Muhalefet liderinin şu cümlesini duyunca doğrusu şaşırdım:
"Eskişehir'i nasıl yönetiyorsak, Türkiye'yi de öyle yöneteceğiz."
İlk aklıma gelen soru şu oldu:
Gerçekten Eskişehir örnek gösterilecek bir yönetim modeli mi?
Çünkü bu şehir yaklaşık çeyrek asırdır aynı siyasi anlayış tarafından
yönetiliyor.
Peki geriye dönüp baktığımızda ne görüyoruz?
Bitmeyen imar sorunları...
Yıllardır çözülemeyen altyapı eksikleri...
Her yağmurda yeniden gündeme gelen su baskınları...
Bozuk kaldırımlar...
Bozuk yollar.
Toz, toprak..
Toplanmayan çöpler nedeniyle oluşan görüntüler...
Yetersiz kalan otoparklar..
Artan trafik sıkışıklığı...
Kronikleşmiş ulaşım problemleri...
Ve yıllardır çözülemeyen birçok şehir meselesi...
Elbette yapılan hizmetler vardır. Bunu inkâr etmek doğru olmaz.
Ancak bir yönetim modelini bütün ülkeye örnek gösterebilmek için önce o
modelin kendi sınavını başarıyla vermesi gerekir.
Sayın Özgür Özel...
Sanıyorum size Eskişehir'in sadece vitrinini göstermişler.
Oysa bir şehri tanımak, birkaç hazırlıklı sunum dinlemekle olmaz.
Mahallelerini gezmek gerekir.
Esnafını dinlemek gerekir.
Vatandaşa mikrofon uzatmak gerekir.
Yıllardır çözülemeyen dosyaların neden hâlâ çözülemediğini sormak
gerekir.
Mesela Baksan bölgesinin yıllardır neden çözülemediğini sordunuz mu?
Küçük Sanayi Sitesi'nin taşınma ve dönüşüm sürecinin neden on beş yılı
aşkın zamandır tamamlanamadığını öğrendiniz mi?
Keresteciler sitesi Batı Kentin göbeğinde duruyor.
Tepebaşı'nda yıllardır konuşulan kentsel dönüşüm projelerinin neden
istenilen noktaya gelemediğini size anlattılar mı?
Yoksa sadece alkışlayanların hazırladığı sunumlarla mı yetindiniz?
Siyasetin en büyük yanılgısı, alkışı gerçeğin yerine koymaktır.
Çünkü alkış, hakikatin değil; çoğu zaman çevrenin oluşturduğu konfor
alanının sesidir.
Bir siyasetçi yalnızca kendisini alkışlayanları dinlemeye başladığında,
toplumun gerçek sesini duyamaz hâle gelir.
Eskişehir'in de en büyük problemi tam budur.
Yıllardır aynı kadroların birbirini övdüğü, eleştiriyi ise düşmanlık saydığı
bir siyasi iklim oluştu.
Oysa demokrasi, alkışla değil; eleştiriyle güçlenir.
Türkiye'yi yönetmeye talip olan bir siyasi hareket, ülkeye örnek olarak
yalnızca bir şehri göstermemelidir.
Asıl iddia şu olmalıdır:
"Türkiye'yi doğrudan milletle birlikte yöneteceğiz."
Çünkü belediyecilikte de, genel siyasette de başarı; hazırlanan
sunumlardan değil, vatandaşın günlük hayatındaki memnuniyetten
anlaşılır.
Bir başka konu da dikkat çekiciydi.
Program sırasında gazetecilere yönelik güvenlik görevlilerinin tavrı,
demokratik siyaset anlayışıyla bağdaşacak bir görüntü vermedi.
Eleştiriye tahammül edemeyen anlayış, iktidarda da muhalefette de aynı
yanlışı üretir.
Son söz...
Türkiye'yi yönetecek vizyon, herhangi bir şehri slogan hâline getirmekle
kurulmaz.
Gerçek vizyon; eksiklerini görebilen, hatalarını kabul edebilen ve onları
çözme cesareti gösterebilen yönetim anlayışıdır.
Aksi hâlde siyaset, gerçekle değil, oluşturulan vitrinle konuşmaya başlar.
Ve vitrindeki şehir ile vatandaşın yaşadığı şehir çoğu zaman aynı şehir
değildir.
Sayın Özgür Özel farkında mısınız? Sizi işletiyorlar.
Farkında mısınız?
