Türk Ocağı Eskişehir Subesinde Dr. Ertuğrul KARAŞ “Bir Kırım Halk Türküsü: Port Artur” başlıklı sunumu ile Eskişehir Türk Ocağımızda konuğumuz oldu. İlgiyle takip edilen programda KARAŞ özetle şu hususları dile getirdi.
“Rus-Japon Savaşı, iki imparatorluğun sınırlarını aşarak binlerce kilometre uzaktaki Kırım Türklerinin kaderini derinden etkiledi. Uzak Doğu’daki bu çatışma, onlar için adeta bir “sürgün” anlamına geldi ve geri dönmeyen gençlerin acısı, “Port Artur” adlı bir ağıtla nesiller boyunca haykırıldı.
Çarlık Rusya'sının Uzak Doğu'daki Yayılmacı Politikası
19.Yüzyılın sonlarında, Rusya İmparatorluğu Pasifik Okyanusu’nda yıl boyunca kullanabileceği buz tutmayan bir limana sahip olmak için Çin’in Mançurya bölgesine yöneldi. Bu durum, aynı bölgede çıkarları olan Japon İmparatorluğu ile doğrudan bir çatışmaya yol açtı ve 1904 yılında savaş başladı.
Binlerce Kilometrelik Zorunlu Yolculuk
Savaş başlayınca Rusya, ülkenin dört bir yanından yüz binlerce askerini Uzak Doğu’ya göndermek zorunda kaldı. Bu askerlerin içinde, Çarlık yönetiminin “Ruslaştırma” politikalarına maruz kalan Kırım Tatarları da vardı. Kırım’dan başlayıp Mançurya’ya kadar uzanan bu yolculuk, onlar için bir vatan hasreti ve bilinmeze doğru bir sürgün hükmündeydi.
Port Arthur Kuşatması ve Dönmeyen Askerler
Savaşın en kanlı çarpışmaları, stratejik öneme sahip Port Arthur limanı çevresinde yaşandı. Yeterli eğitim ve teçhizattan yoksun bırakılan Kırım Tatar askerleri, adeta ölüme sürüldü. Bu çetin kuşatma sırasında binlerce Kırım Tatarı hayatını kaybetti; geriye dönebilenlerin sayısı ise çok az oldu. Bu büyük felaket, Kırım Tatar halkının kolektif hafızasında derin bir yara açtı.
Bir Ağıdın Doğuşu: “Port Artur” Türküsü
İşte bu tarifsiz acı ve kayıp, Kırım Tatar halk edebiyatında “Port Artur” adıyla bilinen bir ağıtın doğmasına yol açtı. Türkü, cepheye gönderilen gençlerin dramını, geride kalan annelerin gözyaşlarını ve geri dönmeyenlerin hüznünü yalın bir dille anlatır. Sözlerinde geçen “Port-Artur’a giden dönmez, elbet orada bir iş var” dizeleri, o dönemin çaresizliğini ve kaderci yaklaşımını en çarpıcı şekilde özetler.
Kırım Tatar halkının hafızasında derin bir yara olarak kalan “Port Artur” türküsü, sadece bir askerlik şarkısı değil, aynı zamanda geri dönemeyenlerin, yarım kalan hayatların ve bir halkın sessiz feryadının ifadesidir.”Dedi.
Katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından Şube Başkanımız Prof. Dr. Nedim ÜNAL’ın şükran beratı takdimi ile gece sona erdi.
https://www.youtube.com/watch?
v=F0Jqxab5uzE





