Mahkeme salonlarını kendi kibir imparatorluğunun tiyatro sahnesi zanneden bir nobranlık, bu hafta Türk siyasi tarihinin en ibretlik, en hadsiz perdesini oynadı….

Neymiş efendim? "Ben bu ülkenin 87 milyon yurttaşımız için verdiği mücadele, demokrasi ve adalet mücadelesinin siyasi esiriyim…

“Bak sen şu yüksek perdeden uçan kuşa!

Şu yüzsüzlüğün, şu pişkinliğin heybetine bakın!

Yargılandığı iddianamenin üzeri adeta bir suç ansiklopedisi gibi; baştan aşağı rüşvet, boydan boya yolsuzluk, buram buram irtikap kokuyor.

Üstelik kariyer basamaklarının ilk harcında o meşhur sahte diploma şaibesi dağ gibi duruyor.

Ama bizim kibirli tutuklu, tüm bu somut, belgeli, şahitli pisliği tek bir kelimeyle, savunamadığı için çareyi yine o çok sevdiği mağduriyet zırhına bürünmekte buluyor.

Suçüstü yakalanan her şark kurnazı gibi, arkasına saklanacağı bir "siyasi dava" masalı uyduruyor.

Duruşmada isnat edilen ağır suçların hiçbirine mantıklı, hukuki ve namuslu bir cevap veremeyen bu akıl, çaresizlik içinde sağa sola saldırırken kendi eski hamisine, kendisini o koltuğa taşıyan iradeye dil uzatmaktan da geri durmuyor…

Neymiş?

Kemal Kılıçdaroğlu Euronews’e verdiği röportajda onun "siyasi bir tutuklu olmadığını" söyleyerek gerçeği ifşa edince, bizimkinin kimyası tamamen bozulmuş.

Ne diyor duruşma kürsüsünden?..

“Allah kimseyi 80 yaşında bu duruma düşürmesin.”

İşte cehalet ile edepsizliğin evlendiği, nobranlığın ise şahitlik ettiği o utanç anı!..

Kendi partisini mahkeme kapılarına düşüren "mutlak butlan" krizinin sebebi İmamoğlu sayesinde CHP Genel Başkanlığı koltuğuna hukuken geri dönen Kılıçdaroğlu, ömrünü siyasete vermiş bir isim olarak sadece kayıtlara geçen çıplak gerçeği söyledi: "Bu adam siyasi fikirleri yüzünden içeride değil." …

Yani mealen dedi ki; ortada bir fikir suçu yok, ortada apaçık bir akçeli işler, bir irtikap girdabı var!..

Bunu duyan bizim kibir abidesi, yaş üzerinden akılalmaz bir edepsizlikle saldırmaya kalkıyor…

Asıl sen dua et ki, millet seni 50 yaşında, göz göre göre evrak karartırken, belediyenin kasasını rüşvet kulelerine çevirirken, sahte diplomalarla fiyaka satırken görmesin!…

Ama gördü…

Milletin gözünde asıl sokağa çıkamayacak olanlar; adalet cübbesinin arkasına sakladıkları rüşvet çarkı patlayan, vicdanı ve ahlakı yolsuzluk dosyalarında hapsolmuş o siyasi bedenlerdir.

Bu ülkenin temiz ve saf demokrasi mücadelesini, kendi irtikap ve yolsuzluk davana kalkan yapmaya kalkışmak tam anlamıyla bir yüzsüzlük şaheseridir.

Unutma ki hiçbir sahte gözyaşı, hiçbir süslü "siyasi esir" edebiyatı, o iddianamedeki rüşvet ve irtikap gerçeklerinin üzerini örtmeye yetmeyecektir.

Hukuk, senin o şımarık ve nobran tiyatrona değil, önündeki o kapkara dosyalara bakar!..