuş. Daha sonra çocuğun kurban edileceği vakit gelmiş. Hz. Davut, kızını tam kurban edecekken Azrail gökten bir keçiyle çıkagelmiş. Azrail, ‘Kızı bırak, al bu keçiyi kurban et.’ demiş.”
Sonra genç devam edince hoca artık daha fazla dayanamamış:
“Evladım, yeter! Ben bunun neresini düzelteyim?” demiş. “Bir kere Hz. Davut değil Hz. İbrahim, kız değil erkek, Azrail değil Cebrail, keçi değil koç.”
Dün Türk Eğitim-Sen Başkanının yaptığı açıklamaları okuyunca aklıma bu fıkra geldi.
Kamuran Bey, fıkra gibi maşallah! Yazdıklarıyla insanları güldürüp düşündürmüyor; sadece kendisini gülünç duruma düşürüyor.
Sendika başkanı, dünkü bühtan dolu yazısında sendika temsilcimiz ve ilçedeki eğitim yöneticileri hakkındaki ifadelerini ve iddialarını ispat etmelidir. Açıklaması, baştan sona her cümlesiyle ispata muhtaçtır.
Bizim sendika temsilcisi arkadaşımız hangi Millî Eğitim toplantısına yeri ve görevi olmadan, sendika temsilcisi unvanıyla girmiştir?
Görev yaptığı kurumda müdür yardımcısı olduğu için, müdürü yokken veya kurum müdürünün İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yaptığı dönemde vekâleten bu toplantılara katılmıştır.
İddia ettiği asılsız, yalan ve yanlış sözleri nerede, kime söylemiştir? İlçe başkanımız, kendisini arayan üyemizin sorunu ile ilgili olarak pansiyon nöbeti konusunda lise müdürünü aramış ve sorunu çözme arayışıyla durumu kendisine iletmiştir.
Yazıda bahsi geçen soruşturma ile ilgili olarak ilçe başkanımızın ya da bizim, soruşturmanın seyrine müdahele edecek en ufak bir girişimimiz veya durumumuz varsa başkan bunu da ispat etsin. Eğer yoksa, ilçe başkanımızın adını bu soruşturmaya karıştırmasın. İlçe başkanımızı hiçbir şekliyle içinde bulunmadığı bir konu hakkında çoluğu çocuğu ile empati kurması şeklinde itham etmek hiçbir ahlaki değerle bağdaşmaz.
İl Millî Eğitim müfettişleri ve Bakanlık müfettişleri eliyle yürütülen, tamamlanmış ve sonuçlanmış bir soruşturma üzerinden açıklamalar yaparak sendika başkanı neyi hedeflemektedir?
Bunları tekrar tekrar konuşmak ve gündeme getirmek kime ne fayda sağlar. İlçedeki çalışan eğitim yöneticilerine ve ilçemiz eğitim camiasına zarar vermekten, kötülük yapmaktan öteye geçmez.
Yazıda ismi geçen lise müdürü, görevi bırakmak istediğini nerdeyse bir ay önce, ilçe müdürüne göreve başladığının ilk günlerinde söylemiştir. İlçe müdürü de, “Hocam, okullar kapansın, öyle bırakın. Şimdi bırakmanız zamanlama açısından uygun olmaz.” demiştir.
Şimdi sanki bir baskı ve mobbing sonucunda görevden alınıyormuş istifaya zorlanıyor gibi felaket tellallığına soyunmak ne kadar etiktir? Ayrıca yazıdan anlıyoruz ki Başkan Bey, mevcut yönetmeliğe göre dört yıllık görev süresi dolmadan istifa eden bir okul yöneticisinin nereye ve ne şekilde atanacağını bilmeyecek kadar mevzuat bilgisinden yoksundur.
Ayrıca Başkan Bey, Sarıcakaya’da ikamet eden bir kişinin idari teklifle Alpu ilçesine, yani il merkezine daha yakın bir yere görevlendirilmesini eleştirerek eyyam yapacak kadar da coğrafya bilgisinden yoksun olduğunu göstermiştir.
Eğitim-Bir-Sen olarak bizler hiçbir zaman kısır sendikal didişmelere, sahayı, eğitim çalışanlarını ve yöneticilerini yorup yıkacak anlamsız ve içi boş çekişmelere girmedik. Bunu yapmak isteyenlere meydan vermedik, vermeyiz de.
Eğitim-Bir-Sen olarak bir konu ya da sorun önümüze geldiğinde, üyemiz olsun ya da olmasın, her zaman konunun muhataplarıyla ve paydaşlarıyla görüştük.
Hak, hakkaniyet ve adalet arayışı içinde olduk. Hakkı hak sahibine teslim ettik. Mazlumun kimliğine bakmadık. Zulüm varsa bizden de olsa karşısında durduk. Yanlışa karşı doğrunun safında yer aldık. Sendikacılık vazifemizi, insani ve ahlaki değerlerimiz üzerine kurulu bir anlayışla yürüttük.
Böylesi asılsız ve mesnetsiz ithamlarla hiç kimse ne bizleri, ne sendika temsilcisi arkadaşlarımızı, ne de görevini hakkıyla yapan eğitim yöneticilerimizi baskı ve tahakküm altına almaya kalkmasın. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir; aksi hâlde alçak bir müfteridir. Magazin ve dedikodu sendikacılığı yapmak yerine doğru bilgiye dayalı açıklama yapmayı öncelesin.
Sendika başkanı bu asılsız içi boş iddiaları dile getirmek yerine, kurumlarda ve öğretmenler odalarında kendi sendikasına yönelik ağır siyasi itham ve eleştiride bulunanlara karşı bir ses yükseltebilseydi. Ama nerdee...?






