Son aylarda Eskişehir gündeminde en çok tartışılan ESKİ Genel Müdürlüğü..
Bu günkü bir mesele değil. Yılmaz hoca döneminden beri gelen bir mesele.
Şimdi makarayı 2023’ün son günlerine saralım.
Yılmaz Hocanın son döneminde ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen ile Odunpazarı belediye Başkanı Kazım Kurt arasında bir tartışma vardı. Odunpazarı Belediye Başkanının bazı kırsal mahallerde oturan yurttaşların, hane su kullanımı ile aynı sokakta ikamet eden yurttaşların su kullanım ücretleri konusunda farklılıklar olduğunu söyleyerek, ESKİ Genel Müdürünü ağır bir dille suçlamıştı.
Hatta yapılan ESKİ Genel Kurulunda ESKİ'nin hazırladığı bazı gündem maddelerinin komisyona sevk edilip Genel Kurula gelmesi ve tarifeler bölümünde tartışma çıkması ve bu konuda KAZIM KURT' un ciddi itirazları vardı.
Kazım Kurt, Oğuzhan Özen’e çok sert mesajlar vermesi aslında bugün olan olayların o günlerde yapılan konuşmaların içeriğinde saklıydı.
Kazım Kurt ESKİ Genel Kurulunda kurulunda gol atmıştı.
BÜROKRAT SİYASET YAPAMAZ..
Varan bir.
Bir bürokratın vatandaşın sesi olan Belediye Başkanı olan Kazım Kurt’un taleplerini göz ardı etmesi KURT’ u oldukça üzmüştü.
Vatandaşın karşısına çıkıp hesap veren benim. Partisi için kapı kapı dolaşıp oy isteyen biziz. Bir bürokrat kalkmış siyasetçinin önerilerini bile dikkate almıyor. Bu durum kabul edilemez diyordu o günlerde.
Şunu söylüyordu; vatandaşın derdine çözüm getirmek bizim görevimiz.
Ayşe Ünlüce Genel Sekreter olarak, bu konunun gündeme yansımaması için gayret gösteriyordu. Çok zor olsa da uzlaşma sağlanmıştı…
Siyaset yapma hakkı kimin? Sorusuna Kazım Kurt net cevap vermişti. Bürokratlar kamusal görevini yapar. Eğer çok siyasete meraklı iseler istifa ederler ve politikaya atılırlar!
Kazım KURT haklıydı. Onun bölgesinde vatandaşlar ciddi bir mağduriyet yaşamıştı.
Fakat her nedense, Kazım Kurt’un yaptığı bu konuşmanın nedenselliği üzerinde fazla durulmadı
Oğuzhan Özen Üniversite kadrosunda sadece okutmandı. Onunda elinden Yılmaz hoca tutmuş ekibine dâhil etmişti. Uzun yıllar üniversite okutmanlık kadrosunda yer aldı.
Hırslıydı
Boş vakitlerinde de hocanın fotoğraflarını çekiyordu. Ne kadar uzman bir iletişimci olduğu su kesintileri nedeniyle verdiği sosyal mesajlarından anlıyoruz!.
Siyaseti seviyordu. O kadar çok seviyordu ki KAZIM KURT Odunpazarı belediye başkan olmasın diye de özel bir çabası bile vardı.
Ama en büyük kusuru, bürokratik mekanizmalarda yer alarak bunun olmayacağını bilmiyordu. O da hocası gibi her mokokodan anlıyormuş gibi rol yapıyordu.
Rol kapmak istiyordu. Bir iletişim fotografçısının, kısa zamanda Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığına getirilmesi ve sonra Belediyenin en teknik kurumu olana ESKİ’ nin başına getirilmesi CHP’ nin liyakate ne kadar değer verildiğinin en önemli göstergesi değil midir?
Dünyada başka bir örneği yok. Yok.
Yılmaz hocanın kıyağı. Bu kıyak nelere mal oldu?
Anladınız mı?
Peki, nasıl olmuş?
BASINA YANSIYANLAR
Aslında bir hesap hatası falan yok. Konu açıkça yapılan bir resmi evrakta değiştirmeler veya tahrifat da değil.
Yapılan Meclis’in iradesine saygısızlığın çok ötesinde bir anlam taşıyor.. Yani Meclisin aldığı kararla, uygulanan işlemlerin farklılığı.
Peki, bu işlemlerin prosesi nasıl başlar.
ESKİ Genel Kurulu en yüksek karar organıdır. Eski yönetim kurulu başkanı aynı zamanda Büyükşehir belediye başkanıdır.
Eskinin yönetim kuruluna belediye başkanı başkanlık eder. Olmadığı zaman işleri yürümek için genel müdür vekâlet eder.
Yönetim kurulu kararları kanun ve yönetmeliklere uygun olmak zorundadır.
ESKİ’ inin gündemde yer alacak konular ESKİ yönetimince belirlenir ve ESKİ genel kurulunca görüşülmesi talebi Genel Müdür tarafından Yönetim Kurulu başkanın onayına sunulduktan sonra, Genel Kurulu gündemi ESKİ genel kurulu üyelerine ( Büyükşehir belediye meclis üyelerine) bildirimde bulunulur.
Gün ve saatinde toplantı bellidir. Toplantı yeter sayısı tam olduğunda ESKİ yönetim kurulu başkanı büyükşehir belediye başkanı sıfatı ile toplantıyı açar. Gündemde yer alan maddeler okunarak ESKİ genel kurulu üyelerin oy’ una sunulur.
ESKİ Genel Kurulu hem karar, hem de denetim organıdır. Kendi içlerinden genel kurulca belirlen sayıda Plan bütçe komisyonunu ve ESKİ Denetçilerini seçerler.
Bu iki komisyon çok önemlidir. Gündem maddelerini ve içeriklerini yönetim kurulu hazırlar ve meclise üst yazıları ile birlikte gelir. Okunarak ilgili komisyonlara dağıtımını genel kurul karar verir.
ESKİ’ nin bütçe gelir kalemlerini ve giderleri ile kararnamesini bütçe komisyonu inceler. ESKİ’ de görev yapan ilgili birimlerinin yetkililerine istediği soruya sormaya ve muhataplarının da nu sorulara cevap verme mecburiyeti vardır. Bu sorulara cevap vermekten kaçınamazlar.
ESKİ Denetim üyeleri de ESKİ’ nin bir yıl içinde yaptığı bütün idari işlem dâhil olmak üzere yaptığı harcamaların kanunlara uygun olup olmadığını, denetler. Her türlü bu harcamalarla ve ihalelerle ilgili belgeleri inceleyip raporlaştırma yetkisine sahiptir.
Bu raporun bir örneğini belediye başkanına ve bir örneğini de ESKİ genel kurul üyelerine dağıtımı yapılarak son durum ESKİ Genel kurulun bilgisine ve onayına sunulur.
Eğer rapor Genel kurulunca yeterli görülmez ise, güvensizlik önergesi ile gereği yapılmak üzere Büyükşehir Belediye başkanına iletilir.
Bu kısa bilgiyi verdikten sonra şu soruyu soralım?
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ ye, ESKİ üzerinden açık bir operasyon var mı? Yok mu?
ESKİ’ nin hatası nedir? Hata neden kaynaklanmıştır?
Elbette genel müdür sorumludur ama sadece o mudur sorumlu olan? Bu hesap hatasına neden olan kademelerde kimler görevlidir?
Aynı Genel Kurul’u AK Parti Grubu, bu olağanüstü toplantıyı mantıklı bulmadıklarını dile getirerek terk etmek istedi.
Terk etmeden de tamamen Ünlüce’ yi suçlayan bir konuşmaya imza attı.
AK Parti gurup başkanı Ahmet Dönmez… Emekli hâkim. Uzun yıllar görev yapmış bir yargı mensubu.
Gurubu adına söz söyleme hakkına sahip. Eleştirme hakkına sahip. Söyledikleri önemli… ESKİ ‘nin olağanüstü genel kurulunda iddiaları yabana atılacak konular değil.
Konuşması can alıcı.
Diyor ki; “Kadim geleneğimizde belediye başkanı, o şehrin ‘Şehremini’dir. Yani o şehrin en güvenilir kişisi, kendisine her şeyin tereddütsüz emanet edildiği ismidir. Ancak siz, henüz görev sürenizin 2. yılında, altına imza attığınız tahrif edilmiş belgelerle, vatandaşın cebinden %48,5 fazla tahsilat yaparak bu güveni yerle bir ettiniz. Maalesef Eskişehir tarihinde “sahte belgeye imza atan belediye başkanı”’ durumuna düştünüz
Burada sormak istiyoruz: Sayın Başkan, siz önünüze gelen her evrağı içeriğine bakmadan mı imzalıyorsunuz?
Altına bizzat imza attığınız o sahte belgelerdeki hukuksuzluğu fark etmeyecek kadar belediye yönetiminden kopuk musunuz?
Hukukçu bir belediye başkanının neye imza attığını bilmeme, "görmedim, fark etmedim" deme lüksü yoktur!
Bu meclisin iradesini yok sayarak, onaylanmamış tarifeleri vatandaşa dayatmak sadece idari bir kusur değil; Türk Ceza Kanunu’na göre 3 yıldan 8 yıla kadar hapsi öngörülen “Resmi Belgede Sahtecilik’ suçudur!”
Şimdi, Ayşe ÜNLÜCE’ ye yapılan ithamların çok ağır olduğunu belirteyim.
Resmi belgede sahtecilik yapanlar bellidir. Biraz komisyonda kimler olduğunu, altında kimlerin imzası olduğuna göz atmak gerekmiyor mu?
Denetim kuruluna seçilenlerin denetim raporunda bu konulara yer vermişler mi, yoksa üstün körü bir denetim mi yapmışlar?
Peki, kart doldurarak parasını peşin verenlerin mağduriyetleri nasıl giderilecek?
Çünkü ESKİ bu sistemde karta yükleme yaparken parasını peşin alıyor. Yani sıfır maliyetle, ESKİ finansman aracı olarak kullanıyor.
Gibi sorular elbette sorulacaktır?
Elbette Ayşe Ünlüce’ nin bu konuda daha dikkatli olması ve Meclise daha özen göstererek alınan kararların uygulamada ciddi olarak incelemesi gerekiyor..
Lüzumsuz akıl danelerine şöyle hava değişimi verirse kendisi açısından daha uygun olur diye düşünüyorum.
AK PARTİ bu konuda operasyon için altlık hazırlıyorsa bunu yapmasın. Zira hiç farkında olmadan ayaklarına dolaşır.
CHP’DE DAYANIŞMANIN SINAVI
AYŞE ÜNLÜCE YALNIZ DEĞİL
Siyasette bazı anlar vardır; cümleler sadece cümle olmaktan çıkar, saf tutmanın ifadesine dönüşür. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşanan tartışmalar ve özellikle Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ ye yönelen söylemler tam da böyle bir eşiğe işaret ediyor.
Ortaya konan tablo basit bir eleştiri meselesi değil. Bu, siyasetin klasik araçlarından biri olan “yalnızlaştırma” stratejisinin güncel bir örneği. Hedef alınan isim üzerinden daha geniş bir mesaj veriliyor: “Geri çekilin, susun ya da bedel ödeyin.” Ancak bu tür hamleler, karşılık bulmadığında anlamını yitirir.
Tam da bu noktada önemli bir çıkış geldi. Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, yaptığı açıklamayla Ayşe Ünlüce’ ye sahip çıktı. Bu destek, sıradan bir dayanışma mesajı olmanın ötesinde, hem siyasi hem de hukuki bir duruşun ifadesiydi. Daha da önemlisi, bu çıkış CHP’nin nasıl bir refleks vereceğini gösteren somut bir örnek oldu. Açık konuşmak gerekirse: Bu, omurgalı bir duruştu.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel kodlarında dayanışma, yalnızca retorik bir değer değildir. Özellikle yerel yönetimler üzerinden yürütülen siyaset düşünüldüğünde, belediye başkanlarına yönelik baskılar çoğu zaman merkezi siyasi mücadelenin bir uzantısı haline gelir.
Ayşe Ünlüce’ ye yönelen haksız söylemler de bu çerçevede okunmalıdır. Çünkü mesele bir isimden ibaret değildir; mesele, seçmenin iradesine ne ölçüde saygı gösterildiği meselesidir.
Burada kritik olan nokta şudur: CHP bu süreci nasıl yönetecek?
Eğer verilen mesajlar güçlü, net ve kesintisiz olursa, bu tür baskı girişimleri ters teper ve parti içi dayanışmayı daha da pekiştirir. Aksi durumda ise sessizlik, siyasette çoğu zaman onay olarak okunur.
Kazım Kurt’un çıkışı, bu anlamda yalnızca bir destek beyanı değil; aynı zamanda parti içinde nasıl bir çizginin hâkim olması gerektiğine dair güçlü bir işarettir. “Birimize yapılan hepimizedir” yaklaşımının somutlaşmış halidir.
Bugün gelinen noktada görünen şudur: CHP içinde en azından bazı aktörler, bu sürecin sadece bir isim üzerinden yürütülmediğinin farkında ve buna göre pozisyon alıyor. “Hiçbir yol arkadaşımız yalnız değildir” cümlesi, artık yalnızca bir temenni değil; sahada karşılık bulan bir siyasi hattın ilanıdır.
Sonuç olarak mesele Ayşe Ünlüce meselesi değildir. Mesele, bir partinin kendi içindeki dayanışmayı ne kadar sahici kurabildiği ve dışarıdan gelen baskılar karşısında ne kadar yekvücut durabildiğidir.
Ve siyaset, tam da böyle anlarda gerçek karakterini ele verir.
Peki Diğerleri?
