Eskişehir'de piyasanın dengesini sarsan,ticaret hayatını örseleyen tuhaf işler oluyor.
Şirket borçlanıyor. Piyasadan mal topluyor. Çek üstüne çek dağıtarak piyasaya sahte bir hacim kazandırıyor.
Sonra bakıyorsunuz şirketin içi boşaltılmaya başlanıyor.Taşınmazlar hukuken ulaşılamayacak kişilere.Paralar ortaklara, yakınlara, başka hesaplara gidiyor.
Ardından mahkemenin kapısı çalınıyor.
Konkordato!!!
Borç şirketin üzerinde kalırken, servet başkalarının cebine akıyor.
Alacaklı kapıda sıraya geçiyor.Esnaf çekini tahsil edemezken.Malını veren tüccar kendi borcunu ödemek için çaresizce çırpınmaya başlıyor.
Malını üç ay önce teslim etmiş namusu ile çalışan ve ayakta kalmaya çalışan esnaf üç ay beklediği çekini tahsil edemiyor.Çünkü şirketin içi daha önceden boşaltılıyor.
Ertesi hafta gelen haberle şirketin konkordato istediği ve mühlet alması ile alacaklının elindeki çek bir kâğıt parçası dönüyor.Alacaklı ne takip yapabilir ne de haciz…
Kendi borcu ise beklenmeyen alacaklının mal karşılığı almasın gereken paralar nerede?
Şirketin kasasından çıkan paralar kimin hesabına,değerli taşınmazlar kimlerin adına kaçırıldığı geride kalıyor.
Konkortoda sonucu kalan;
Bilançoda görünmeyen borçlar, değeri şişirildiği konuşulan elde kalan kaçırılmayan gayrimenkuller ve sayıldığı bile şüpheli stoklar…
Ve hepsinin üzerine güzelce yazılmış konkordato projeleri.
Konkordato kanunun tanıdığı bir haktır. Gerçekten zora düşmüş, ama ayağa kalkabilecek şirkete nefes aldırmak gerçeği yanında
hiçbir hak, kimseye alacaklıyı soyma ayrıcalığı vermiyor.
Eskişehir İddialar ile çalkalanıyor.İddialara göre ortada batan bir şirket yok.
Şirket,bilerek borçlandırılıyor.İçi bilerek boşaltılıyor ve kayıtları buna göre düzenlenerek konkordato kapısına bırakılıyor.
Bir nevi sigorta dolandırıcılığı…Ama dolandıranların sigortası küçük esnafın cebi..
Aynı sıralama. Aynı kurgu ve aynı oyunla;Bir biri ardına,birbirinin benzeri yöntemlerin başka şirketlerde, başka konkordato başvurularında da uygulandığı konuşuluyor.
Piyasada konuşulan ve Eskişehir piyasasını bıçak gibi kesen bu işlemleri birilerinin yöntem hâline mi geldiği.
Yönteme göre şirket borçlandır. Parayı dışarı çıkar. Malı yakınların üzerine geçir. Bilançoyu düzenle. Raporu al. Konkordato iste…
Alacaklı da beklesin!
İddiaya göre bir birine benzeyen ve şirketten şirkete taşınan işlemlerin sistemli olduğu,arkasında onu kuran, öğreten, uygulayan birilerinin varlığının olduğu.
Piyasayı tanıyanlar bu işlemlerin sıradan bir ticari uyuşmazlık olmadığı ve organize gerçekleştiğini iddia ediyorlar.
Eğer iddialar doğru ise kuşkusuz
alacaklıyı zarara uğratmak için kurgulanmış işler ceza adaletinin konusudur. Hileli iflas mı, güveni kötüye kullanma mı, dolandırıcılık mı? Bu işler birden fazla kişinin el birliğiyle, planlı ve tekrar tekrar yapılıyorsa, suç işlemek için örgütlenme ihtimali de masaya gelmesi gerekti ifade ediliyor.
Şirketlerin konkordatodan önceki banka hareketleri incelenecek mi?
Ortaklara ve yakınlara giden paraların gerçek bir ticari karşılığı var mı, yok mu?
Tapu kayıtlarına bakılacak mı?
Dosyaya sunulan mali tablolar ile gerçek para hareketleri yan yana konulacak mı?
Ve en önemlisi…
Bu başvuruların arkasında aynı isimler, aynı danışmanlar, aynı akıl var mı?
Bir de bağımsız denetim meselesi var.
Konkordato başvurusu bağımsız denetim raporuyla yapılıyor. Herkes o rapora güveniyor.
Peki stoklar sayılmadan, taşınmazların değeri doğrulanmadan, ortaklara giden paraların hesabı sorulmadan nasıl güvenilir bir rapor çıkıyor?
Bir kâğıdın üzerinde "bağımsız denetim" yazması, içindeki her rakamın doğru olduğu anlamına mı geliyor?
Gerçeğe aykırı tabloları bilerek onaylayan varsa, onun da hesabı sorulmalısı isteniyor.
Bunların oluşup oluşmadığını, delilleri toplayacak adli makamların ortaya koyacağı refleks ve Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı bu iddiaların üzerine gitmesi ile açığa çıkacağı söyleniyor..
Kamuoyunda bu konuda şüpheler ve ortada ciddi emareler varken araştırma istemek kimseyi suçlamak olmadığını söyleyen alacaklılar.Hukuk devletinin bunu gerektirdiğini ifade ediyorlar.
Konkortodo mağdurlar;
Eskişehir'in ticaret çevresi küçük olduğunu.Kim kiminle iş yaptığı, kimin kime borçlu olduğu hangi firma konkordato istediği… Bir haftada herkes tarafından öğrenilebileceği gerçeği ortadayken;
Piyasa bu iddialar nedeni ile durma noktasına gelmesine rağmen alacağını tahsil edemediği için kendi dükkânını ayakta tutmaya çalışan dürüst tüccarın yanında durması gereken
Eskişehir Ticaret Odası,Eskişehir Sanayi Odası ve Meslek kuruluşlarının sessiz kalması üyeleri arasında büyük tepki topluyor.
Bir şirketin konkordato istemesi yalnızca o şirketi ilgilendirmiyor zincirleme şekilde ona mal satanı,çekini bekleyeni,maaşını bekleyen işçiyi ve vergisini borcunu günü gününe ödeyen herkesi ilgilendiriyor.
Şirketini kurtarmak için konkordatoya sığınan dürüst tacirle, şirketin içini boşalttığı iddia edilen kişi aynı kapıdan giriyor.
Alacaklıların hakkını yemeyi yöntem hâline getirenleri hukukun bulması ve cezalandırması dürüst esnaf ve tacirin “Adaletten” en büyük beklentisi.
Görüşlerine başvurduğumuz esnaf ve tacirler;Eskişehirde herkesin gördüğü ve konuştuğu bu soruların artık cevapsız kalmaması gerektiği, meslek odaları,siyasetçiler ve en önemlisi “Adaletin” taraf olmasını istediklerini ifade ediyorlar.






