Mehmet Şimşek’in Üç Yıllık “Büyük Başarısı”: Domar’ın Yüzüne Güldüğü Bir Facia…

Üç yıl önce Mehmet Şimşek koltuğa otururken ortalık “rasyonel politikalar”, “güven tazeledik”, “artık her şey yolunda” naralarıyla inliyordu….

Mucize iktisatçı gelmişti nihayet!…

Üç yıl geçti…

Geriye kalan ise utanç verici bir enkaz ve matematikle dalga geçen bir vizyon…

2020 başında 390 milyar dolar olan dış borç, Şimşek’in hünerli ellerinde 2025 sonunda 520 milyar dolara fırlamış….

Bravo!…

Kamunun 197 milyar, Merkez’in 25 milyar derken 298 milyar dolarlık aslan payı özel sektörün sırtında…

Kur şoku vurduğunda bu açık pozisyonun altında ezilecek olanlar yine milletin esnafı, sanayicisi, işçisi…

Klasik Şimşek usulü: Riski topluma, alkışı kendine…

İç borç tarafına gelince…

Kamu iç borç stoku 838 milyar TL’den 8 trilyon 755 milyar TL’ye çıkmış…

Tam 10,4 kat!..

Toplam brüt borç stoğu da 1,4 trilyondan 14,7 trilyon TL’ye dayanmış…

Rakamlar o kadar vahim ki insan “Bu kadar sıfır yanlış yazılmış olamaz” diye düşünüyor….

Yazılmamış…

Tabii “Net borç/GSYH oranı %13,6’ya düştü, ne kadar başarılıyız” diye övünenler eksik değil….

Bu oran borç azaldığı için değil, enflasyonun milli geliri şişirdiği için böyle duruyor….

Dolaşımdaki para 313 milyar TL’den 930 milyar TL’ye fırlamış….

Enflasyonla oynanan ucuz bir numara: Termometreyi buzlu suya sok, ateşi düşmüş diye sevin…

Peki bu dağ gibi borç ve faiz yükünü nasıl ödeyeceğiz?…

Buyurun, Domar Şartı’na…

Evsey Domar 1944’te çok basit bir şey söyledi: Borcunuzu ve onun katlanan faizini ödeyebilmek için ekonomik büyüme oranınız, borcun reel faiz oranından yüksek olmak zorunda….

Büyüme hızlıysa (g > r) borç yükü zamanla erir…

Büyüme yavaşsa (g < r) borç sarmalına girersiniz…

Borcu borçla ödersiniz, onun faizini yine borçla ödersiniz….

Ta ki bir gün sistem çökene kadar…

Türkiye’nin bu faiz canavarını susturması, dezenflasyonu kalıcı yapması ve OECD’ye yakışır bir ülke olması için yıllık %4,5 - %5,5 arasında kaliteli büyüme şart….

2025’te ne yaptık? …

%3,6.

Tam bir facia…

Sıkı para politikasıyla “büyümeyi boğarak” enflasyonu düşürme oyunu oynuyoruz ama Domar’a göre bu yolun sonu felaket…

Büyüme rakamı yetmiyor üstelik…

Nitelik de berbat….

Tüketimle, ithalatla, betona dayalı sanal bir şişkinlik….

Üretim, verimlilik, yüksek teknolojili ihracat nerede?…

Oralarda derin bir sessizlik….

Üç yılın özeti şu kadar net ve acı:

• Dış borç rekor kırdı,

• İç borç katlandı,

• Özel sektör kur tuzağında kıvranıyor,

• Büyüme Domar eşiğinin çok altında,

• Enflasyon hâlâ GSYH’yi makyajlayarak milleti kandırıyor…

Rakamlar yalan söylemez …

Sayın Bakan.

Siz “her şey yolunda” dediniz, matematik “yalancı” dedi…

Siz “güven geldi” dediniz, Domar güldü…

Siz “başarı” diye kürsüye çıktınız, borçlar “rezalet” diye haykırdı…

Türkiye’nin %5 civarında kaliteli, üretim odaklı büyümeye ihtiyacı var…

Bu bir “siyasi tercih” değil, matematiksel bir zorunluluktur….

Yapısal reformları, hukuku, öngörülebilirliği devreye sokmadan bu borç ve emisyon yükünün altında ezilmek de artık matematiksel bir kesinlik halini almıştır…

Üç yıllık “tarihi başarı” işte bundan ibaret…

Gerisi bolca laf, bolca sıfır ve bolca aldatmaca.…