Ekonomi yönetimimizin dilinden düşmeyen, adeta bir tılsım gibi her başarısızlığın üzerine örtülen o meşhur gerekçeyi herhalde ezberlediniz: "Küresel ekonomik kriz, efendim bölgesel savaşlar, tedarik zincirindeki kırılmalar..."
Mehmet Şimşek ve kurmaylarına bakarsanız, Türkiye’de market raflarının alev almasının, kiraların maaşları yutmasının, emeklinin pazarda akşam pazarını beklemesinin müsebbibi biz değiliz.
Hep o dış güçler, hep o sınırlarımızın ötesindeki barut kokusu!
İnsan ister istemez haritayı önüne koyup sormadan edemiyor: Peki o zaman aktif olarak birbirini bombalayan, her gün şehirlerine füzeler düşen Rusya ve Ukrayna’da enflasyon neden bizimkinin yanına bile yaklaşamıyor?
Yıllardır iç savaşın yakıp yıktığı, altyapısı çökmüş Suriye’de bile enflasyon canavarı bizimki kadar dizginlerinden boşanmamışken, bizim "küresel kriz" masalını neyle açıklıyorsunuz paşam?
Savaşın tam göbeğindekiler ekonomilerini bir şekilde ayakta tutmayı becerirken, cepheye binlerce kilometre uzaktaki bizim ülkemizde enflasyonun neden dünya rekorlarına koştuğunu izah edecek tek bir rasyonel formülünüz var mı?
Bu tablo bize açık, net ve kaçışı olmayan iki feci ihtimali fısıldıyor:Birincisi; Şimşek ve ekibinin o yere göğe sığdırılamayan "uluslararası liyakati" aslında koca bir balondan ibaret.
Kitabi teorilerle, yabancı sermayeye şirin görünme çabalarıyla memleket gerçeğinden tamamen kopmuş durumdalar.
İkincisi, ki bu çok daha korkunç; enflasyonu bilerek, isteyerek düşürmüyorlar.
Göz göre göre halkın cebindeki paranın erimesine, faturanın dar gelirliye kesilmesine rıza gösteriyorlar.
Her iki şık da birbirinden fecaat, her iki şık da bu milletin geleceğine ihanet niteliğinde.
Ancak bu karanlık denklemde, aklın sınırlarını zorlayan ve benim de günlerdir cevabını bulamadığım tek bir soru kalıyor ortada:Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sokağın yangınını göremiyor mu?
32 yıldır tüm dünyaya liyakat dersi veren liderimiz, burnunun ucundaki bu liyakatsizliğin ya da bu kasıtlı oyunun gerçekten farkında değil mi?
Eğer farkındaysa ve sessiz kalıyorsa felaket; yok eğer gerçekten kandırılıyorsa, o daha büyük bir felaket!
