Sağlıkta izandan uzak, masa başı politikalarla günü kurtarmaya çalışmak ve aynı vesileyle mesleğimizi ayaklar altına düşürmek, sağlıkta başarıyı yakalatmaz!
Sürekli muayene sayıları, performans rakamları, MR çekim sayıları, tetkik sayıları, HYP oranları…
Rakamlar, sayılar ve tablolar belli ki halkın gerçek sağlık durumunu ve sağlık ordusunun yaşadığı bezmişliği yansıtmıyor.
Şu bir gerçek: Sağlık politikaları nicelik üzerine değil, nitelik üzerine inşa edilmelidir.
Hastaneye ulaşım, hasta-hastane ilişkisi, aile hekimi-hasta ilişkisi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumu…
Bunları neden sayıyorum?
Ülkemizde sağlık hizmetlerinin gelişmesine karşı mıyız?
Hayır!
Bakanlığın sağlık politikalarını geliştirme çabasına karşı mıyız?
Hayır!
Başarı ve sağlık hizmeti sunumu bir ekip işidir. Bu ekibin temel taşı ise Sağlık Ordusudur!
BİRİNCİ BASAMAK HEDEFLERLE DEĞİL, GÜÇLÜ BİR SİSTEMLE GÜÇLENİR
Birinci basamakta hedefler üzerinden sağlık ordusu sahaya sürülüyor.
Ancak bu hizmetleri anlatırken lütfen dünya örnekleri ile ülkemizin gerçeklerini, sosyolojisini ve vatandaşın sağlık hizmetlerinden beklentilerini birbirinden ayırmadan değerlendirelim.
Diyetisyen sokakta elinde mezura ve tartıyla geziyor:
“Gel vatandaş, gel! Tartalım, ölçelim!”
Ebe ve hemşire; kahvede, parkta, cami çıkışında, toplantıda, piknik alanında HYP hedefiyle çarşı pazar geziyor.
“Gel vatandaş, gel! Kanser taraması yapılacak!”
Sağlık çalışanı vatandaşa hizmet götürürken, neredeyse hizmet almak için yalvarır hâle getiriliyor.
Bu durum sağlık çalışanlarının tercihi değildir.
Yalvarma moduna idareciler tarafından zorlanan, zorbalanan ve mobbinge kadar uzanan sayı ve hedef baskıları, sağlık camiamızı çalışamaz hâle getirmiştir.
Bunun sonucunda vatandaşın sağlık hizmetlerine ve sağlık çalışanına saygısı azalıyor; sağlık ordusunun itibarı gölgeleniyor.
HEDEF KOYMAK YETMEZ, SİSTEMİ GÜÇLENDİRMEK GEREKİR
Aile hekimliği sistemine hedefler koyuyoruz.
Peki, bu sistemi güçlendirmek, birinci basamak ile entegrasyonu artırmak yerine neden ebe, hemşire ve diyetisyen sokakta sayılarla uğraşıyor?
Nasıl gördüğünüz değil, nasıl göründüğü önemlidir!
Türkiye’de ilk çözülmesi gereken meselelerden biri, sağlık hizmetlerinde vatandaşın nerede durduğudur.
Vatandaşın sağlık hizmetlerine ilişkin sorumluluğu, farkındalığı ve sisteme katkısı nasıl artırılacak?
Vatandaş doktoru döverse hukuki yaptırım var.
Vatandaş hemşireye söverse hukuki yaptırım var.
Ancak sağlık sisteminin bütün yükünü sağlık çalışanının omuzlarına bırakıp vatandaşı sistemin aktif bir paydaşı hâline getirmeden üretilen çözümler eksik kalacaktır.
86 milyon insanımızın ortak kaynağı olan kamu bütçesi, bu tür uygulamalarla çöpe gider, çarçur olur.
Vatandaşın sağlık hizmetini almak için sağlık çalışanının peşinden koşması değil, kaliteli sağlık hizmetine erişmek ve koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmak için “Beni de tarayın.” diyecek bir sistem kurulmalıdır.
Bunun üzerine Bakanlık, genel müdürlükler ve tüm sağlık yöneticileri kafa yormalıdır.
Bu kadar ucuz iş gücü ve yoğun emek üzerinden sağlık hizmeti sunmaya çalışarak ne kuyruklar biter ne de gerçek anlamda başarı gelir.
SAĞLIKTA BAŞARI PAYDAŞLARLA GELİR
Paydaşlarla birlikte kırılan rekorlara bakın.
Recep Akdağ dönemindeki Sağlıkta Dönüşüm sürecinden ders çıkarılması gereken önemli noktalar vardır.
Sağlık ordusu, sivil toplum ve hizmet alan vatandaş…
İşte bu üç unsurun entegrasyonu ve ortak aklı önemlidir.
AİLE HEKİMLERİ VE BİRİNCİ BASAMAKTA GERÇEKÇİ HEDEFLER GEREKİR
Gelelim halk sağlığına ve aile hekimlerine…
Aile hekimlerine sürekli baskı, istek ve talep yöneltiliyor.
Günlük ortalama 80 muayene yapan bir hekim, Bakanlığın tüm istek ve taleplerini nasıl yerine getirecek?
Aynı hekim, vatandaşın özel istek ve arzularını nasıl karşılayacak?
Hastaneden muayene randevusu alamayan vatandaş 182’yi aradığında kendisine “Aile hekimine gidin.” denilen bir sistemin bu yükü nasıl taşıyacağı ise manidardır.
BENİM EBEM, HEMŞİREM, SAĞLIK ORDUM İŞPORTACI DEĞİL!
Sağlık ordusunun yüzlerce temel sorunu üzerine emeğini ve alın terini koyan çalışanlara teşekkür etmek yerine sürekli baskı, sürekli sayısal talep ve sürekli gerçeklikten uzak rakamlar istenirse, yöneticilere en sonunda yapay veriler gelir.
Sağlık ordusunu anlayın!
Değer verin!
Hedeflere birlikte yürümek istiyorsanız gerçekçi olun, samimi olun ve sahayı dinleyin!
Ben çalışanların temsilcisi olarak söylüyorum: Adalet, hak ve kanunları göz önüne aldığımızda; “İşine gelmiyorsa hastaneye gitsin, çalışsın.” veya hastanelerde çalışan sağlık çalışanlarımıza “Hastanedeki sağlık çalışanını beğenmiyorsan istifa et.” anlayışıyla yönetim yapılamaz.
Burası fabrika değil!
Burada kurallar var, kanun var, kamu hizmeti var.
Kimseye özel çalışmıyoruz.
Devlet hepimizin devletidir. Sağlık hizmetinde görev yapan 54 meslek grubunun her birinin emeği, sorumluluğu ve çalışma koşulları farklıdır. Bu farklılıklar zaten mesleki ve ekonomik düzenlemelere yansımaktadır.
Buna bir de yönetici baskısı ve sahada karşılığı olmayan talepler eklendiğinde, 2053 ve 2071 hedefleri olan güçlü Türkiye vizyonuna yakışmayan idareciler ile yollar ayrılmalıdır.
Sağlık politikaları rakam ve hedeflerle değil, nitelik, insan gücü ve vatandaş odaklı anlayışla şekillendirilmelidir.
Biz, sağlık çalışanlarının emeğine, mesleki onuruna ve kamu hizmetinin niteliğine sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Benim sağlıkçım işportacı değil!
Bundan sonra sorumluluğu olanlar kendi değerlendirmesini yapmalıdır.
Biz ise gerçek hedefler, nitelikli sağlık hizmeti ve sağlık çalışanlarının hakları için her zaman üyelerimizle omuz omuza olmaya devam edeceğiz.
Hasan Hüseyin KÖKSAL
Eskişehir Sağlık-Sen





