Gerçekten tarih tekerrürden ibaret midir ?…

1958’de Adnan Menderes, muhalefetin “kin ve husumet cephesi” diye yaftaladığı oluşuma karşı “Vatan Cephesi” ilan etmişti….

Radyolarda isim isim okunan katılımcılarla, DP tabanını konsolide etme, muhalefeti yalnızlaştırma hamlesiydi bu….

Sonuç?…

Toplumu daha da kutuplaştırmak, meşruiyet erozyonu ve 27 Mayıs’ın meşhur gerekçelerinden biri olmak….

Bugün benzer bir manzara ile karşı karşıyayız…

Dün CHP’den istifa eden, öncesinde İYİ Parti’de milletvekili seçilen “Cumhuriyet kadınıyım, AK Parti’ye geçmem” demeçleri veren Nimet Özdemir Hanımefendi, AK Parti Grup Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bizzat rozet takılarak partiye alındı…

Vatan Cephesi’nin modern versiyonu gibi: Gelen herkese kapı açık, rozet hazır, fotoğraf çekilsin, taban sevinsin…

Zaten içeride Bülent Arınç gibi İmamoğlu ‘na akıl hocalığı yapanlardan seçmenin nefret ettiği Özlem Zengin ve Mustafa Şen gibilerden yeterince var…

Yıllardır her ile listebaşı tepeden inme, genel merkez kontenjan paraşütlerine yutkunup duran bir taban var…

İşte mesele...

AK Parti’nin asli tabanı, yıllardır “dava” diye, “milli irade” diye, “yerli ve milli” diye omuz verdiği bu partinin, böyle “nimet”lere kucak açmasını onaylamıyor, benimsemiyor. Bunlara “özlem”leri yok, Şen gibi çakma Mustafa’ları istemiyor…

Sokaktaki, kahvedeki, cami çıkışı selam veren o mütedeyyin, muhafazakâr, milliyetçi seçmen, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” diyor…

Dün “Atatürkçü”, “laik”, “cumhuriyet kadını” diye lanse edilen bir isim, bugün rozet alıp kürsüye çağrılıyor…

Peki ya yıllardır bedel ödeyen, haksızlığa uğrayan, “dava” için fedakârlık yapan asıl taban?..

Onlar ne olacak?..

AK Parti, bu tür transferlerle “güç” kazandığını sanıyor…

Oysa hızla kendi tabanını kaybediyor…

Çünkü siyaset sadece koltuk ve rozet matematiği değildir…

Bir partinin ana damarı, sadakatini, inancını, aidiyetini hiçe sayarak “herkese açık” hale gelirse, o parti erimeye mahkûmdur….

Vatan Cephesi de öyle olmuştu; isim listeleri radyoda okunurken toplum ikiye bölünmüş, güven erozyonu başlamıştı…

Bugün de benzer: Rozet törenleri yapılırken asıl tabanda sessiz bir küskünlük büyüyor…

Ve en ironik olanı da şu: AK Parti gittikçe “AKEPELİLEŞİYOR”, kirleniyor, ilkelerinden, duruşundan uzaklaşıyor…

Tam da bu sırada CHP, bir “arınma” operasyonu içinde…

Özeleştiri, yenilenme, gençleşme ve “eski defterleri kapatma” söylemleriyle tabanını konsolide etmeye çalışıyor…

Acaba – ironik bir tebessümle soruyorum– AK Parti’nin asli tabanı da bu kirlenmeden, bu “herkese açık Vatan Cephesi 2.0”ndan bıkıp, arınma çabasındaki CHP’ye yönelirse?…

Hazır İmamoğlu ve Özel tayfası terk etmişken?…