Zati Zungur bugün yaşasaydı, herhâlde siyasete girmezdi.

Çünkü sihirbazın işi artık çok zor. Eskiden şapkadan tavşan çıkarırdı. Şimdi siyasetçiler, tavşanı gösterip şapkayı alkışlatıyor.

Memleket yeni bir partiyle tanıştı. Daha doğrusu... Yeni denilen bir isimle...

Çünkü bazen tabelalar doğar; fikirler ise yıllar önce ölmüştür.

Siyasette "yeni" kelimesi ilginçtir.

En çok eskiler kullanır. İnsan yaşlandıkça gençlik kremi arar.

Siyasi partiler yaşlandıkça da "değişim" kelimesini...

Sanki zaman, kelimelerin makyajına aldanacakmış gibi.

Özgür Özel ve arkadaşları yeni bir yola çıktıklarını söylüyor.

Olabilir.

Yollar yenidir.

Ama yürüyenler eskiyse, yolun sonunda varılan yer de çoğu zaman eskidir.

Bir ağacı yalnızca saksısını değiştirerek gençleştiremezsiniz.

Kök aynıysa...

Meyve de değişmez.

***

Partinin adına baktım. "Yeni Parti." İsim kısa. İddiası büyük. Fakat insan ister istemez soruyor: Yeni olan tam olarak nedir?

Fikir mi? Kadro mu?

Siyaset dili mi? Yönetim anlayışı mı? Yoksa sadece tabela mı?

Çünkü bazen vitrin yenilenir. Dükkân aynı kalır.

***

Siyasetin ilginç bir kamu görevi olduğunu yıllardır izliyoruz.

Bazıları siyaseti millete hizmet için yapıyor.

Bazıları ise siyasetin kendisine hizmet ediyor.

Koltuk onlar için bir araç değil...

Bir ikametgâh.

Milletvekilliği geçici bir görev değil...

Ömür boyu oturma izni.

Partiler ise zaman zaman sadece adres değişikliği.

Dün başka binadaydılar. Bugün başka binadalar.

Yarın başka bir binada olacaklar.

Ama taşıdıkları eşyalar hiç değişmiyor.

Günümüzün dünyasında siyasette profesyoneller cirit atıyor.

Transfer heyecanıyla selam bile çakan var.

*****

AK Parti kurulduğunda insanlar sadece bir partiye değil, bir hikâyeye inanmıştı.

Bir fikir vardı.

Bir iddia vardı.

Doğru ya da yanlış...

Toplum önüne konulan bir tezi tartışıyordu.

Bugün ise daha çok isimler konuşuluyor.

Kim geldi? Kim gitti? Kim istifa etti? Kim listeye girdi?

Sanki siyaset fikirlerin değil, transfer sezonunun konusu olmuş.

***

Yeni partinin kadrolarına bakıyorum. Yüzler tanıdık. Cümleler tanıdık. Refleksler tanıdık.

Yalnızca kartvizitler değişmiş.

Bazen insan eski bir kitabın kapağını değiştirir. İçindeki satırlar ise aynı kalır.

***

En ilginç olanı da şu...

Halk hep davet edilen misafir gibi.

Konuşuluyor.

Adına karar veriliyor.

Ama masaya oturtulmuyor.

Seçim zamanı "milletimiz" oluyor.

Seçim bitince "anlamıyor" oluveriyor.

Demokrasi, sandığı sevmekten önce seçmeni sevebilmektir.

Biz ise hâlâ seçmeni sadece seçim günleri hatırlayan bir siyaset kültürünü alkışlıyoruz.

***

CHP'nin içine düştüğü hâl ise ayrı bir hikâye.

Bir gemiyi batıran çoğu zaman fırtına değildir. Kaptanların birbirine bağırmasıdır. Sonra herkes pusulayı suçlar. Rüzgârı suçlar. Denizi suçlar. Hiç kimse dümeni kimin tuttuğunu konuşmaz.

***

Siyasette en tehlikeli şey yenilenememek değildir. Yenilenmiş gibi yapmaktır.

Çünkü makyaj aynayı kandırabilir.

Ama tarihi kandıramaz.

Partiler isim değiştirerek gençleşmez.

İnsanlar slogan değiştirerek değişmez.

Zihniyet değişmeden hiçbir tabela geleceğe açılan kapı olamaz.

***

Belki de Zati Zungur'un en büyük numarası tavşan çıkarması değildi. İnsanların hayret etme duygusunu canlı tutmasıydı.

Bugün ise kimse şaşırmıyor.

Çünkü aynı şapkadan yıllardır aynı tavşan çıkıyor. Sadece tavşanın boynundaki kurdelenin rengi değişiyor.

Sadece tavşan çıkan şapkanın rengi değişti.

Biz de buna değişim diyoruz!.