AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ ın Tepebaşı
Belediyesi’ne ilişkin yaptığı açıklamalar kamuoyunda geniş yankı
uyandırdı.
Söyledikleri doğru mu?
Evet, doğru.
Hatta eksik bile.
Çünkü Tepebaşı Belediyesi’nde bugün konuşulan iddialar ne bir haftalık
ne de bir aylık meselelerdir. Bu şehirde yaşayan herkesin uzun zamandır
kulaktan kulağa konuştuğu, fakat bir türlü üzerine gidilmeyen bir düzenin
yargı önüne taşınmasından söz ediyoruz.
Tepebaşı’nda skandallar yaşanıyor mu?
Yaşanıyor.
Peki bunlar yeni mi?
Hayır.
Aynı düzenin yıllardır sürdüğü artık herkesin malumu.
Bilinmiyor muydu?
Biliniyordu.
O halde asıl soru şu:
Bunca yıldır neden sustunuz?
Neyi savunuyorsunuz?
Yolsuzluk iddialarına batmış bir avuç şebekeyi mi?
Sahte imza iddialarını mı?
Paravan şirketleri mi?
Milletin aşevine kadar uzandığı öne sürülen kirli ilişkileri mi?
Yoksa yıllardır kurulan çıkar düzenini mi?
Ey Talat Yalaz…
Bugün yüksek perdeden konuşmadan önce dönüp kendi partinizin içine
bakmanız gerekmez mi?
Partinizin il sekreteri Yaprak Eryılmaz’a sahip çıkabildiniz mi?
Tepebaşı Belediyesi’nde tüm bunlar yaşanırken siz ne yaptınız?
Bunları bilmiyor olamazsınız.
Eğer gerçekten bilmiyorsanız, geçmişte CHP İl Başkanlığı yapmış olan
isimlere sorun; Tepebaşı’nda yıllardır nelerin konuşulduğunu size
anlatsınlar.
CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz genç, dinamik ve siyasette iddialı
bir isim olabilir. Partisine hareket getirdiği de söylenebilir.
Ancak siyaset yalnızca sert açıklamalar yapmak değildir.
Siyaset, neyi savunacağını ve ne zaman susacağını bilmektir.
Asıl sorun da burada ortaya çıkıyor.
Enerji var.
Heyecan var.
Ama siyasi birikim ve tecrübe eksikliği zaman zaman ağır basıyor.
Elbette bu eksiklikler zamanla giderilebilir.
Ancak belediyelerle, kamu kaynaklarıyla ve milyonlarca liralık iddialarla
ilgili konuşurken daha dikkatli ve temkinli olmak gerekir.
Çünkü mesele parti savunuculuğu değil, kamu vicdanıdır.
Yolsuzluğun partisi olmaz.
Kamu malına uzanan eli savunmak, hangi siyasi rozet taşınırsa taşınsın,
milletin vicdanında mahkûm edilir.
Bugün Tepebaşı’nda tartışılan sadece adli bir soruşturma değildir.
Asıl tartışılan, yıllardır dokunulmaz sanılan bir siyasi düzenin
çöküşüdür.
Ahmet abi ceketini koysa kazanır düşüncesinin bataklığa nasıl
dönüştüğünün hikâyesidir.
Yolun sonuna gelindi. AKP ilçe başkanı Serhat Tunç’un “turp’ un
büyüğü heybede dediği gibi.. Şimdilik sırada havuçlar var.
Ve görünen o ki, o düzenin üzerindeki cam tavanlar çatlamıyor.
Paramparça oluyor.
Her parçasında başka bir yolsuzluk görüntüleri çıkıyor
