Siyaset, her zaman didişmek ya da her şeye körü körüne karşı çıkmak demek değildir.
Bazen öyle anlar olur ki, doğru zamanda yapılan doğru bir eleştiri, devletin yıpranan ağırlığını toparlamaya vesile olur.
Geçtiğimiz günlerde kamuoyunu meşgul eden "taytlı vali" tartışması ve ardından gelen görevden alma kararı, tam olarak bu durumun en somut örneğidir.
Hatırlanacağı üzere, sosyal medya paylaşımlarıyla sıkça gündeme gelen Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli’nin, şehrin ortasında bisiklet sürerken tayt giymesi ciddi bir tartışma başlatmıştı.
Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıyan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, çok net ve sert bir duruş sergiledi.
Alp, devlet makamının ağırlığına vurgu yaparak, "Böyle vali olmaz.
İçişleri Bakanlığı bu duruma derhal müdahale etmeli, devletin makamının ağırlığına gölge düşüren bu yöneticileri ya hemen görevden almalı ya da gerekli uyarıları yapmalıdır" diyerek milletin hissiyatına tercüman oldu.
Burada CHP’li vekilin eleştirisini çok kıymetli ve haklı buluyorum. Vali demek, sadece idari bir yönetici demek değildir; vali, temsil ettiği şehrin caddesinde yürürken o kadim devlet geleneğinin ve ciddiyetinin ete kemiğe bürünmüş halidir.
Elbette herkesin spor yapma özgürlüğü vardır ancak devletin en üst yerel makamını işgal eden birinin, toplumun genel kabul görmüş estetik ve kurumsal değerlerini gözetmesi gerekir. İnan Akgün Alp, ideolojik saplantılardan uzak, doğrudan milletin değerleri ve devletin vakarı üzerinden bir eleştiri getirerek muhalefetin nasıl yapılması gerektiğine dair harika bir ders vermiştir.
Bu haklı çağrı Ankara’da karşılıksız kalmadı. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, devlet refleksini anında devreye sokarak reaksiyon gösterdi ve söz konusu valiyi görevden aldı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu hızlı, kararlı ve tavizsiz adımı her türlü övgüyü hak ediyor.
Bu hamle, "Mevzu bahis devletin ciddiyeti ve milletin hassasiyetleri olduğunda bürokrasiye göz yumulmaz" mesajını net bir şekilde ortaya koymuştur.
Muhalefetin haklı uyarısını duyan ve anında neşteri vuran bu yürütme iradesi, devlet mekanizmasının ne kadar diri olduğunu göstermiştir.
İşte tam da bu yüzden bu olay bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Muhalefet, doğru, mantıklı ve milletin değerleri ile uyuşur biçimde yapıldığı zaman çok değerlidir.
Sırf "karşı taraf" yaptı diye her şeye körü körüne muhalefet etmek ne kadar yıpratıcıysa; milletin kırmızı çizgilerini, devletin kurumsal ağırlığını korumak adına yapılan nitelikli ve akılcı muhalefet de o kadar yapıcıdır.
Demek ki olunca oluyormuş. Muhalefet milletin diliyle konuşunca, iktidar da devletin refleksiyle hareket edince kazanan sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin vakarı oluyor.
Ağzınıza sağlık İnan Bey, kararınıza sağlık Sayın Cumhurbaşkanı.
