"Bunu hiç unutma evlat.Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır.Bugünki refahı,döktüğü kan,akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."
Şu anki hukukun temeli kabul edilen Antik Roma Hukuku o dönemin ileri seviye bir hukuk sistemi olarak kabul edilse de derinine indiğimizde ortaya çıkan garabeti görmemek mümkün değil.O dönemdeki pekçok toplum gibi Roma'da da halk asiller(soylular) ve diğerleri olarak ayrılıyordu.Krallığı temsilen oluşturulan meclislerde Roma vatandaşı olmayan halklara yer yoktu.
Tipik Avrupa zihniyeti desek yanlış bir söylemde bulunmuş olmam zannımca.Romalılar şehirlerde yani civitaslarda yaşar ve ülke aristokratlar tarafından yönetilirdi.Geriye kalanlar ise imparator ve bu soylu kesimin emrinde çalışan,bu grubun refahı için canını dişine takıp emir altında ezilen insanlardan nâm-ı diğer pleplerden oluşuyordu.
Pleplerin şehre inme lüksü dahi yoktu.Tek gayeleri efendilerinin gönüllerini hoş edebilmek,onlardan gelecek lütuflarla hayatlarını idame ettirebilmekti.Dönem dönem bu gruptan bir kişi çıkıp imparatorluğa karşı ayaklansa da bu girişim akamete uğratılıyor ve kanlı bir şekilde bu isyanlar bastırılıyordu.Bu süreçte plepler lehine bazı haklar kazanılsa da yer aldıkları mecliste çok da fazla söz sahibi olduklarını söyleyemeyiz.
Aristokratlar için uygulanan hukukla diğer insanlara uygulanan hukuk ayrıydı o dönem.Romalılara uygulanan hukuk İus Civile iken işgallerin yayılması ile birlikte alınan topraklardaki halka uygulanan hukuk İus Gentium'du.Yani Roma kendini öylesine fil dişi kulelerde görür ki,kendi halkına uygulanan hukuku ırkından olmayan başka milletlere uygulamaya mahâl görmez.Çünkü onlar seçilmiş ırktır Tanrının dünyadaki yegane gölgesidir(!)
Gel zaman git zaman,Roma için ve Roma'nın temsilcisi Avrupa için pek de birşey değişmiş gibi durmuyor.Kökenini Roma Hukuku'ndan alan Avrupa milletlerinin zihniyeti hâlâ aynı.Bu kalıptan çıkabilmiş değiller.Hristiyan bir ülkeye yapılan saldırı karşısında takındıkları tavırla halkı Müslüman olan bir ülkeye yapılan zulme verdikleri tepki maalesef ki aynı değil.İnsan,insan olduğu için kıymet görmüyor çünkü.Yaratılıştaki teklik insanoğlunun hırsı yüzünden fırkalara ayrılmış durumda ve maalesef bu fırkaların iktidar mücadelesi yüzünden nice masumlar can veriyor.
Bazı zulümler anlatılırken "eskiden" diye başlanırdı söze.Ama şimdi dünyanın her köşesinde zulüm var.Birisi bitmeden bir diğeri başlıyor.Yönünizü nereye çevirseniz ya bir çocuğun parçalanmış cesediyle ya bir annenin göğe yükselen feryadıyla ya da bir babanın evladına yetişememesinin yüzüne yansıyan hüznüyle karşılaşıyorsunuz.Bir tarafta Doğu Türkistan bir tarafta Filistin bir diğer tarafta aynı dine mensup olmalarına rağmen mezhep bölünmüşlüğü yüzünden saldırıya uğrayan Avrupa ülkeleri.Ayrıca direk müdahale olmasa da içten içe çetelerle işgal edilmeye çalışılan Afrika ülkeleri.Müslüman ve Türk toplumu olarak bize bahşedilen İlahi Merhamet hasebiyle millet olarak bu hale üzülüyor ve yine millet olarak şefkat kanatlarımızı seriyoruz üzerlerine,din ve ırk ayrımı yapmaksızın.
Kendini bilmez,kuduz köpek gibi oradan oraya saldıran vahşi bir ırkla dünya imtihandan geçiyor.Ve üzülerek söylüyorum ki dünya bu imtihanı kaybediyor.Uluslararası Hukuk diye bir mefhum hiçe sayılıyor.Uluslararası Hukuk yok uluslararası güç var.Güçlüyseniz zalim de olsanız hukukun ibresi sizden tarafa kayıyor.Hukukun olmadığı yerde ne Birleşmiş Milletler'den ne de Adalet Divanı'ndan bahsetmek akıl işidir.
Dile gelen tüm cümleleri yazıya dökmek kaleme de kıymetli okurlarıma da zûl olmadan şimdilik burada noktayı koymak istiyorum.Diğer yazılarımda buluşmak ümidi ve temennisiyle.
Zatınıza hoşça bakın Allah'a emanet olur.
