GİZLİ SOYGUN: KDV VE ÖTV!
Dün bu sütunlardan haykırmış, Mehmet Şimşek ve neoliberal ordusunun bu millete reva gördüğü vergi adaletsizliğini, dünyadaki örnekleriyle yüzlerine vurmuştuk.
"Maaşımız yoksul gibi, vergimiz zengin gibi" demiştik.
Fakat bu insafsız denklemin bir de madalyonun arkasında kalan, vatandaşı her gün, her saniye, nefes aldığı her an çarpan daha sinsi bir yüzü var: Dolaylı vergiler yani KDV ve ÖTV canavarı!
Yıllardır yazıyorum, söylüyorum; kalkınmayı binalarla, köprülerle hallettik ama adalet her geçen gün daha da geriye gitti.
Vergi düzenindeki bu devasa adaletsizlik, dolaylı vergilerle birlikte artık bir "devlet zulmüne" dönüşmüş durumda.
Bugün Türkiye’de toplanan vergilerin ezici bir çoğunluğu kazançtan, kardan, holdinglerin rantsal büyümesinden değil; ekmekten, sütten, bebek bezinden, benzinden yani direkt halkın kursağından toplanıyor.
Bu çarpık düzende adil paylaşım tamamen ortadan kalkmıştır.
Milyar dolarlık holdinglerin vergileri bir gecede, tek bir imzayla sıfırlanırken; asgari ücretli bir işçiyle, ülkenin en zengin sermayedarı market kasasına gittiğinde aynı oranda KDV ödüyor.
Arabasına yakıt alan bir memurla, fabrikaları olan bir patron pompadaki aynı ÖTV zulmüne maruz kalıyor.
Bunun adı vergi toplamak değil, halkın cebine her gün meşru kılıflarla el uzatmaktır!
Küçük revizyonlar, matrah düzenlemeleri veya ambalajlı makroekonomik masallar bu enkazı kaldıramaz.
Bu politikaları bilinçli bir şekilde izleyen, gözü küresel finans merkezlerinin el kitabından başka hiçbir şeyi görmeyen Ayemef memuru Mehmet Şimşek ile bu iş olmaz, olamaz!
Onun "rasyonel zemin" dediği şey, dar gelirlinin boğazını sıkıp küresel tefecilere kaynak yaratma ajandasıdır.
Devletin kasasını doldurmanın yolunu lüksü, rantı ve devasa sermayeyi vergilendirmekte değil de vatandaşın zorunlu tüketiminde arayan bu zihniyet, çok tehlikeli bir fay hattını tetikliyor.
Acilen adalet adına hem köklü bir vergi reformu hem de bu talan düzenine dur diyecek bir yargı reformu zorunludur.
Dolaylı vergilerin payı acilen düşürülmeli, asıl vergi doğrudan kazançtan ve servetten alınmalıdır.
Eğer bu adımları atmazsanız, millet ile devlet arasındaki o kutsal güven ve aidiyet bağı bu şekilde çok ağır hırpalanıyor.
Vatandaş, alın terinin dolaylı vergilerle eritildiğini gördükçe devletine olan inancını, aidiyetini kaybediyor.
İşte bu çürüme, tam da kapitalizmin ve emperyalizmin istediği o kimliksiz, devletsiz, inançsız toplum modelidir!
Mehmet Şimşek’in ruhsuz, halktan kopuk rakamları bu milleti kendi devletine yabancılaştırıyor.
Bu gidişata dur demezsek, faturayı sadece ekonomi değil, topyekûn geleceğimiz ödeyecek!
