"Emlakçılara olağan şüpheli gözüyle bakılamaz. Son günlerde Ticaret Bakanlığı tarafından sosyal medya platformlarında yayımlanan emlak ilanlarına ilişkin yeni düzenleme kamuoyunda ve sektörümüzde yoğun şekilde tartışılmaktadır. Ben de bir Gayrimenkul Danışmanı ve Değerleme Uzmanı olarak bu konuda görüşlerimi paylaşmak istiyorum.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki; sahte ilanlarla mücadele edilmesine, vatandaşın korunmasına ve sektörde güven ortamının artırılmasına karşı değiliz. Tam tersine, yıllardır bu mesleğin içinde olan biri olarak en çok şikâyet ettiğimiz konuların başında sahte ilanlar ve yetkisiz kişilerin faaliyetleri gelmektedir.
Ancak bir sorunun varlığı, getirilen her çözümün doğru olduğu anlamına gelmez.
Bugün emlak sektörü büyük ölçüde dijital platformlar üzerinden faaliyet göstermektedir. Bundan 15-20 yıl önce insanlar ev ararken gazete ilanlarına bakıyordu. Bugün ise telefonundan Instagram'a giriyor, Facebook'taki ilanları inceliyor, videolar izliyor ve beğendiği danışmanlarla iletişime geçiyor. Yani sosyal medya artık sektörümüz için bir tercih değil, işimizin doğal bir parçası haline gelmiş durumda.
Şimdi soruyorum; birkaç kişinin yaptığı uyanık nedeniyle yüz binlerce dürüst işletmenin hareket alanını daraltmak ne kadar doğrudur? Bana göre bu uygulama biraz şuna benziyor: Trafikte bazı sürücüler kural ihlali yapıyor diye bütün araçların hızını saatte 20 kilometreye düşürmek gibi bir şey. Evet, kazalar azalabilir ama hayat da durma noktasına gelir.
Sektördeki asıl problem sosyal medya değildir. Asıl problem, yetki belgesi olmadan çalışan kişiler, sahte ilanlar oluşturanlar ve vatandaşları yanıltan fırsatçılardır. Eğer mücadele edilmesi gereken bir konu varsa, bu kişilerle mücadele edilmelidir.
Bugün Eskişehir'de ya da Türkiye'nin herhangi bir yerinde faaliyet gösteren bir emlak danışmanı, sabah çektiği bir videoyla bir mahallenin özelliklerini anlatabiliyor, yeni bir konutu tanıtabiliyor veya yatırımcıları bilgilendirebiliyor. Bu paylaşımlar aynı zamanda vatandaşın bilgiye ulaşmasını da kolaylaştırıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte birçok danışman, hangi paylaşımın sorun oluşturacağını, hangisinin oluşturmayacağını tam olarak kestiremiyor. Bu da sektörde ciddi bir belirsizlik yaratıyor.
Bir başka konu da uygulamanın pratikte ne kadar uygulanabilir olduğu meselesidir. Sosyal medya günümüzde milyonlarca paylaşımın yapıldığı bir alan. Bir paylaşımın tanıtım mı, bilgilendirme mi yoksa ilan mı olduğuna kim karar verecek? Bu sınırlar net olmadığı sürece hem sektör temsilcileri hem de denetim yapan kurumlar açısından yeni sorunlar ortaya çıkacaktır.
Benim düşünceme göre devletin amacı vatandaşın güvenli şekilde gayrimenkul alıp satmasını sağlamak olmalıdır. Bunun yolu da dürüst çalışan işletmeleri zor durumda bırakmak değil, kayıt dışı faaliyet gösteren kişileri sistemin dışına çıkarmaktır.
Milyonlarca emlak danışmanı zaten vergi ödüyor, ofis giderlerini karşılıyor, personel çalıştırıyor ve tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiriyor. Bu insanların müşterilerine ulaşabildiği en önemli mecralardan biri olan sosyal medyanın bu kadar kısıtlanması sektör açısından ciddi bir sorun oluşturmaktadır.
Sahte ilanlarla mücadele edelim, tüketiciyi koruyalım, sektörü daha güvenilir hale getirelim. Ancak bunu yaparken işini düzgün yapan insanları da mağdur etmeyelim.
Bizler çözümün yasaklamakta değil, denetimi güçlendirmekte olduğuna inanıyoruz. Kurallara uymayanları tespit edip cezalandırmak başka bir şeydir, sektörün tamamınına şüpheli muamelesi yapmak başka bir şeydir.
Bu nedenle uygulamanın sektör temsilcileriyle yeniden değerlendirilmesi, sahadaki gerçeklerin dikkate alınması ve daha uygulanabilir bir sistem oluşturulması gerektiğini düşünüyorum."





