Siyaset, rüzgârın en sert estiği ama fırtınanın hep arkadan geldiği bir satranç tahtasıdır….
Bugünlerde Cumhuriyet Halk Partisi koridorlarında yaşananlar, tam anlamıyla baş döndüren hamlelerin, gizli restleşmelerin ve bir geleceği kurtarma ya da yok etme mücadelesinin resmi niteliğindedir….
Daha önce de açıkça ifade etmiş, bir öngörüde bulunmuştum: Özgür Özel, siyasetin kurallarını, dengelerini ve dilini bilen bir isimdir….
Benim nazarımda Özel, Ekrem İmamoğlu bagajından ve onun yarattığı gölgeden kurtulmayı başarabilecek potansiyele sahipti. Hatta Kemal Kılıçdaroğlu’nun, günü geldiğinde genel başkanlık koltuğunu güvenle devredeceği o isim olarak öngörümde yerini koruyordu….
Ancak siyasetin kulisleri, teorideki kadar steril ilerlemiyor.Şu an gelinen noktada Ekrem İmamoğlu, kendi siyasi geleceğini ve hırslarını kurtarma ümidiyle Özgür Özel üzerinde çok ağır bir baskı mekanizması kurmuş durumda….
İmamoğlu’nun Özel’e yaptığı baskının nihai hedefi de artık sır değil: CHP’den tamamen ayrılması ve yeni bir parti kurma yoluna gitmesi…
Çünkü İmamoğlu için partisinin köklü geçmişi değil, kendi çizdiği rota önemlidir…
Fakat bu hamleye karşı Kemal Kılıçdaroğlu da hamlesini geciktirmedi…
Kılıçdaroğlu, bu tehlikeli ayrışma hamlesine Özel’i Grup Başkanlığı görevinden alarak çok sert ve net bir cevap verdi…
Bu hamle, aslında Özel’i çok hızlı ve geri dönüşü olmayan bir karar vermeye zorlama stratejisidir…
Kemal Bey, kartları açık oynuyor ve "Safını seç" diyor….
Burada asıl mesele Özgür Özel’in ne yapacağıdır….
Önünde iki çok net yol var:Özgür Özel, eğer CHP’nin kurumsal yapısı içinde kalır ve bu partinin öz evladı olarak siyaset üretmeye devam ederse, önü açık bir geleceğe sahiptir….
Ancak, İmamoğlu’nun siyasi ihtiraslarının peşinden savrulmayı sürdürürse, ne yazık ki yakın siyasi tarihin sayfalarına bir başlık bile olamayacaktır. Olsa olsa o sayfaların arasında kaybolup giden aceleyle yazılmış tek bir satır olarak kalacaktır….
Çünkü acı bir siyasi gerçek var ki; İmamoğlu için kendisinden başka hiç kimse yoktur. Onun dünyasında herkes günü geldiğinde, kendi ikbali için harcanabilir birer figürden ibarettir….
Son olarak temennim ve samimi ümidim şudur: Özgür Özel’i İmamoğlu’na bağlayan, onu bu baskılara boyun eğmek zorunda bırakan o "görünmez bağlar", ortaya çıktığında utanç verici cinsten bağlar olmasın…
Özel, bu kıskacı kırıp hem kendisini hem de geleceğini bu girdaptan kurtarmalıdır. Aksi takdirde, tarih hırsların gölgesinde kalanları asla affetmez….
