Tarihimiz, millet iradesiyle vesayet arasındaki o amansız mücadeleyi anlatır durur…
CHP, her zaman aynı CHP…
Tek parti devrinin o sert, tepeden inmeci ruhu hiç değişmedi…
1946’da çok partili hayata mecburen(!) geçerken yine kazanamayacaklarını bildikleri için DP’nin içini kriptolarıyla donattılar…
DP’ye yol veriyormuş gibi yaptılar…
Ama yetmedi; vesayet mekanizmaları, yargı, bürokrasi, medya ve “derin” yapılarla takviye ettiler…
On yıl sabredebildiler ancak…
Sabırları taştığında ise hınçları o kadar büyüktü ki, asarak soğutabildiler kendi öfkelerini…
Menderes’i, Zorlu’yu, Polatkan’ı…
Millet yine yüz vermedi bu zihniyete…
Sonra AP’nin içine yerleştiler. “Bir çürük elma bütün kasayı çürütür” hesabı…
Fiilen kontrol ettikleri bir partiye bile tahammül edemediler; 1971 muhtırasıyla, 12 Eylül’le darbe üstüne darbe….
Millet yine yol vermedi…
Özal çıktı, ANAP çıktı…
Millet iradesi yeniden tecelli etti…
Ama ANAP’ı da 10 yılda içinden bozdular…
90’lar o meşhur karanlık, kaotik yıllar…
Koalisyonlar, krizler, yolsuzluklar…
Millet bu sefer RP’ye ve MHP’ye yöneldi…
28 Şubat’ta yine post-modern darbe: “Post-modern” dedikleri, tankların gölgesinde iradeye vurulan pranga…
Kafalarına göre koalisyonlar kurdurdular, Refah’ı kapattılar, Fazilet’i doğurdular…
2002’de millet yine “bunlara” yol vermedi…
Erdoğan’a sarıldı…
Sandıkta yenemediler…
2007 e-muhtıra, 17-25 Aralık yargı darbe girişimi, 15 Temmuz…
Üç defa daha denediler…
Erdoğan dirayetli çıktı, millet arkasında durdu…
Baktılar olmuyor, bu sefer AK Parti’yi “Akepelileştirmek” yoluna saptılar…
İçine sızma, kadrolaşma, yapı bozma operasyonu…
Ana çekirdek CHP ve o %25’lik sadık kitle ise zaman zaman yalpalasa da kaybolmuyor…
Onlar için “baba ocağı” burası…
İdris Küçükömer’in meşhur tespitiyle: Türkiye’de sol sağdır, sağ da sol…
Batı ise Türkiye’de bizim temenni ettiğimiz türden bir “Avrupai sosyal demokrat” yapı istemez…
Çünkü o yapı zaten var ve işlevini yerine getiriyor: Milletin değerleriyle, tarihî hafızasıyla, bağımsız iradesiyle barışık bir yönetim modeline karşı set olmak…
Millet her seferinde vesayeti sandığa gömdü…
Ama vesayet de her seferinde farklı kılıklarda geri döndü…
Bazen darbe, bazen yargı, bazen medya, bazen de “içeriden çürütme”…
Bugün de aynı hikâye devam ediyor…
Farklı isimler, farklı partiler, aynı zihniyet…
Millet iradesi ise hâlâ en güçlü meşruiyet kaynağı…
Tarih tekerrürden ibaret değil belki; ama bu coğrafyada “millet-vesayet” gerilimi maalesef kronik bir hal almış durumda…
Asıl mesele, milletin bu oyunu artık kalıcı olarak bozup bozamayacağı…
Çürük elmaların kasayı ele geçirmesine bir daha izin verilmeyecek mi?..
Yoksa her 10-15 yılda bir aynı döngü mü?..
Millet cevap veriyor aslında….
Yeter ki o cevapı doğru okuyabilelim...
Yeni CHP, EKİM partisi veya başka bir şey…
%25 te değişen bir şey yok…
