Adalet ve Kalkınma Partisi Eskişehir Milletvekili adayı Prof.Dr.Ayşen Gürcan ile Yazarımız Asalet Salgınoglu bir Röportaj Gerçekleştirdi.Soluksuz okuyacagınızProf.Dr.AYşen Gürcan'ı yakından tanıyacagınız söyleşi şu şeklide;
Haber Ötesi: Bizim toplumumuzda bir ihtilafa kadın el koyduğunda sulh olur veya örtüsünü çıkarıp ortaya attığında savaşlar bile durur.Bu ne demek,Kadın hırsı olmayan, güç peşinde olmayan ama beraber olmanın ana çimentosunu oluşturan kişidir.Tabiki benim "kadınlar herşeyi erkeklerden daha iyi yapar gibi bir iddiam da yok.Erkek ve kadınların birbirinin rakibiymiş gibi bir algı oluşturulmasına karşıyım ben kainatta muhteşem bir uyumun olduğuna inanıyorum ve her ikisinin de güçlü yanlarının olduğu gerçeğine dikkat çekmek istiyorum . Erkek ve kadın birbirini tamamlayan bir bütünün birer parçasıdır.Bundan dolayı temsiliyet görevi önemlidir ve siyasette kadınlar muhakkak olmalıdır.Bir de şunun altını çızmekte fayda var. %50 kadın oranı olan vekil adayları bir tek Eskişehir' de :)) Ve bence Eskişehir' e de çok yakışıyor.ü
Eskişehir vekilliği de bana bu manada hediye diye düşünüyorum. O bakanlığa başörtüm ile gitmek benim için hem kazanım hem de büyük bir lütuftu. Dolayısı ile Sayın Cumhurbaşkanımıza çok müteşekkirim. Siz Allah rızazı için bir şey yaptığınızda mevlanın öyle hoşuna gidiyor ki, emekleriniz zayi olmuyor, ödüllendiriliyorsunuz ve çok daha verimli olabileceğiniz zemini Allah bir şekilde nasib ediyor. Kudüste bu haberi almış olmak hele o kadar etkileyici ki benim için. Çünkü gökyüzüne en yakın yerdir Elinizi uzatsaniz yıldızları tutabileceğinizi düşündüğünüz muazzam güzelliktedir Orada bir zeytin bahçesi vardır. O gün günlerden Cuma idi. Ve ben çok samimi bir dua ettim. "Allah'ım bana burada ne görev verirsen, ben Dünya ya savaş açarım" dedim. Ama orası o kadar güzel ve özel bir enerji veriyor ki, teslimiyeti iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ben bu duayı ettim ama Türkiye de hükümet kurulduğundan bile bir haberim yok. Ben bir gezideyim, kudusteyim, hem geziyorum, hem ibadet ediyorum. Üniversitede hocalık yapıyorum ama aylardan Ağustos ve tatil. Bu duayı yaptığım günün akşamında haber gelmiş olması ve bir iki hat kesilmesi ile, bakanlık görevi olduğunu duymam ama hangi bakanlık olduğunu anlamamam keyifli bir anı olarak kaldı. Bu haberi Türkiye' de almış olsam belki farklı sevinç gösterisi yapar çığlık bile atabilirdim. Ama Kudüste bu haberi almış olmak bana daha daha çok şükrettirdi ve tevekkül ettirdi ve beni hakkın huzurunda şükür namazına sevk etti.. Orası öyle güzel bir yer ki, sevinçleriniz bile edebiniz ile oluyorVe dilime sadece şu cümle gelir,
Bunun şükrünü sizden çok biz yapalım inşallah sayın vekilim...
ü
Ayşen Gürcan : Bu noktada sorumluluğumuz misliyle artıyor. Kimseye, "Zaten onlar böyleler dedirtecek hatalardan kaçınarak çok dikkatli bir şekilde hareket etmeliyiz. Bu ciddi bir sorumluluk. Bunun hem gururunu yaşıyorum ama ağırlığının altında da eziliyorum. Allah'tan çok doğru danışmanlarım var ve benim yüzüme benim hatalarımı soyleyebilecek danışmanlar ile çalışıyorum. Haber Ötesi:Efendim ben şunu belirteyim,İtiraf edeyim ben duygusal bir insanım ama ilk defa gördüğüm insanların yanında pek kendimi koyuvermem.
Beni dik duruşum ve sağlamlığım ile tanırlar.
Kendimi kontrol edebilirim ama bugün bu samimiyet beni ciddi silkeledi ve oldukça duygulandırdı.
Bana sizi az bile anlatmışlar..
Hayretle, gururla ve tüm duygularımı gözlerimden ve cümlelerimden bıraktığım, salıverdiğim bir an yaşıyorum.
Efendim son suale gelirsek,
Bir Edebiyatçı olarak,
Siyaset ve Edebiyat 'ı bağaştırdığımızda, siyasetin içindeki Edebiyati nasıl değerlendirirsiniz ?
Ayşen Gürcan : Bu bir dik yokuş, bu bir Akabe, bu ateşten bir gömlek Asalet hanım :)) Bazen dizleriniz titrese kaçıp gitmeyi düşünseniz bile vazife bilinci ile asla o noktayı terketmeyişiniz.. İşte Siyaset tam da orası. Edebiyat da tam oradan çıkıyor. Edebiyat mücadeleden çıkar, Edebiyat acıdan çıkar, Edebiyat yaşanmışlıktan çıkar. Edebiyat insana dair tüm duyguların anlatılabildigi, yazılabildigi yerden çıkar. Önceleri şiir falan yazardım, denerdim ama çok yetenekli olduğumu düşünmüyorum. Ama duygu noktasında tamamen duygu merkezli bir ruh halim var. Belki de Kibele tarzı bir Anadolu kadını olmam ile alakalı. Ben karşımda hangi acıdan geçmiş olursa olsun o kardeşimin acısını empati yapabilen, yaşadığı acıyı hissedebilen bir insanım. Hele ki artık vekil olma hassasiyeti ve sorumluluğu ile bu duygulara daha yakın mesafede olmak zorundayım. Allah diyor ki, " sözünüzü, ahdinizi ve akdinizi tam yapınız, yapmadığınız takdirde hesaba çekileceksiniz" Benim en önemli hassasiyetim sorunu ertelememek. Hayat boşluk kaldırmaz. Ertelersem unutulabilir başka bir şey o sorumluluğu öteleyebilir. Dolayısı ile ben bunun hem vebalinden hem de dünyevi sorumluluğundan kurtulmalıyım. Hatta bizim sloganımız ne, "Yarın değil hemen şimdi " Dolayısı ile Edebiyat da insan merkezli, duygu merkezli, ifade edebilme noktasında en elzem olan bir sanat. Siaysette daha çok hiciv sanatı ile etkili olsa da Edebiyat siyasette olmazsa olmaz.
Haber Ötesi:
Efendim ben şeref duydum, onur duydum,
Hem bir Hemcinsim olarak, hem iradem noktasında temsilcim olarak yüreklendim ve yükseldim.
Niyetiniz, gayretiniz, şahsınız ve milletimiz adına hayırlı olsun Sayın vekilim.
Şunu samimiyetle söyleyebilir ki,
Siz makamdan güç alarak varlık gösteren değil, makama güç katarak varlık gösteren ve şehrimiz adına şükrü ayrı yapılması gereken bir değersiniz efendim.
Haberötesi ve Mavi ajans olarak bu samimi röportaj için şahsınıza teşekkür ediyor çalışmalarınızda kolaylıklar diliyoruz efendim. Bâki muhabbet ile.ü
ü






