Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma
Hastanesi’nde “Glokom Haftası” dolayısıyla, glokom hastalığı hakkında farkındalık yaratmak
amaçlı etkinlik düzenlendi. ESOGÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Glokom Birimi
tarafından düzenlenen etkinliğe; Hastane Başhekimi ve Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana
Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Hüseyin Gürsoy, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız
ve öğretim üyeleri katıldı.
Etkinlik kapsamında hastalar ve hasta yakınlarına göz içi basıncı ölçümü yapılırken, Tıp
Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tülay Şimşek glokom ile ilgili
bilgilendirici bir açıklamada bulundu. Prof. Dr. Tülay Şimşek’in açıklaması şöyle: “Ciddi bir
halk sağlığı problemi haline gelen glokom, tüm dünyada 80 milyondan fazla kişiyi etkilemekte
ve bunların yaklaşık 12 milyonunda kalıcı görme kaybı geliştiği düşünülmektedir. Bu kadar
çok insanı etkilemiş olmasına rağmen, araştırmalar gelişmekte olan ülkelerdeki glokom
hastalarının %90’a yakınının hastalıklarının farkında olmadığını göstermiştir. Bu nedenle,
önlenebilir körlüğün en önemli nedenlerinden birisi olan glokom hakkında farkındalığı
artırmak ve toplumu bilinçlendirmek üzere, her yıl Mart ayının 2 haftasında Dünya Glokom
Haftası olarak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli aktiviteler düzenlenmektedir. Bu
yılki etkinlikler 9-15 Mart tarihleri arasında yapılacaktır. ESOGÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları
Ana Bilim Dalı Glokom Kliniği ekibi olarak biz de bu önemli hastalık konusunda toplumda
farkındalık oluşturmak amacıyla, her yıl Dünya Glokom Haftası kapsamında halkı
bilgilendirme çalışmaları ve glokoma yönelik taramalar yapıyoruz. Glokom, retina gangliyon
hücrelerinde kayıp ve karakteristik görme alanı defektleri ile karakterize bir optik nöropatidir.
Normal göz içi basıncı 10-21 mmHg olup yüksek göz içi basıncı (GİB) glokom gelişiminde en
önemli risk faktörüdür. Ancak GİB 21mmHg altında olduğu halde glokom gelişen hastalar
(normal basınçlı glokom) olduğu gibi çok yüksek GİB’e rağmen glokomatöz hasar gelişmeyen
hastalar da bulunmaktadır (oküler hipertansiyon). Hastalık ileri dönemlere kadar herhangi bir
belirti vermeyebildiği için hastalar son döneme kadar görmelerinde bir farklılık hissetmezler.
Genellikle rutin göz muayenesi sırasında saptanır. Bu nedenle birçok hastada, glokom geç
dönemde teşhis edildiği için ciddi görme ve görme alanı kaybı, hatta körlük gelişir. Glokoma
bağlı gelişen görme kaybı geri döndürülemediğinden hastalığın erken tanısı ve tedavisi çok
önemlidir. Bunun için düzenli olarak tam bir göz muayenesi yapılması gerekir. Glokom
taraması için sadece GİB ölçülmesi glokomun saptanması için yeterli bir yöntem değildir.
Çünkü GİB gün içinde varyasyon gösterir Ayrıca GİB’in normal sınırlarda olduğu glokom
türleri olduğu gibi yüksek GİB’e rağmen glokom gelişmeyen hastalar da vardır. Göz içi basıncı
ölçülmesi yanında kornea kalınlığı ölçümü, ön kamara açısı muayenesi, görme siniri ve
görme alanı muayeneleri yapılarak tanı konulmalıdır. Bu nedenle 40 yaş üzerinde düzenli göz
muayenesi yaptırmak büyük önem taşımaktadır. Aile hekimlerinin hastaları bu konuda
bilgilendirerek göz muayenesine yollaması önemli bir halk sağlığı problemi olan glokomun
erken tanınmasını mümkün kılacaktır. Glokom için risk taşıyan kişilerin daha sık göz kontrolü
yaptırması gerekir. Glokom gelişimi için risk faktörleri nelerdir? Aile öyküsü; birinci derecede
akrabalarında glokom olan kişilerde glokom gelişme riski olmayanlara göre daha fazladır. Irk;
siyah ırk ve İspanyollarda primer açık açılı glokom daha fazla görülür ve daha agresif
seyirlidir. Çinlilerde, Eskimolarda ve Uzakdoğu ırkında primer açı kapanması glokomu daha
yaygındır. İleri yaş; 40 yaşından itibaren glokom prevalansı giderek artmaktadır. 40-50 yaş
arasında prevalans %1 iken 75 yaşından sonra bu oran %11-23 e kadar çıkmaktadır. Bunların
dışında diyabet, miyopi (primer açık açılı glokom), hipermetropi (primer açı kapanması
glokomu, korneanın ince olması, göz yaralanmaları, uzun süre kortizon kullanımı, kan
basıncının yüksek olması, nokturnal hipotansiyon ve diyastolik perfüzyon basıncının düşük
olması, migren gibi glokom gelişiminde bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risk
faktörlerinden 1 veya daha fazlasını taşıyan kişiler, özellikle ailesinde glokom olanlar daha
çok risk altındadırlar. Glokom gelişimini önlemek mümkün değildir ama glokoma bağlı
gelişecek görme kaybı, erken teşhis ve uygun tedavi ile önlenebilir ve görme sağlığı
korunabilir. Glokom tanısı konduktan sonra tedavi için göz damlaları, laser veya cerrahi
tedavi uygulanabilir. Ayrıca glokom hastalarının günlük yaşamında dikkat etmesi gereken
önemli noktalar şu şekildedir: 1 Düzenli egzersiz 2 Günde 5 porsiyon meyve sebze (özellikle
yeşil sebzeler, havuç, şeftali) 3 Omega-3 ve 6 alımı 4 Kolesterol seviyesi düşürülmeli 5 Kilo
sağlıklı düzeyde olmalı 6 Horlama, uyku apnesi varsa tedavi edilmeli 7 Sigara içilmemeli 8
15 dakika içinde 200 ml üzerinde su içilmemeli 9 Fazla miktarda kahve tüketilmemeli 10 Kan
basıncının özellikle gece aşırı düşük olmasından kaçınılmalı 11 Aşırı ağırlık kaldırmamalı 12
Baş aşağı yoga pozisyonları yapılmamalı, sıkı kravat ve papyon takılmamalı 13 Aşırı nefes
gerektiren üflemeli çalgı kullanılmamalı 14 Uyurken baş biraz yüksek olmalı, glokomatöz
hasarın fazla olduğu tarafa yatılmamalı. Sonuç olarak, glokomun mümkün olan en erken
evrede tanınabilmesi için herkesin düzenli göz muayenesi olması konusunda çok dikkatli
olması gerekmektedir. Glokom tanısı aldıktan sonra da doktorun önermiş olduğu tedaviyi
aksatmadan kullanmak, düzenli kontrollere gitmek ve sağlıklı yaşam önerilerine uymak görsel
fonksiyonların uzun süre korunmasını sağlayacaktır. Düzenli göz muayenesi olarak ‘görmenin
sessiz hırsızı’ glokoma dur demek elimizde.”dedi.





