Modern(!?) dünya, asırlardır bize "evrensel insan hakları", "seküler ahlak" ve "uluslararası hukuk" masalları anlattı….

İlahi referansları hayatın dışına iten, ahlakı ve adaleti meclis çoğunluklarına, rasyonalizme ve insan aklına emanet eden Batı; inşa ettiği bu seküler sistemin "en kusursuz" düzen olduğunu iddia etti….

Fransa sokaklarından yükselen özgürlük sloganları, insanlığın yeni kıblesi olarak pazarlandı….

Ancak Gazze’de yaşananlar, bu yaldızlı makyajı tek bir günde kazıyıp attı….

Yıllarca Müslüman kadınların başörtüsünü "özgürlük ve laiklik" bahanesiyle yasaklayan, kendi ideolojik doğrularını devlet gücüyle zayıflara dayatan Fransa ve seküler Batı dünyası, Gazze’de on binlerce çocuk katledilirken aylarca sustu….

Ukrayna’da uluslararası hukuku anında hatırlayıp yaptırım yarışına giren modern dünya, Filistin söz konusu olduğunda güçlü bir lobinin ve jeopolitik çıkarların esiri oldu….

Dünün "evrensel ahlak" savunucuları, bugün zulmü örtbas etmek için hukuki kılıflar uydurmaktan öteye geçemedi….

İşte tam bu noktada, insan yapımı seküler ahlak sistemlerinin ne kadar kaygan, çıkarcı ve yetersiz olduğu tüm dünyaya bir kez daha ispatlanmıştır….

İlahi ve zamansız bir adalet çıpası olmayan, rüzgara ve güce göre bükülebilen her sistem zafiyete mahkumdur….

İnsan aklının, korkularının ve siyasi hırslarının ürünü olan seküler yasalar, gücü elinde bulunduranın iki dudağı arasında Gazze'nin yıkıntıları altında can çekişmektedir….

Dünya er ya da geç anlayacaktır ki; kaynağını insanın zaaflarından değil, her şeyi bilen ve zamandan münezzeh olan Allah'ın adaletinden alan, değişmez sabiteleriyle insanı kula kul olmaktan koruyan ve her çağa hitap eden yegane kusursuz hukuk sistemi İslam hukukudur….

Kaynağını bu aşkın iradeden almayan hiçbir nizam, insanlığa asla gerçek adaleti getiremeyecektir….