Geçmişten günümüze kitleleri ikna etme sanatı olarak bilinen iletişim temelli "Retorik", sistematik çerçevesi ve felsefesi Aristoteles tarafından çizilmiş bir kavramdır.
İkna etme sanatının oluşması için ethos, pathos ve logosun birlikte değerlendirilmesi gereken bütüncül bir yapıda olması gerekmekte ve ikna etme sanatının ana omurgasını oluşturmaktadır. Konuşma yoluyla inandırma yolları ve iknanın üç kanıtını oluşturan ethos, pathos ve logosun basit anlamda karşılıkları şunlardır: Doğmuş, E. (2022: 99)
- Ethos: Hatibin karakterine ilişkindir.
- Pathos: Hatibin dinleyicilerde uyandırdığı duygulardır.
- Logos: Konuşma içindeki gerçek ya da gerçeğe benzerlik gösteren inandırma yollarını içerirken kapsamı, kanıtlama ve mantıktır.
Buradan hareketle herhangi bir olgunun medya organları aracılığıyla (hatip) kitlelere duyurulmasında “pathos” duygu yükü olması durumunda iletinin "Bilgilendirme", "Yönlendirme" (manipüle etme) ayrımı toplum nezdinde net olarak yapılamamaktadır. Bu durum da basının “doğru, tarafsız” ilkesine tezat oluşturmaktadır.
Aracı organ ise aşağıda McNair’in "Politik İletişimin Elementleri" modelinde görüleceği üzere -konu bütünlüğü açısından incelenmesi önemli- medyanın vatandaş ve politika belirleyiciler arasında bir köprü görevi; iletişim için kilit bir rolü bulunmaktadır.
Şekil: An Introduction To Political Communicaiton: s.6
Şemayı Türkçeleştirerek detaylandırırsak süreç şu üç sacayağı üzerinde işler: Tepede yer alan Siyasi Organizasyonlar (hükümetler, partiler ve baskı grupları); kendi programlarını, vaatlerini ve reklamlarını "Halkla İlişkiler" (PR) çalışmalarıyla medyaya aktarır. Merkezdeki Medya ise bu ham enformasyonu işleyerek Vatandaşa ulaştırır. Vatandaşın tepkisi ise sisteme çoğunlukla sadece "Kamuoyu Yoklamaları" (Anketler) ile geri döner.
Bu hassas denge medya erklerinin "Halkı yönetenleri savunmak değil; halkın haklarını savunmak" (Spielberg, 2017, 1:15:30) ilkesine aykırı düşmemesi için elzemdir. Kapani’ nin "belirli bir zamanda, belirli bir tartışmalı sorun karşısında, bu sorunla ilgilenen kişiler grubuna veya gruplarına hakim olan kanaat" olarak tanımladığı kamuoyunun (1992:147), oluşması sürecinde medyanın mensup olduğu ilkeleri bağımsız ve tarafsız olarak iletmesi sürecinin etkin olarak işlemesi açısından göz ardı edilemez bir durumdur.
Dolayısıyla basın yayın organlarının bu ayrımı tam anlamıyla gözetmesi gerekmektedir. Şemada medya ile vatandaş arasındaki akışta görülen 'Reportage' (Haberleştirme) ve 'Analysis' (Analiz) unsurlarının, gerçeğe dayalı Logos (Mantık/Kanıt) zemininde kalması beklenirken; 'Editorials' (Başyazılar) ve 'Commentary' (Yorum) gibi alanların, kitleleri yalnızca Pathos (Duygu) üzerinden sürükleyen bir manipülasyon aracına dönüşmemesi, demokrasinin sağlığı açısından kritiktir.
Buradan hareketle sizce "Günümüz demokrasilerinde medya ve güç arasındaki bağlantılara dair neleri yansıtmaktadır?" (Waisbord, 2000).
KAYNAKÇA:
Doğmuş, E. (2022). Siyasal İletişim Ve Dijital Halkla İlişkiler Temelinde Aristoteles’in Retorik Yaklaşımı: Siyasi Liderler Üzerinden Bir Analiz. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi(20), 92-120.
Kapani, M. (2021). Politika bilimine giriş. Serbest Kitaplar.
McNair, B. (2017). An introduction to political communication. Routledge.
Spielberg, S. (Yönetmen). (2017). The Post [Film]. 20th Century Fox; DreamWorks Pictures; Amblin Entertainment; Participant Media.
Waisbord, S. R. (2000). Watchdog journalism in South America: News, accountability, and democracy. Columbia
University Press.
