Türkiye’nin dört bir yanında başıboş sokak köpekleri artık bir “sevimli kedi-köpek” meselesi olmaktan çıktı.

Halk sağlığı sorunu haline geldi.
Çocuklar, yaşlılar, kadınlar sokaklarda korku içinde yürüyor.
Isırık vakaları, kuduz riski, parazitler, trafik kazaları, sürü halinde saldırılar…

Bunlar istatistik değil, her gün yaşadığımız gerçekler. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri, bağımsız araştırmalar ve sahada çalışan hekimlerin gözlemleri ortada: Milyonlara ulaşan başıboş köpek popülasyonu, toplum sağlığını doğrudan tehdit ediyor…

Peki bu meselede Türk Tabipler Birliği (TTB) nerede?..

Halk sağlığının en öncelikli savunucusu olması gereken kurum, neden bu kadar sessiz?
Neden bilimsel verileri, sahada biriken riskleri gündeme getirmiyor?
Neden “yaşamı savunan biz hekimler” başlıklı açıklamalarda uyutulma karşıtlığı ve “kısırlaştır-yerine bırak” retoriğiyle yetiniyor da, sorunun büyüklüğünü ve insan hayatını önceleyen yaklaşımları tartışmıyor?…


Cevap, maalesef ideolojiktir.

TTB, uzun yıllardır belirli bir siyasi ve ideolojik çizginin etkisi altında. “Hayvan hakları” söylemini, Batı’daki radikal hayvansever lobilerin diliyle içselleştirmiş durumda.
İnsan hayatı ile hayvan popülasyonu dengesini kurarken, sanki sokak köpeğiyle çocuğun canı eşitmiş gibi bir yaklaşım sergiliyor.
Oysa hekimlik mesleğinin asli görevi, öncelikle insan sağlığını korumaktır…

Zoonotik hastalıklar, kuduz şüpheli temaslar, çocuklarda travma, psikolojik hasar…

Bunlar bilimsel gerçeklerdir. TTB’nin bu gerçekleri görmezden gelmesi, mesleki etikle değil, ideolojik körlükle açıklanabilir…

Bir hekim olarak söylüyorum: Hayvanları sevmek ayrı, sorumsuz popülizme alet etmek ayrıdır…

Sokaklarda kontrolsüz üreyen, agresifleşen, hastalık taşıyan binlerce köpeği “doğal denge” diye savunmak, ne bilimsel ne insani bir tutumdur…

Gelişmiş ülkelerin birçoğu bu sorunu radikal yöntemlerle (toplama, barınak, gerekli durumlarda uyutma ) çözmüşken, bizde “merhamet” adı altında ihmale, hatta sömürüye dönüşen bir düzen var…

Mama dağıtımından fon toplamaya, siyasi gösterilerden sosyal medya aktivizmine uzanan bir sektör…

TTB, eğer gerçekten halk sağlığı derneği ise, şu soruları cevaplamalıdır:
• Sokak köpeklerinin taşıdığı parazit ve hastalık yükü nedir?
• Isırık vakalarındaki artışın çocuk sağlığına etkisi?
• Kısırlaştırma + yerine bırak modelinin neden yıllardır başarısız olduğu?
• Hastane bahçelerinden parklara, okulların çevresine kadar her yeri mesken tutan hayvanların insan hayatına maliyeti?


Bunlara bilimsel, veriye dayalı cevap vermek yerine “hayvan katliamına hayır” diye sloganik tutum almak, hekimlik değildir; aktivizmdir….

Ve bu aktivizm, ideolojik bir sapmadır…

Bir hekim olarak diyorum ki: İnsan önce gelir.
Bir hekim örgütü, ideolojik körlükle değil, Hippokrates yeminiyle hareket etmelidir. Sokak hayvanları sorunu çözülmeden ne temiz bir çevre ne güvenli sokaklar ne de sağlıklı bir toplum mümkün.

TTB’yi göreve davet ediyorum: Bilimden yana olun, ideolojiden arının…

Halkın sağlığı, birkaç “sevgili” lobiden daha değerlidir…

Bu mesele vicdan meselesidir…

Ama aynı zamanda akıl ve bilim ve meslek etiği meselesidir.?