3. YAZI (Enflasyon)

İki gündür bu sütunlardan vergi adaletsizliğini, KDV ve ÖTV canavarının halkın sırtına nasıl birer kırbaç gibi indiğini tek tek yazdım, anlattım.

Ancak Mehmet Şimşek ve arkasındaki neoliberal ordusunun dar gelirliye kestiği en insafsız, en karanlık ceza henüz bitmedi.

Bugün, adalet mekanizmasını felç eden, gelir uçurumunu bir uçuruma değil adeta bir katliama dönüştüren o en sinsi düşmanı masaya yatırıyoruz: Enflasyon canavarı!

Yıllardır bas bas bağırıyorum, söylüyorum; kalkınmayı makyajlı istatistiklerle, betona gömülen paralarla hallettik ama adalet her geçen gün daha da geriye gitti.

Adil paylaşımın olmadığı bir yerde, enflasyon sadece fiyatların artması demek değildir.

Enflasyon; zengini daha zengin, fakiri ise sefil kılan, ilan edilmemiş vahşi bir devlet vergisidir.

Kanun çıkmadan, meclisten geçmeden, bir gece yarısı kararnamesi bile yayınlanmadan her sabah vatandaşın cebindeki paranın yarısını çalan gizli bir hırsızlıktır.

Bu düzende devlet, enflasyon yoluyla dar gelirliden topladığı gizli vergilerle bütçe açıklarını kapatmaya çalışıyor.

Bugün bir asgari ücretlinin, bir memurun, bir emeklinin maaşına yapılan zam daha cüzdana girmeden market raflarında, kira kontratlarında, faturalarda eriyip gidiyor.

Sermaye sahipleri fiyat artışlarını anında etiketlere yansıtıp kâr marjlarını katlarken, sabit gelirli vatandaş enflasyon karşısında her gün biraz daha eriyor, biraz daha eziliyor.

Küçük maaş revizyonları ile bu devasa soygunun önüne geçilemez.

Bu politikaları bilinçli bir ajandayla izleyen, gözünü küresel piyasalara dikip halkın feryadına kulağını tıkayan Ayemef memuru Mehmet Şimşek ile bu iş olmaz!

Şimşek’in tek derdi, enflasyonu düşürme bahanesiyle iç talebi kısmak, yani vatandaşın boğazından geçecek lokmayı azaltmaktır.

Faiz oyunlarıyla, kemer sıkma masallarıyla sadece halkın ensesine çöken bu anlayış rasyonel değil, tamamen adaletsizdir.

Acilen adalet adına hem köklü bir vergi reformu hem de bu talan düzenine dur diyecek bir yargı reformu zorunludur.

Enflasyonun yarattığı bu suni ve haksız kazançlar vergilendirilmeli, dar gelirlinin alım gücü hukuki güvence altına alınmalıdır.

Eğer bu adımlar atılmazsa, millet ile devlet arasındaki o kutsal güven ve aidiyet bağı bu şekilde çok ağır hırpalanıyor.

Vatandaş, her sabah uyandığında devletinin kendi emeğini enflasyon canavarına yem ettiğini gördükçe aidiyet duygusunu kaybediyor.

İşte bu durum, tam da kapitalizmin ve emperyalizmin istediği şeydir! İnsanları ekmek derdine düşürüp, devletine ve geleceğine olan inancını elinden almak, küresel çetelerin bu ülkeyi tamamen teslim alma stratejisidir.

Mehmet Şimşek’in ruhsuz, halktan kopuk rakamları bizi uçuruma sürüklüyor.

Bu gizli vergi düzenine, bu enflasyon zulmüne derhal son verilmelidir!