Bir aylık aranın ardından Eylül ayı Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi toplandı.

Ağustos ayında toplantı yapılmadığı için gündem hayli yoğundu. Gündemdeki maddeler ilgili komisyonlara sevk edildi, gerekli işlemler yapıldı. CHP’den Yeni Parti’ye geçen meclis üyeleri nedeniyle bazı komisyonların yapısı değişti ve seçimler yenilendi.

Buraya kadar her şey olağandı.

Asıl dikkat çekici bölüm ise gündem maddelerinden çok gündem dışı konuşmalar ve sorular oldu.

Normal koşullarda gündem dışı bölümünde belediyecilik, kentin sorunları ve Eskişehir’in geleceği tartışılır. Fakat bizim meclislerde gündem dışı bölüm zaman zaman gündemin kendisinden daha önemli hale geliyor.

Bu toplantıda da öyle oldu.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Dönmez, aynı zamanda Sarıcakaya Belediye Başkanı ve emekli hâkim. Dönmez, grup başkanvekili sıfatıyla Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ ye kamuoyunun da merak ettiği bazı konularda yazılı olarak yanıtlanmasını istediği sorular yöneltti.

Soruların başında Atatürk Kültür Merkezi’nin CHP tarafından gerçekleştirilen etkinlikler için kullanımına ilişkin tahsis, izin, fatura ve ücretlendirme işlemleri vardı.

19 Ekim 2025 tarihli CHP İl Kongresi, 8 Mart 2026 tarihli Kadınlar Buluşması ve 7 Temmuz 2026 tarihli CHP grup toplantısıyla ilgili başvuruların ve ödemelerin hangi tarihlerde yapıldığı, gerekli işlemler tamamlanmadan salonların kullanıma açılıp açılmadığı, tahsil edilen ve kalan borç miktarının ne olduğu soruldu.

Bir diğer soru, 7 Şubat 2026’da düzenlenen CHP Eskişehir İl Başkanlığı Dayanışma Gecesi’nde toplanan paralarla ilgiliydi.

Ne kadar para toplanmıştı? Bunun ne kadarı depremzedelere ayrılmıştı? Hangi tarihte, hangi kişi, kurum veya kuruluşlara ne miktarda aktarılmıştı? Aktarılmadıysa para neredeydi? Gelir-gider dökümü ve yardımların ulaştırıldığına ilişkin belgeler açıklanacak mıydı?

Son soru ise Porsuk Festivali’nin maliyetiydi.

Yaklaşık 136 etkinlikten oluşan festivalin Büyükşehir Belediyesi ve belediye şirketlerine toplam maliyeti neydi? Sanatçılara ve gruplara ne kadar ödeme yapılmıştı? Organizasyon ve diğer hizmetler için hangi firmalara ne kadar ödeme yapılmıştı?

Bunlar elbette kamuoyunun bilmek isteyeceği sorular.

Başkan Ayşe Ünlüce de soruların bir bölümünü toplantıda yanıtladı, ayrıntılı belgelerin ise bir sonraki meclis toplantısında paylaşılacağını söyledi.

AKM ücretleriyle ilgili ödemelerin bir bölümünün CHP İl Başkanlığı, bir bölümünün ise partiler ve meclis üyeleri tarafından yapıldığını belirterek dekontların meclise sunulacağını ifade etti.

Deprem gecesiyle ilgili soruların ise Büyükşehir Belediyesi’nin değil, CHP İl Başkanlığı’nın konusu olduğunu; gerekli açıklamaların yapıldığını ve konunun yargıya taşındığını söyledi.

Porsuk Festivali konusunda ise mesajı açıktı:

“Veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız yok.”

Festivalin önemli bölümünün sponsorlar tarafından karşılandığını, belediye bütçesinden çıkan miktarın ayrıntılarının da bir sonraki toplantıda paylaşılacağını belirtti.

Buraya kadar tartışma, hesap verme ve kamuoyunun bilgilendirilmesi çerçevesinde sürdü.

Fakat toplantının bana göre en ilginç konusu başka bir yerdeydi.

Adıyaman’da deprem konutlarının bulunduğu bölgede Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan park.

Öncelikle hakkını teslim edelim.

Deprem bölgesinde park yapmak, çocukların oynayacağı, insanların nefes alacağı bir alan oluşturmak son derece değerli bir sosyal dayanışma örneğidir.

Sorun park yapılması değil.

Sorun, böyle önemli bir yatırımın meclisin karşısına nasıl getirildiğidir.

Park neredeyse tamamlanmış. Açılış aşamasına gelmiş.

Meclisin ise bu yatırımdan şimdi haberi oluyor.

Üstelik konu ilk kez meclise geliyor ve “komisyona gitmesine gerek yok, hemen oylansın” deniliyor.

İyi de neden?

Büyükşehir Meclisi daha önce böyle bir yatırım için başkana yetki vermiş mi?

Vermemiş.

AK Parti’nin itirazı da parkın yapılmasına değil. Söylenen özetle şu:

“Park bitmiş, neredeyse açılışı yapılacak. Şimdi mi aklınıza geldi? Şimdiye kadar neredeydiniz?”

İşte mesele tam burada.

Madem Büyükşehir Belediyesi böyle anlamlı bir yatırımı üstlenmiş, neden stratejik planda, yatırım programında ve bütçede açık biçimde yer almadı?

Neden meclisin bilgisi ve iradesi daha işin başında sürece dahil edilmedi?

Sanki meclis yokmuş gibi...

Belediyecilik yalnızca iyi işler yapmak değildir. İyi işi doğru yöntemle yapmak, yetkiyi doğru kullanmak ve meclisi karar sürecinin içine katmak da belediyeciliğin parçasıdır.

Çünkü iyi bir hizmet, kötü bir yöntemle sunulduğunda tartışmalı hale gelir.

Şeffaflık da yalnızca sonradan hesap vermek değildir.

Önceden bilgi vermektir.

Yetkiyi zamanında almaktır.

Meclisi karar mekanizmasının dışında bırakmamaktır.

Yoksa iş bittikten sonra meclisin önüne gelip “Biz güzel bir iş yaptık, şimdi de onaylayın” demenin adı yönetişim olmaz.

Bunun başka bir adı vardır:

Oldu bitti.

İnsan ister istemez soruyor:

Bu kadar önemli bir yatırımın meclis sürecini kim planlıyor?

Hiç mi danışman yok?

Gerçi Türkiye’de danışmanlık meselesi biraz farklı çalışıyor.

Bizde bazen danışmanlar başkanlara danışmaz; başkanların ne yapacağını danışmanlar belirler.

Meclisin görevi de yapılanı denetlemekten, karar vermekten çıkıp yapılmış olanı sonradan onaylamaya dönüşür.

Sonra bütün bunların adına da güzel bir kelime bulunur:

Vizyon!

Oysa vizyon, meclisi devre dışı bırakıp işi bitirdikten sonra onay istemek değil; daha işin başında ne yaptığını, neden yaptığını ve hangi kaynakla yaptığını herkese anlatabilmektir.

Yoksa yapılan park değil, yönetim anlayışının fotoğrafı tartışılır.

Ve o fotoğrafa bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Meclis karar vermek için mi var, yapılanları sonradan meşrulaştırmak için mi?